Jun 10 2015

Ah! Kosmos


İstanbul doğumlu prodüktör/enstrümentalist Ah! Kosmos, nam-ı diğer Başak Günak, sesin elektronik halinin bedenler ve duvarlar arasındaki gelgitlerini ele alıyor.

Su Sonia Herring

İstanbul doğumlu prodüktör/enstrümentalist Ah! Kosmos, nam-ı diğer Başak Günak, sesin elektronik halinin bedenler ve duvarlar arasındaki gelgitlerini ele alıyor. Uzaydan gelmiş hissi veren katmanlı vuruşlar, sakin sesler ve dokularla kendisine yavaş, yankılı ve çok ritimli bir evren yaratıyor. Derin ritimler dünyada doğmuş olabilir ancak Günak onları sonsuzluk ve ötesine yaymak için üzerine düşeni kesinlikle yapıyor.

 

Kosmos ve ses ilişkisine olan ilginiz nereden geliyor, nasıl başladı?

Ah! Kosmos 3 sene evvel sanatsal çalışmalarım için kendime koyduğum isim. İki kelimenin birlikteliğinin ve bu birlikteliğin tonlamaya bağlı olarak birçok hissi yansıtabilmesini seviyorum. Müziğe olan ilgim küçük yaşlardan beri var. O yüzden başlangıcına dair net bir şey söyleyemiyorum. Tüm konsantrasyonumu ve yaşantımı bu alana yönlendirmem ise geniş bir zaman dilimine yayıldı. 

Yaratım sürecinizi planlı ve düzenli olarak mı yoksa içgüdüsel ve rastgele olarak mı tanımlarsınız?

Gündeliğimdeki çalışma sürem belli bir denge içerisinde. Gün içinde yoğun bir şekilde ses ve kompozisyonla uğraşıyorum fakat her çalışmadan içime sinen bir sonuç beklentisi içerisinde olmuyorum. Benim için o an'ın yansımasını en transparan şekilde yapabildiğim zamanları bulmak kıymetli. Bunun için de sürekli üretim içerisinde olmaya çalışıyorum. İç güdüsel olarak tanımlayabileceğim kısım bir parçanın yayınlanıp yayınlanmama kararı.Bunun yanı sıra Sosyal Bilimler alanında dersler takip etmekteyim, üretim sürecime ilham verici bir etkisi olduğunu hissediyorum.

Red Bull Music Academy’e katılım kararını nasıl aldınız, o zamandan beri neler değişti yolculuğunuzda?

Aynı mekanda benzer tutkulardaki insanların buluşması, insanın üretime ve daha birçok şeye yaklaşımında öngörülemez açılımlara imkan sağlıyor. Red Bull Music Academy'nin sunduğu üretim ve paylaşım ortamını da bu yüzden çok ilham verici buluyorum. Diğer müzisyenlerle üretim yapmak, sıkı sıkıya tutunduklarınızı görme imkanı sağlıyor ve bunları bırakmak durumunda kalabiliyorsunuz. Bu da sizi konforlu alanınızdan çıkarıp yepyeni şeylerin ortaya çıkmasına alan açıyor.

İlginizi çekebilir: Dave Harrington Röportajı

Çok çeşitli şehirler ve festivallerde performans gösterdiğinizi biliyoruz buna rağmen Sonar’da sahne alacak olmak nasıl bir duygu?

Her performans kendi dinamikleri içerisinde beklenmedik şeyler doğurma potansiyeli taşıyor. Bu yüzden, mekan fark etmeksizin performans yapmaktan  büyük keyif alıyorum. Sonar ve öncesinde gerçekleşecek Avrupa turnesi için  de çok mutluyum. Aynı zamanda Sonar, line-up'ındaki sanatçılar sebebiyle de çok yakından takip ettiğim bir festival. O sene üretimlerini paylaşmış güncel isimlerin de performanslarını izleme imkanı sağlayan güçlü line-up'lar sunuyor. Bu sene Sonar'daki Arca'nın yapacağı performansı merak ediyorum. 

Geçmişten veya günümüzden işbirliği yapmak istediğiniz sanatçılar kimler?

Gordon Matta-Clark'la ortaklaşmak isterdim.

Dijital çağın müziğe etkileri sizce neler? Ah nerede o eski günler mi yoksa yaşasın teknoloji mi?

Geçmişe nazaran sanatçının üretiminin yayınlanmasında plak şirketleri,distribütörler gibi aracı medyumlara zorunlu olmaması büyük avantaj. Fakat bu kolaylığın dinleyiciye ulaşma sorunsalını ortadan kaldırdığı söylenemez. Günümüzdeki streaming endüstrisi kapsamında sanatçının sorumluluğunun ne olduğu, sanatseverin sorumluluğunun ne olduğu ve sanatın neoliberal koşullardan nasıl özgürleşebileceği konusunu tartışmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Üretim kısmındaysa kayıt sürecinden bakarsak, en basitinden "undo" tuşunun gelmesi çok büyük kolaylık sunmuş. 

Önümüzdeki yıllarda sizden neler bekleyelim?

Ses alanındaki üretimlerimi paylaşamaya devam edeceğim. Bunun yanı sıra farklı alanlardan sanatçılarla da ortaklaşa yürüttüğüm çalışmalar sürecek. Geçtiğimiz sene içinde görsel alanda Gözde İlkin'in yerleştirmesi için, dans alanında Çıplak Ayaklar Kumpanyası'nın "Kız Doğdu" işi için müzik ürettim, Gizem Aksu'yla da konsept ve koreografisini kendisinin üstlendiği "Şimdi Düşünüyorum da Senin İçin Yok Olmak Ne Zor Olurdu.nun performanslarını yaptık. Bu performansla önümüzdeki sene Advancing Performing Art Project'in daveti aracıyla Berlin, Antwerp ve Zagreb'de 8 haftalık residency programına katılacağız.

İlginizi çekebilir: Thurston Moore Röportajı

THE PICKS-