Oct 28 2016

Almodóvar’ın Madrid’i


Renkleri, karakterleri, hikayeleriyle erkek egemen dünyadan uzak bir sığınak işlevi gören Almodóvar filmlerinin sonuncusu Julieta vizyonda. Yönetmenin filmografisi üzerinden onun Madrid’ine baktık.

Dilan Karadağ

Julieta vizyonda. Film, kendini “yazı yazan bir ev hanımı” olarak tanımlayan Alice Munro’nun hikayelerine dayanıyor ve Almodóvar sinemasının kadınları arasına iki yeni isim daha kazandırıyor: Julieta’nın orta yaşını oynayan Emma Suarez ve gençlik yıllarını canlandıran Adriana Ugarte. 

Kırmızının tutkusu ve mavinin tedirgin eden hissi Almodóvar filmografisine eşlik eden iki ana unsur. Ve Madrid… İspanyol yönetmenin yarattığı tüm renklerin ev sahibi. Almodóvar arada bir Barcelona ya da Toledo’yla flört etse de her seferinde rotayı Madrid’e çevirdi. Almodóvar’ın Madrid’i koca bir dosya konusu fakat şimdilik bir listeye sığdırabildiklerimize yer verdik. 

El Rastro Bit Pazarı, Barrio de Ebajadores

Almodóvar, 17 yaşında Madrid’e ilk kez geldiğinde her pazar El Rastro’da çalışırmış. Sinemasının ilk elementlerini izlediğimiz Labarinto de Pasiones (İhtiras Labirenti, 1982) bu pazarda açılıyor. Madrid’in merkezinde yer alan El Rastro, Avrupa’nın en eski ve büyük bit pazarlarından biri. Her pazar ve resmi tatil günlerinde, 09.00-15.00 arası açık olan pazara gidin ve yaklaşık 3500 tezgah arasında kendinizi kaybedin. 

Museo Chicote, Gran Via

Mujeres Al Borde de un Ataque de Nervios (Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, 1988) ve Los Abrazos Rotos (Kırık Kucaklaşmalar, 2009) mekanlarından biri Museo Chicote. Yıllar boyunca Hemingway, Grace Kelly, Sophia Loren gibi isimleri ağırlayan bar, hala çekiciliğini koruyor. 100 üzerinde dünya kokteylinin ilk kez burada tadıldığını belirtirsek yeterince açıklayıcı olacaktır. 

Plaza Mayor, Calle Mayor

Almodóvar’ın favori oyuncularından Marisa Parades’in başrolde olduğu La Flor de mi Secreto’nun (Sırrımın Çiçeği, 1995) dans sahnesini hatırlayan var mı? Sabahın erken saatlerinde muhteşem bir mimariyle çevreli meydanda dans eden Joaquín Cortés’i unutmak pek mümkün değil.

Cine Doré, Calle Santa Isabel

Almodóvar’a En İyi Özgün Senaryo Oscar’ı kazandıran rahatsız edici ve dokunaklı filmi Hable con Ella’da (Konuş Onunla, 2002) geçiyor Cine Doré. Bu şeftali rengi sinema salonu, 1920’lerde Salon Dore olarak açılmış ve yıllarca Madrid’in en lüks sanat alanlarından biri kabul edilmiş fakat zamanla bir mahalle sinemasına dönüşerek bir süre sonra kapanmış. 89’da yenilenerek tekrar açılan Cine Doré’de pazartesi hariç her akşam klasikler, orijinal diliyle yabancı filmler, belgeseller ve bağımsız filmlerin gösterimleri yapılıyor. 

Cementeria de la Almudena

Neoklasik Madrid anıtlarıyla çevreli Almudena, Batı Avrupa’nın da en büyük mezarlığı. Almodóvar pek çok filminde buraya kısa ziyaretlerde bulunuyor fakat Penélope Cruz başta olmak üzere Almodóvar’ın tüm kadınlarının harikalar yarattığı Volver (Dönüş, 2007) ve Carné Trémula’da (Çıplak Ten, 1997) daha geniş yer buluyor. 

 

 

Plaza Mayor, La Flor de mi Secreto

Museo Chicote, Los Abrazos Rotos

Cine Doré, Hable con Ella

THE PICKS-