Feb 06 2017

Almanya’nın Şatoları


Almanya’nın en güzel yedi şatosu mercek altında.

Elvin Vural

Uzak diyarlar, egzotik ülkeler eskiye kıyasla çok daha yakın ve ulaşılabilir artık ama gezginlerin geçmişe, mimariye duydukları tutku azalmıyor. Haliyle dünyanın eski topraklarından Avrupa, seyahat trendlerinden bağımsız olarak 'her dönemin favorisi' olmaya, ziyaretçilerine her seferinde farklı hikayeler anlatmaya devam ediyor.

Avrupa'nın en geniş yüz ölçümüne sahip ülkelerinden biri olup kültürel birikimini, estetik anlayışını doğal güzelliklerle birleştirerek kıtanın göbeğinde bir cazibe merkezi olmaya devam eden Almanya'da ise gözler şimdi şatolarda.

Popüler kültürde hala önemli bir rol oynayan, mistik edebiyatın yapı taşı şatolar, aslında çok daha ciddi ve gerçek sorunların öznesi oldular yüzyıllar boyunca. Kontların, düklerin ve kralların elinde yer değiştire değiştire, derebeylerin hüküm sürdüğü Orta Çağ’dan günümüze kıtanın çehresini şatolar belirledi ve Avrupa tarihi şatolar etrafında dönen siyasi hesaplar, patlayan toplar, zaferler ve yenilgilerle şekillendi.

Günümüzde ise bu şatolar, kültür turizminin en çok tercih edilen destinasyonları arasında yer alıyor. Şatoların en çok bulunduğu ülkelerden biri olan Almanya her yıl yüzbinlerce Orta Çağ, mimari ve masal meraklısını kendine çekiyor. Şatoların hepsi birbirinden güzel ama bazıları diğerlerinden şöyle birkaç kallavi adım daha önde.

 

Schloss Neuschwanstein

Nerede: Schwangau, Bavyera

Ne zaman inşa edildi: 19. yüzyıl

Günümüzdeki işlevi: Müze

Disney başta olmak üzere birçok filme, üretime esin kaynağı olmuş, adını bilmeyenlerin bile 'şato' dendiğinde zihninde canlanan imge... Evet, Almanya'nın güneydoğusunda bulunan Schloss Neuschwanstein'dan bahsediyoruz. Adında geçen 'Schwan' yani 'kuğu' gibi bembeyaz bu şato, Romanesque Revival mimari üslubuyla 19. yüzyılda inşa edilmiş.

Bavyera Kralı II. Ludwig tarafından bir nevi inziva yeri olarak inşa ettirilen Schloss Neuschwanstein, kralın hayatını kaybettiği 1886 yılından çok kısa bir süre sonra ziyarete açıldı. O günden bu yana 61 milyondan fazla insanın ziyaret ettiği şatonun özellikle yazın günlük ziyaretçi sayısı 6 binin üzerlerine kadar çıkabiliyor. Şato Noel ve yılbaşı haricinde yılın her günü ziyaret edilebiliyor. Yapı bünyesindeki devasa boyutlu iki ziyafet salonu ile II. Ludwig’in içine kapanık, gizemli hallerinin tezahürü olan yapay mağara mutlaka görülmeli. Her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip şato, Almanya’nın insanın içine işleyen soğuğuna dayanabilecek turistlere özellikle karlar altında tarif edilemez manzaralar sunuyor.

 

 

Schloss Lichtenstein

Nerede: Tübingen, Baden-Württemberg

Ne zaman inşa edildi: 14. yüzyıl

Günümüzdeki işlevi: Müze

Schloss Lichtenstein'ın şato denince akla gelen ilk yerlerden olması ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmesi kesinlikle şaşırtıcı değil!

Masal sayfalarından fırlamış gibi duran bu küçük ama muazzam güzellikteki şato, Gothic Revival mimari üslubuna mensup. Muadillerine göre küçük olan şato öyle dik bir kayalığın üzerinde duruyor ki bir anda uçurumdan aşağı yuvarlanacak diye korkmamak elde değil. İşin aslı ise tabii ki böyle değil. 17. yüzyılda Türklerle savaşırken hayatını kaybeden son Lichtenstein kontuna kadar hanedanın evi olan Schloss Lichtenstein, tarih boyunca birçok kez ele geçirilmeye çalışılmış ve coğrafi avantajı sayesinde bu saldırıların büyük bir çoğunluğuna göğüs germeyi başarmış. İlk izlerine 14. yüzyıla ait kayıtlarda rastladığımız Schloss Lichtenstein’ın, 19. yüzyıla geldiğimizde ise bir harabeden fazlası olmadığını biliyoruz. Şatonun habis kaderi, Kont Wilhelm’in şatonun ilk halini merak etmesi ve 1842 yılında tamamlanan tepeden tırnağa bir restorasyon projesini hayata geçirmesiyle değişmiş. Halen sapasağlam ayakta duran Schloss Lichtenstein, günümüzde müzeye dönüştürülmüş durumda ve çatısı altında edisyonsuz tablolardan renkli cam eserlere, Orta Çağ’dan kalma savaş aletlerine kadar birçok ürün sadece görülmüyor, aynı zamanda satın da alınabiliyor. Aralık ve ocak aylarında kapalı olan şatoyu şubat, mart ve kasım aylarında hafta sonları ve tatil günlerinde, geri kalan aylarda ise her gün ziyaret etmek mümkün.

 

 

Burg Eltz

Nerede: Münstermaifeld, Rhineland-Palatinate

Ne zaman inşa edildi: 1540

Günümüzdeki işlevi: Müze ve Eltz ailesinin evi

Peri masallarındaki o romantik şatoları unutun. Her ne kadar göz alıcı bir mimariye sahip olsa da Burg Eltz, estetik veya romantik kaygılarla değil, tamamen korunma ve savunma amaçlı olarak, Eltz kontlarının soyunun hayatta kalabilmesi için inşa edilmiş.

Avrupa'nın gördüğü savaşlarda Ren nehrinin Batı tarafında olup da yıkılmamayı başaran sadece üç şatodan biri Burg Eltz ve tam 33 jenerasyondur, yani 1000 yıla yakın süredir aynı aileye ait. Yıllar geçtikçe el değiştirmemesi sayesinde ilk zamanlarındaki formunu neredeyse birebir koruyan bu şato, 70 metre yükseklikteki bir kaya yığıntısının üzerine kurulmuş. İnşaatı 1540 yılında tamamlanan şatonun temelleri ise çok daha önce, 12. yüzyılda atılmış.

Öyle yaptırılıp da kullanılmayan bir şato değil burası. 100'e yakın odasında, 100'den fazla hanedan üyesinin aynı anda ikamet ettiği günler de geçirmiş bir ev aslında Burg Eltz. Uzun yıllar boyunca hanedana mensup üç aile tarafından yönetilen şatoyu, 1815 yılında bu üç aileden biri olan Kempenichler satın almış. Şatonun günümüzde ziyarete açık olan kısımları, diğer iki aileye ait olan bölümler ve Kempenichler halen şatoda yaşamaya devam ediyor.

Yükselti avantajı ve etrafını sarmalayan orman, Burg Eltz'i ana yolların dışında bırakıyor ve şatoya giden o ince yol, yürüyenler için hem ruhani bir yolculuğa hem de doğayla tam olarak bütünleşme fırsatına dönüşüyor. Sadece mimariyle değil Feodal Avrupa'nın zenginlikleriyle de ilgilenenler için Burg Eltz göz kamaştırıcı objeleri bünyesinde barındırıyor. Şatonun hazine bölümünde ailenin porselen, altın ve gümüşten paha biçilemez objelerden oluşan muazzam koleksiyonu sergileniyor. 

Duyunca pek şaşırmadık ama efsaneye göre Burg Eltz, hayaletler tarafından istila edilmiş. Şatonun asırlar önceki misafirleriyle karşılaşmaktan korkmuyorsanız, şimdi kış tatilinde olan Burg Eltz'i nisan-ekim ayları arasında ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Schloss Babelsberg

Nerede: Potsdam, Brandenburg

Ne zaman inşa edildi: 1849

Günümüzdeki işlevi: Müze

Şato görmek için şehir dışına çıkmaya, dağlara tırmanmaya her zaman gerek olmayabilir. O zaman sizi Almanya'nın belki de en etkileyici şatolarından birine, Berlin’e çok yakın olan Potsdam’da bulunan Schloss Babelsberg'e alalım. Kayzer 1. Wilhelm'in 1833 yılında şatonun bulunduğu noktada durup neden burada bir şato inşa ettirmek istediğini anlamak zor değil. Bahçe ve peyzaj düzenlemesinde İngiltere'den esintiler taşıyan, Havel nehri kıyısındaki bu şato, ileride görünen Glienicke Köprüsü'nü de arkasına alıyor ve bakan kişi için muazzam bir manzara oluşuyor.

Sivri kavisli pencereleri, bitişik kuleleri ve mazgallarla bezenmiş duvarlarıyla Tudor stilinin en başarılı örneklerinden biri olmuş şato, Berlin’deki birçok yapının da mimarlığını üstlenen mimar Karl Friedrich Schinkel'in en güzel eserlerinden biri.

1990 yılından beri UNESCO'nun dünya mirası listesinde yer alan şatonun, 2013 yılında başlayan restorasyonu sonrası nasıl olacağını merak etmeden edemiyoruz.

 

 

Schweriner Schloss

Nerede: Schwerin, Mecklenburg-Vorpommern

Ne zaman inşa edildi: 19. yüzyıl

Günümüzdeki işlevi: Müze ve parlamento

Birçok şatonun aksine Almanya’nın en kuzey bölgelerinden birindeki Schweriner Schloss, ülkenin üçüncü en büyük gölü olan Schwerin gölünün üzerindeki küçük bir adanın üzerinde. Berlin'den çok da uzaklaşmadan şato deneyimini yaşamak isteyenler için mükemmel bir alternatif sunan, yüzyıllar boyunca Mecklenburg ve Mecklenburg-Schwerin düklerinin yönetiminde kalan şato, günümüzde ayrıca eyaletin parlamentosunun da toplandığı yer.

Schweriner Schloss'a bakıp da 16. veya 17. yüzyıldan kalma bir şatonun karşısında durduğunuzu düşünmemek gerçekten çok zor ama şatonun gerçek inşa tarihi 19. yüzyıldan önce değil. Eski çağların mimari yaklaşımlarını günümüzdekilerden daha güzel bulan bir yaklaşımla inşa edilmiş bir şato Schweriner Schloss.

Fransa'nın Loire bölgesindeki saraylardan esintiler taşıyan şatonun kökleri ise bölgenin Slav halkları tarafından yönetildiği 10. yüzyıla kadar gidiyor. 14-18. yüzyıllar arasında şatoda yaşamış olan soyluların portrelerinin yer aldığı koridor ve Versailles bahçelerinden esinlenilerek yapılmış bahçeler, görmeye değer.

 

 

Schloss Braunfels

Nerede: Braunfels, Hesse

Ne zaman inşa edildi: 1246

Günümüzdeki işlevi: Müze

Ev olsun diye inşa edilmiş bir başka şato da Lahn vadisine bakan Schloss Braunfels. 800 yılı aşkın süredir Solms kontlarının yaşadığı bu şato, hala aynı aile tarafından yönetiliyor.

Bir kaya yığınının tepesine inşa edilmiş Schloss Braunfels, kışın da ziyaret edilebilen az sayıdaki şatodan biri. Günümüzde şato, opera başta olmak üzere birçok sanat ve sahne etkinliğine de ev sahipliği yapıyor.

Adı arşivlerde ilk kez 13. yüzyılda geçen Schloss Braunfels'in en dıştaki surları 14. yüzyılda icat edilen uzun menzil toplardan savunmak için inşa edilmiş. 1679 yılında büyük bir yangın geçiren şato, 17. ve 18. yüzyıllarda Barok bir dış görünüme sahip olmuş. 1845'te avcılığa düşkünlüğüyle tanınan Ferdinand'ın radarına giren şato, yeni düzenlemelerle Neo-gotik bir görünüm almış. Günümüzdeki kuleli, cumbalı, çıkmalarla bezeli şairane siluetine ise 1889 yılında Prens Georg'un isteği üzerine kavuşmuş.

Orta Çağ meraklılarını tahmin edecek kapasitede bir silah, elbise, seramik ve mücevher koleksiyonuna sahip olan Schloss Braunfels, Hollandalı usta ressamlardan van Eyck'in de başyapıtlarına ev sahipliği yapıyor.

 

 

Burg Altena

Nerede: Altena, Nordrhein-Westfalen

Ne zaman inşa edildi: 1100'ler

Günümüzdeki işlevi: Hostel ve müze

Bir yamaç şatosu olan Burg Altena, Almanya'nın en eskilerinden. Rengi özellikle geceleri iyice koyu bir hal alan, sivri kulelere, yüksek duvarlara sahip bu ürkütücü şato, 12. yüzyılda Berg kontları tarafından hanedanın kalıcı evi olmak üzere inşa edildi. Öyle de oldu ve Burg Altena bir yüzyıl boyunca Berg hanedanının yuvası oldu. Hanedanın 1198 yılında Hamm şehri yakınlarındaki Marck Kalesi'ni ele geçirmesinin ve 'Marck kontları' adını almasının ardından Burg Altena, bir süre boş kaldı ve hanedanın seyrek olarak ziyaret ettiği bir nevi depo işlevi görmeye başladı.

Feodal düzenden sağ çıkmayı başaramayan Marck Hanedanı 1609 yılında tarih sahnesinden silinince, Burg Altena önce Brandenburg-Prussia yönetimindeki bir askeri garizon olarak hizmet verdi, ardından eyalet hapishanesine dönüştürüldü. Bir süre de hastane olarak kullanılan Burg Altena, 1912 yılında günümüzdeki işlevine kavuştu. Öğrencilerin okul gezileri esnasında konaklayacakları ucuz ve güvenli yerlerin yokluğunu fark eden Richard Schirrmann, işte burada devreye giriyor. Bu idealist öğretmen, bu eksikliği gidermek için bir destek kampanyası başlattı ve tahmin ettiğinden çok daha fazla para topladı! Elindeki bütçeyle yüzünü Burg Altena'ya çeviren Schirrmann, tarihe tanıklık etmiş bu yapının önce restorasyonunu üstlendi, ardından dünyanın ilk youth hostel'ini burada açtı.

Tarih kokmak bir yana tarihin ta kendisi olan bir yerde konaklamak isteyenler içinse güzel bir haberimiz var: Burg Altena'da konaklamak halen mümkün, üstelik bunun için bir servet ödemeye de gerek yok.

THE PICKS-