Oct 19 2016

Acid Pauli


Elektronik ve pop müzik tınılarının hakim olduğu 70’ler Almanya’sında büyüyen Martin Gretschmann’ın solo projesi Acid Pauli, bir kez daha İstanbul’da.

Dilan Karadağ

Türler arası köprüler kuran müzisyenler gün geçtikçe dinleyicilerin favorileri arasında daha çok yer buluyor, Acid Pauli de tam olarak onlardan biri. 1997’de ilk albümü Console’u yayınlayan Martin Gretschmann, uzun yıllar The Notwist ile çalıştıktan sonra kariyerini solo projesi Acid Pauli’yle sürdürmeye karar verdi. Son birkaç yıldır başarılı miksleriyle dünyaca ünlü birçok kulüp ve partide çalan Acid Pauli’yle 4 Kasım Babylon performansı öncesi mini bir röportaj yaptık.

 

İstanbul’dan hemen önce nerede çaldın ve buradan sonraki durağın neresi?

Tel Aviv’de çaldım, bir sonraki durağımsa Tiflis.

Bir cümleyle Selda Bağcan’ı anlatmak istersen…

Tam anlamıyla söyleyebileceğim tek şey, olağanüstü.

Daha önce de birkaç kez Türkiye’ye geldin, burada olmak sana nasıl hissettiriyor? 

Burada olmak, buradaki harika insanlarla ve arkadaşlarımla bir arada olmak beni her zaman çok mutlu ediyor.

Performanstan önce mutlaka yaparım dediğin şey?

Performanstan önce setimi kurmak dışında yaptığım pek özel bir şey yok.

Müziğinle en iyi eşleşen içki?

İstanbul’daysak kesinlikle rakı.

Acid Pauli nereye doğru yol alıyor? 

Geleceği mi kast ediyorsunuz? Bilmem, geleceği kimse bilemez.

Son zamanlarda çaldığın en iyi mekan hangisi? Ve neden?

Tel Aviv’deki The Block’u gerçekten sevdim. Çok iyi bir ortamı ve muhteşem bir ses sistemi vardı.

Gezinmekten en çok hoşlandığın şehir? 

Çoğunlukla Budapeşte.

Son dönemde en sık dinlediğin ve sevdiğin parça? Şaşırt bizi!

Mustafa Özkent, Ayaş.

Seni daima etkileyen üç müzik kahramanın?

Leonard Cohen, Ricardo Villalobos ve hayat!

THE PICKS-