Dec 06 2017

Aralık Ayı Sergileri


Yeni yıla, İstanbul'da sanat dolu bir aralık ayı ile hazırlanıyoruz!

Elif Bayram

2017'ye damgasını vuracak son sergiler, İstanbul'un aralık ayı sanat rotasını çiziyor. 

Daha fazlası Bone Aralık sayısında!

FÜREYA

18 Ocak’a kadar

Sıraevler Akaretler E-F Blok, İstanbul

Yenilikçi ve özgün anlayışıyla seramik ve mimari birlikteliğinin en iyi örneklerine imza atan Füreya Koral’ı anmak ve anlamak için 18 Ocak’a kadar Sıraevler Akaretler’e bekleniyorsunuz. Karoly Aliotti, Nilüfer Şaşmazer ve Farah Aksoy küratörlüğünde düzenlenen sergi, Füreya Koral’ın seramik sanatına olan tutkusu ve sanatçının iç dünyasına odaklanıyor. Sergide yalnızca Koral’ın sanat hayatı boyunca ürettiği seramik nesneler, objeler, porselenler ve duvar panoları değil; aynı zamanda sanatçının ilham kaynaklarına keşfe davet eden kişisel eşyaları ve fotoğrafları da yer alıyor. Sanatın iyileştirici gücünü Füreya Koral’ın dünyası ile keşfetmek ve ilham almak için sanat rotanıza ekleyin.

 

Louis Kahn’a Yeni/den Bakış

7 Aralık 2017 - 4 Mart 2018

Pera Müzesi

Pera Müzesi sezona 20. yüzyıl dünya mimarlığının önemli aktörlerinden Louis Kahn’ın yapıtlarına ve sanatsal çalışmalarına odaklanan “Cemal Emden Fotoğraflarıyla LOUIS KAHN’A YENİ/DEN BAKIŞ” sergisi ile merhaba diyor. Sergi, Amerikalı mimar, düşünür ve sanatçı Louis Kahn’ın yapıtlarına ve sanatsal çalışmalarına odaklanıyor. Seranit Grup sponsorluğında düzenlenen serginin küratörlüğünü mimar N. Müge Cengizkan, tasarımını ise Bülent Erkmen üstleniyor. Mimar ve fotoğraf sanatçısı Cemal Emden’in belgelediği ve Kahn’ın yapılarına yeni bir bakış sunan fotoğrafları merkezine alan sergi, Kahn’ın tüm yaşamını geçirdiği, çalıştığı ve eğitmenlik yaptığı Pensilvanya, Dakka ve Ahmedabad’da bulunan mimari yapıtlarına ait çizim ve fotoğrafların yanı sıra seyahat eskizlerini bir araya getiriyor. Sergi, Louis Kahn’ın çok yönlü kişiliğini gözler önüne sererken, sanatçının Türkiye’deki bu ilk sergisi kapsamında, Amerika’da öğrencisi olmuş Orta Doğu Teknik Üniversitesi kökenli mimar-eğitimcilerin deneyim ve düşüncelerini paylaştıkları röportajlar da izleyiciyle buluşuyor.  “Cemal Emden Fotoğraflarıyla LOUIS KAHN’A YENİ/DEN BAKIŞ” sergisine eşlik eden ve yine tasarımını Bülent Erkmen’in gerçekleştirdiği katalog, N. Müge Cengizkan, Jale Erzen, Ahmet Gülgönen, Gönül Aslanoğlu Evyapan, Neslihan Dostoğlu, Cengiz Yetken, Yıldırım Yavuz, Orhan Özgüner’in metinlerini bir araya getirmenin yanı sıra,  Kahn’ın Türkçeye ilk kez çevrilen önemli metinlerini de içeriyor. 

Hasan Pehlevan, Formicarium

15 Aralık’a kadar

Pg Art Gallery, İstanbul

Karıncaların yaşam alanıyla, insanın yaşam alanı ne kadar benzer olabilir? Adını Latinceden gelen formi (karınca) ve carium (yaşam alanı) kelimelerinin birleşiminden alan sergide Hasan Pehlevan, karıncaların davranışlarını incelemek üzere tasarlanmış olan formicarium’u insanın yaşam alanlarına uyarlamaya çalışıyor. Sanatçı bu sergideki işlerinde insanın temel yaşam biçimleri üzerinden kentsel dönüşüm, barınma, yıkım ve kültürel göç gibi özellikle son yılların üzerinde çok tartışılan konularına odaklanıyor. Pehlevan, yapmış olduğu duvar resimleriyle de bir kentin belleğinin yok oluşunu kaydediyor.

Yusuf Sevinçli, Oculus

15 Aralık–27 Ocak

Galerist, İstanbul

Çoğunlukla Fransa ve Türkiye’de çekilmiş siyah-beyaz analog fotoğraflardan oluşan sergi, ismini kubbelerin merkezinde bulunan küçük dairesel veya oval pencere ya da yuvarlak delik anlamına gelen, eski Roma’ya özgü mimari bir terimden alır. Oculus: Karanlık olan bir iç mekana, yoğun bir ışık demetinin girmesine olanak sağlar ve böylelikle gölge ve ışık dünyaları arasında bir eşik oluşturur. Sevinçli’nin imgelerinde, kendimizi ışığın, anlamın ve güzelliğin, erişilmez biçimde, bir anlığına geçip giderek hafızaya yerleştiği gölgeler dünyasında buluruz. Sanatçının eserlerindeki imgeler, muğlaklık ve metafor bakımından zengin birer hayal halidir; Bir çiçek silüeti, epik ve mimari bir hal alırken sanat yapma faaliyetinin sıradan bir kaydı, koyu renk zemine çizilmiş beyaz bir daire, esrarlı bir anlama bürünür. Bir kadın, kendi tenini çekiştirir, bir diğerinin ise gözleri ışıldar. Kollarını uzatmış, başı bizden gizlenmiş hareket halinde bir adam; belki dans etmekte veya düşmektedir. Bir diğerinde ise basamaklar aydınlığa ve hayale doğru tırmanmaktadır. Sevinçli’nin fotoğrafları estetik ve şiirsel bir zekaya sahiptir. Bunlar gerçekten var olan şeylere ve yerlere ait görüntülerdir. Ancak analog fotoğrafçılık sürecinin; fotoğraf karesinin çerçevelenişi, negatifin manipülasyonu, baskının kalitesi gibi zarif tesadüfleri aracılığıyla ifade bulan sanatçı gerçekliği hayalsi kılar.

Alpin Arda Bağcık, Kırmızı Reçete 

30 Aralık’a kadar

Zilberman Gallery, İstanbul
Sağlık Bakanlığı tarafından bağımlılık yapıcı ilaçların kötüye kullanımını engellemek amacıyla oluşturulan kırmızı reçeteyi kavramsal bir zemine oturtan sergide medyanın kırmızı reçeteye bile gerek duymadan paylaştığı haberler ele alınıyor. Sergide bilginin çoğalarak bozulmasının olası sonuçları, uyutucu, uyuşturucu bir etkiyle kendini gösteriyor. Gerçeklik, gerçekliğin temsili ve inşa edilmiş gerçeklik algısının peşine düşen bu sergide, Bağcık daha önceki çalışmalarına paralel şekilde, çalışmaların isimlerini bu defa anksiyeteye bağlı uykusuzluk için verilen uyku ilaçlarının isimleriyle eşleştiriyor. Sergi, Bağcık’ın "Uyuyan Çocuk" isimli otoportre işiyle açılıyor. Bu çalışmada, sanatçının kendisini dinlediği haberler karşısında uykuya dalmışken görüyoruz.  Tüm bu kurgusal ve manipüle edilmiş imajların yanı sıra iki ayrı çalışma da yeniden yaratılmış gerçeklik algısını temsil ediyor. Bu çalışmalar, "dünyayı yöneten gizli güçler" düşüncesi gibi bizleri algıda kolaycılığa sürükleyen fakat aksini iddia etsek dahi kanıtlayamayacağımız bir inanışın kanıtı gibi ön plana çıkarken izleyicileri en başta gerçekliği sorgulanması gereken bir olgunun normalize olması üzerine de düşünmeye davet ediyor.

Sümer Sayın, Oyunbozan

30 Aralık’a kadar
Depo, İstanbul

Bilgi ve algının sistematik olarak kontrol edilmeye çalışıldığı bir dünyada gerçeklik ile yanılsama arasındaki sınır flulaşır. Bize sunulan kalıpların ötesinde bir algı deneyimi için kendi yöntemlerimizi yaratırız. Böylelikle oyun, algının aracı haline gelir. Her oyunun kuralları olduğu gibi yanılsama da kendi kurallarıyla var olur. Sümer Sayın “Oyunbozan” isimli sergisinde “oyun”un kurallarına müdahale eden ve sınırlarını esneten ironik çareler öneriyor. Ağırlıklı olarak heykel ve yerleştirme odaklı üretimini izleyiciyle buluşturan sanatçı, “çıkış” düşüncesini çağrıştıran objeleri yeniden düzenleyerek ve kapalı sistemlerin bileşenlerine müdahale ederek “oyun içindeki oyun”un yeni kurallarını belirliyor.
Kişisel meselelere çözümler getirmesi amacıyla tasarlanmış objeler, izleyiciyi fiziksel bir deneyime davet eden imkânsız formlar ve yanılsamayla gerçeklik arasındaki sınırı araştıran bir kurgu... İzleyicinin katılımıyla son halini alan bu işler, yön duygusunu yeniden keşfetmeye, düşünsel sınırları esnetmeye, fiziksel sınırların kurallarını ise yeniden belirlemeye davet ediyor.

Gülçin Aksoy, A

30 Aralık’a kadar

Zilberman Gallery, İstanbul

Geleneksel dil kodlamaları üzerinden ilerleyen bir proje olan “A”, izleyicileri bir çok dilde karşılığı olmayan “abla” ve “abi” kelimeleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Aksoy, ortak noktaları “A” ile başlamak olan bu iki kelimeden yola çıkarak doğumdan itibaren başlayan, “A”nın hiyerarşisini sorguluyor. Sanatçı bu sorgulamasını, bu coğrafyada fiziksel olarak kendilerini fark etmeleri zaman alan kadınlar üzerinden yapıyor. Serginin projeye paralel olan ikinci ayağı ise sanatçının Perşembe Pazarı’nda yer alan atölyesinde “Sevdiğim Aile Mezarlığı” başlığıyla gerçekleşiyor. Aksoy, bu iki mekan arasında, “ABLA” ve “AABİ”den “Sevdiğim Aile Mezarlığı”na doğru bir rota çiziyor. Sanatçının atölyesinin duvarlarına metaforik olarak taşıdığı ağaçlar, yaşama alanını kaybetme ve her gün taşınıyormuş hissiyatına dair içten bir paylaşım olarak öne çıkıyor.

Tarik Töre, Whellkom

23 Aralık’a kadar

Pilot Galeri, İstanbul

Tarık Töre’nin Pilot Galeri’deki ilk solo sergisinde tanıdık ama tuhaf bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Kalabalıkların bir araya geldiği, kalabalıkların büyüdüğü, yürüyüşlerin uzadığı bir manzara. Töre’nin son dönem resimleri zamana, mekana ve ölçeğe dair algımızla oynarken belirgin bir karmaşa ile geleceğe dair yoğun bir umut arasında ince bir denge kuruyor. Farklı zaman tünellerinden seçtiği motifleri tek bir çalışmada toplayarak kişisel mitolojisini inşa ediyor. Bu ne bir cennet ne de vaat edilmiş bir toprak.

Ryan Schude, Fact & Fiction

23 Aralık’a kadar

x-ist, İstanbul

Ryan Schude, 15 yıldır üzerinde çalıştığı ‘Tableaux Vivants’, “Them & Theirs” ve “Portraits” serilerinden oluşan dikkat çekici bir derlemeyle x-ist’te. “Fact & Fiction” başlıklı sergide Schude’nin her zaman olduğu gibi izleyiciyi içerisine sürükleyen kurguların peşinden gidiyor. Aynı zamanda sanatçı bu kez üç serisinde de farklı mekanlarda ve zaman dilimlerinde var olmaya devam eden; gerçeğin ve kurgunun doğal bir akışta iç içe geçtiği sahneleriyle karşımızda.

Onur Mansız, Inertia

6 Ocak’a kadar

Art On Tepebaşı, İstanbul

Onur Mansız hiperrealist çalışmalarından oluşan “Inertia” başlıklı İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi Art On’un Tepebaşı’ndaki galerisinde sanatseverlerle buluşuyor. Tuvallerinde öznenin biricikliğini temsil eden ve insanın kendini var etme eyleminin gerçekleştiği sabit bölge olarak tanımladığı ‘beden’e odaklanan sanatçı, “Inertia” serisinde ise bedenin devinimsizliğine dikkat çekiyor. Beden üzerine yansıttığı imajın gölgeleriyle, çıplak bir beden üzerine ikinci bir deri katmanı yaratan sanatçı, bu ikinci doku ile bedeni bir özne olmaktan uzaklaştırıp bir mekan haline dönüştürüyor. Küratörlüğünü Juan Luis Moraza’nın yaptığı sergi ayrıca ‘atalet’ kavramı  ile sanat üretimi arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

 

 

THE PICKS-