Nov 22 2012

Kültürel Arkeoloji


Münih’in önde gelen sanat kurumlarından Haus der Kunst efsane plak şirketi ECM'in harikulade sergisiyle bir performans serisine ev sahipliği yapıyor.

Heval Okçuoğlu

1969’da çağdaş müziğin tüm türlerinin kabuk değiştirdiği bir dönemde efsanevi prodüktör Manfred Eicher tarafından kurulan ECM’in (Edition of Contemporary Music) tek amacı caz ve özellikle emprovize müziği stüdyoların kapalı kapıları ardından çıkarıp dünyaya sunmak oldu. Akustiğin zengin ve transparan dokusu ECM’in prodüksiyonları ile işitselliğin karmaşasını yepyeni bir standarda taşıdı.


Eicher’in prodüksiyonları dünyanın en olağandışı müziklerini kaydededursun, plak şirketini benzerlerinden ayıran en önemli özelliği sesin tanımına getirdiği yeni boyut oldu. ECM’in muazzam sanatçı portföyü Keith Jarrett, Chick Corea, Carla Brey, Meredith Monk, Marion Brown, Codona, The Art Ensemble of Chicago, Perotin, Machaut, Arvo Part, György Kurtag, Heinz Holliger, Steve Reich gibi nice besteciyi ve New Series adı altında bu müzikleri hayata geçiren Gidon Kremer, Dennis Russell Davies, Thomas Demenga gibi müzisyenleri  kapsıyordu. ECM’in yüksek standartları, müziğe olan yaklaşımındaki netliği ve yenilikçi bakış açısı bugün hala dünya müziğinde referans olarak gösteriliyor. Gertrude Stein’in sözleri “kulaklarınızı gözleriniz gibi düşünün” ECM’in yarattığı benzersiz dili ve bu dili senelerce geliştiren Manfred Eicher’ı ifade etmenin belki de en güzel yolu.

‘ECM – A Cultural Retrospective’ sergisi fotoğraf, ses, film, tipografi gibi formatları birbirine karıştırarak duyulara hitap eden bir alan yaratıyor. Sergi, ECM’in başarısı ve bu anlamda, görsel ve ses arasındaki karmaşık bağlantının disiplinler arası ve kültürler arası bir yaklaşımda yer bulması üzerine kurulu, tıpkı çağdaş sanat ve şiir gibi. Serginin ana eserlerinden biri Theodor Kotulla’nın ‘See The Music’ filmi. Caz müziği kaydetmenin acı verecek kadar meşakkatli olan yollarından geçerken, The Otolith (ses taşı) Group tarafından ortaya konan ve ses ile görüntü arasındaki bağı inceleyen videoyu, Jean-Luc Godard’ın ‘Nouvelle Vague’ filminin müzikleri için işbirliği yaptığı Manfred Eicher ile ECM’in sonraki yıllarına dair dokümanları da görmek mümkün. Sergideki pek çok eserde, serbest caz kültürel, politik ve sosyal gerçeklikleri evrensel anlamda yansıtan bir ayna görevi görüyor böylece çağdaş sanatın da eksenine oturtuyor.

Sergide ECM’in görsel yaklaşımı üzerine de pek çok iş mevcut. Albüm kapaklarında nadiren sanatçı resmi kullanan ve albüm kitapçıklarının içinde yayınladığı belgeselvari fotoğraflarla hikayesini kuvvetlendiren ECM’in arşivinden daha önce görülmemiş ve nadir fotoğraflar yer alıyor. Fotoğraf kullanımındaki kendine has tarzı tipografide de uygulayan ECM’in grafik tasarımdaki minimalist yaklaşımına dair de örnekler var. Fazla bilginin kirlilik yarattığı bir ortamda öne çıkma arzusundan kaynaklanan estetik kaygısı, plak şirketinin her daim desteklediği sükunete saygı mantrasının bir parçası oldu. 70’lerden 90’ların ortalarına kadar ECM ile çalışan tasarımcı Barbara Wojirsch’in işlerini görmek mümkün.


Sergiye eşlik eden fevkalade etkinlik ise bahsi geçen sanatçıların pek çoğunun yer aldığı bir konser serisisinden oluşuyor. Anouar Brahem Quartet, Meredith Monk & Katie Geissinger gibi pek çok sanatçının performansının yanı sıra 2013’de devam eden konser serisinde Evan Parker Electro-Acoustic Quartet, Stefano Battaglia Trio, Jan Garbarek & The Hilliard Ensemble gibi isimler ve daha fazlası var.


Münih’in önde gelen sanat kurumlarından ünlü Haus der Kunst’un gözü pek küratörlüğü ve ECM’in benzersiz işitsel ve estetik azmiyle ortaya konan harikulade sergi ‘ECM – A Cultural Retrospective’ oldukça nadir bir proje olarak karşımıza çıkıyor zira Almanya’nın en iyi çağdaş müzelerinden birinin bir plak şirketini büyük bir retrospektif ile onurlandırması alışıldık bir durum değil. Bu anlamda sergi oldukça şaşırtıcı bir duruşa sahip ve her zamanki gibi bu duruşu tamamiyle hakkediyor. Eğer Münih’te yaşıyorsanız, ya da yakın zamanda ziyaret edeceksiniz size söyleyebileceğimiz tek şey var: “Bazı insanlar çok şanslı.”

THE PICKS-