<img height="1" width="1" alt="" style="display:none" src="https://www.facebook.com/tr?id=488399504648286&amp;ev=PixelInitialized" />

Berker Güven

Tiyatrocu

Kendini maceracı biri olarak tanımlar mısın?

Risk almayı severim. Genellikle bir role hazırlanırken güvenli alanımın dışına çıkmaya, bilmediğim taraflarımı keşfetmeye çalışırım. Bu da bir çeşit macera aslında. Dolayısıyla evet, maceracıyım diyebilirim.

Oyunculuk nasıl bir cesaret gerektiriyor? Sahneye ilk çıkışını ve o cesareti nereden bulduğunu hatırlıyor musun?

Sahneye ilk çıktığımda sekiz yaşındaydım. Okulun tiyatrosunda oynuyordum. O yaşlarda kimse bana sahneye çıkmanın cesaret gerektirdiğini söylememişti. Herhalde bu sonradan öğrenilen bir his. Sahneye çıkmaktan çok, sahne üzerinde kendini, oynadığın karakterin duygularına bırakmak ve onları sonuna kadar yaşamaya cüret etmek cesaret isteyen bir şey bence.

Bugüne kadar oynadığın en zor karakter neydi?

Her karakteri oynarken zorlanıyorum aslında. Zorlanmadığınızda anlayın ki bir şeyleri eksik yapıyorsunuz. Sonuçta etten kemikten bir insanın yerine geçiyorsunuz. Zorlanmamak mümkün değil. Beni en çok zorlayan Craft Tiyatro’da şu anda oynadığım “YEN” isimli oyundaki Bobbie karakteri oldu. Herhalde onun gibi bir karakteri oynamak çok az oyuncunun kaderinde vardır.

Son yıllarda İstanbul’da birçok bağımsız tiyatro grubu kuruldu. Sence bu durum izleyiciye ve tiyatroculara nasıl yansıdı?

Kesinlikle çok olumlu etkileri oldu. Her şeyden önce sansürsüz sanat yapılan alanlar çoğaldı demek bu. Ayrıca tiyatro seyircisinin artmasına neden oldu. Bu durum da tiyatro sanatçılarını daha iyi, daha yaratıcı işler yapmaya teşvik etti.

Oyuncu olmanın provokatif bir yanı olduğunu düşünüyor musun?

Her sanatın içerisinde bir miktar provokatiflik vardır diye düşünüyorum. Sanat, onu deneyimleyen insanı harekete geçirmiyorsa, düşündürmüyorsa, bir iz bırakmıyorsa o zaman yeterince sanat olmamıştır.

Genç bir sanatçı olarak kutuplaşan toplumun huzursuzluğunu hissediyor musun?

Genç bir sanatçı olmaktan öte bu dünyada yaşıyor olmak bana birey olarak huzursuz hissettiriyor. Eskiler bize hep birlik beraberliği, tartışabildiği ve özgür düşünebildiği zamanları anlatır. Genç bir sanatçı olarak benim üzerime düşen insanlara uç noktalara ayrılmanın aslında yanlış olduğunu, bölünmemek gerektiğini aktarmak.

Gelecek vadeden oyuncular arasında gösteriliyorsun. Geleceğe dair planlarından bahseder misin?

Eğer kariyer anlamında konuşuyorsak evet, gelecek vadediyorum diyebiliriz. Oyunculukla ilgilenen akranlarımın %99’unda olmayan iki tiyatro ödülüm var. Dolayısıyla ‘gelecek vadetmekten’ bir tık daha fazlasını yaptığımı düşünüyorum. Geleceğe dair planlarım arasında işimi uluslararası alana taşımak var. Bunun için çabalıyorum. Umarım bir gün olur.

En son hangi film/belgesel seni etkiledi?

“Three Billboards Outside Ebbing, Missouri” beni çok etkiledi diyebilirim. Film oturup düşünmeme neden oldu. Oyunculuk, senaryo, diyaloglar, hepsi çok iyiydi ve çok gerçekçiydi.

Belirli bir rutinin var mı? Varsa rutinin dışına çıktığında nasıl hissiyorsun?

Belirli bir rutinim yok. Spontane yaşamayı seviyorum. Rutin beni monotonlaştırıyor ve basitleştiriyor. Rutinleşen şeylerden uzak durmaya çalışıyorum.

Konfor alanından çıkmak için ne yaparsın?

Konfor alanından çıkmak gibi bir çabam yok çünkü zaten bir konfor alanında yaşadığımı düşünmüyorum. Bunu, oynadığım karakterleri sınırlarına kadar yaşayarak yapıyorum diyebilirim. Ama gün içinde oturup bir filtre kahve içmeye ve rahatlamaya hayır demem. O da lazım sonuçta.

‘Bir gün burada kalmalıyım’ diyeceğin yer neresi olur?

Henüz öyle bir yere rastlamadım. Ama Londra’yı çok seviyorum. Çok kaliteli ve sanata bakışın kaliteli olduğu, aynı zamanda da canlılığı hissettiğiniz bir şehir. Orada uzun yıllar kalmak ve deneyimlemek isterim.

Jaguar E-PACE ile sınırlarını keşfetmek üzere yola çıktın. Yolculuk nereye, nasıl hissediyorsun?

Yol nereye götürürse oraya, gerçekten düşünmek istemiyorum. Uzun yol yapmayı çok seviyorum, belirli bir rota olmaması insanı sonuca varma isteğinden uzaklaştırıyor. O zaman da sürecin tadını sonuna kadar çıkarıyorsunuz. Önemli olan sonuca ulaşmak değil, hangi süreçlerden geçip o sonuca ulaştığımız.

Hareketli bir hayatın var, temponun altından nasıl kalkıyorsun?

İnanın bana çok stresli. Ama canlı hissettiren bir tarafı da yok değil. Şu an çok gencim, o nedenle hareketli olmayı kaldırabiliyorum ve bir taraftan da hoşuma gidiyor. Ancak yıllar sonra ne olur bilemem. Şu an tam gaz devam!

Hiçbir şeye takılmadan, her zaman ileriyi hedefleyen yolda olmayı neden seçtin?

Dünyada bir sürü dert var. Ve bunları birinin anlatması, aktarması lazım. Ben bu dertlere duyarsız kalamıyorum. Ancak bu dertleri anlatabilmem için harekete geçmem lazım. İnsanlara bir şeyler aktarma ve onların hayatına dokunma motivasyonum herhalde beni yıldırmadı ve devam etmeme sebep oldu.

Berker
Güven

RÖPORTAJA GİT >

Muhsin
Akgün

RÖPORTAJA GİT >