Nov 23 2016

Art Basel Miami 2016


Her sene 70.000 kişinin katıldığı dünyanın en önemli sanat fuarlarından Art Basel’in Miami ayağında kalabalıklar içinde kaybolmadan hangi sergi alanlarına gitmeli, VIP partilere nasıl girmeli ve Miami’nin kaçırılmaması gereken gizli noktaları.

Ece Esmer

Dünyanın en önemli sanat fuarı Art Basel, sanatseverleri Miami Beach’in o enerji veren güneşinde 26 Kasım-4 Aralık 2016 tarihleri arasında ağırlamaya hazırlanıyor. Dokuz gün içerisinde izleyicilerinin başını dünyanın önde gelen 269 sanat galerisi ve dört bini aşkın sanatçısıyla döndürmeye odaklanan bu muazzam fuarda kaybolmak işten değil.  

Bir de üzerine Miami’nin o her daim renklere ve neonlara boğulmuş dokusunu eklerseniz Art Basel Miami’deki en iyi işleri görmek, kalabalıklardan sıyrılmak ve fuarın en hip partilerine katılmak için mini bir rehbere ihtiyacınız olacak.

Art Basel Miami’ye her sene 70.000 izleyici katılıyor. Günlük bilet ücreti 50, dört günlük bilet ücreti 105 dolar. Fuar, Kasım’ın son dört günü aralarında sanat eliti, trendsetterlar ve milyonerlerin bulunduğu özel davetliler için açılıyor. Galeri sahibi bir tanıdığınız varsa ondan alabileceğiniz First Choice kartınızla bu ilk dört gün herkesten önce fuarı siz de gezebilirsiniz. Diğer günlere katılacaksanız, erkenci olmak Art Basel Miami boyunca mottonuz olmalı. Sergi alanlarına erkenden gider, öğlen ve akşam yemeklerini birer saat öne çeker, 22:00 gibi de kulüplerde partilemeye hazır olursanız ertesi güne de hazır olursunuz. Önünüzde dört günlük bir maraton var. İyi hazırlanmak gerek.

Art Basel Miami’nin en heyecan verici sergi alanları Positions ve Nova. Burası, geleceğin en çok konuşulacak sanatçılarını solo ve ikili sunumlar halinde tanıyabileceğiniz bir alan.  Positions’da bu sene solo sergisi olan Anicka Yi bu sezonun en çok konuşulan isimlerinden ve geçtiğimiz haftalarda hem Hugo Boss ödülünü kazandı hem de New York Guggenheim Müzesi’nde ilk solo  sergisine hazırlanıyor. Ajandanıza mutlaka not edin.

Performans sanatlarını seviyorsanız o zaman Moma PS1’in her sene ilerici örnekler sunarak ezber bozan partisini asla kaçırmamanız gerekiyor. Parti demişken Le Baron pop up’ları es geçmek olmaz. Galericiler ile dirsek temasınız varsa o zaman şanslısınız demektir. Le Baron’un parti mekanını birkaç saat önceden listesine gönderdiği bu partiler fuarın en gözde eventleri arasında. Şans eseri adresi öğrenseniz bile şifreyi bilmiyorsanız boşuna umutlanmayın. Asla içeri alınmazsanız. Bir kez daha altını çizelim; galericiler ile ahbap olmakta fayda var.

Sabahları fuar alanına gitmeden önce yapılacak en güzel aktivite, müzelerden birine giderek hem kahvaltı etmek hem de paralel etkinlik kapsamındaki sergilere göz atmak. Perez Art Museum, MoCa Miami, The Bass, Rubell Family Collection ve De La Cruz Collection’a mutlaka uğramaya çalışın. Gece olduğunda tüm bu müzelerde fuar kapsamında verilen partiler ve özel yemekler için de mutlaka davetiye sahibi olmanız şart. Davetiyeniz yoksa üzülmeyin. Miami’nin Art Deco mimarisi ile en önemli otelllerinden biri olan Delano,  bir yandan her akşam önemli bir partiye ev sahipliği yaparken diğer yandan giriş barını da fuara katılan herkese açıyor. Delano, Miami atmosferine yakından tanık olabileceğiniz büyüleyici esintiler taşıyan otellerin en üst sıralarında olduğundan bu bar her gece fuar katılımcılarıyla dolup taşıyor.

Art Basel Miami’ye geldiğinizde kaçırmamanız gereken bir başka önemli fuar daha var; Nada, New Art Dealers Alliance. Burada, henüz Art Basel Miami Beach’e katılmayan galeriler ve daha önce katılıp tekrar Nada’ya dönenlerin yarattığı alternatif bir evren var. Üstelik, bu evren Art Basel komitesinin sıkı gözetimi altında. İsviçre’de Liste nasıl Art Basel’in zarif kız kardeşiyse Nada’da Art Basel Miami’nin haylaz erkek kardeşi. İki fuar sergiledikleri işlerle birbirini tamamlıyor. Galericiler için önce Nada’ya sonra Art Basel Miami’ye gitmek bir klasik. Nada’da keşfedeceğiniz sanatçıların işleri bakarsınız seneye Art Basel’e gelmiş olur. Nada, tam bir çağdaş keşif merkezi.

Art Basel Miami sadece fuar alanı ile sınırlı değil; yakındaki Collins Park her sene dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçıların dış mekan işlerine ev sahipliği yapıyor. New York Public Art Fund’un direktörü ve küratörü Nicholas Baume küratörlüğünde bu sene kurulacak işlerin teması David Bowie’den esinlenerek “Ground Control”. Bu tema altında sanatçılar bedensel, toplumsal ve ruhani yeni bir mekan algısı yaratarak izleyicisini modern sanatın dönüştürücü etkisini deneyimlemeye çağırıyor. Son altı senedir The Bass işbirliğiyle düzenlenen sergide bu sene Magdalena Abakanowicz, David Adamo, Jean-Marie Appriou, Eric Baudart, Huma Bhabha, Yoan Capote, Claudia Comte, Matías Duville, Camille Henrot, Glenn Kaino, Alicja Kwade, Sol LeWitt, Wagner Malta Tavares, Tony Matelli, William J. O'Brien, Anthony Pearson, Norbert Prangenberg, Ugo Rondinone, Tony Tasset ve Erwin Wurm’un işleri yer alacak..

 Art Basel Miami sırasında en ilgi çeken sofistike durak noktalarından biri de South Beach’deki Aqua Otel’in Art Basel Miami boyunca adını Aqua Art Miami’ye çevirerek bir sergileme alanına dönüşmesi. Yeni ve genç sanatçıların işlerini görmek isteyen koleksiyonerler, küratörler ve sanatseverler soluğu bu otelin odalarında ve zarif avlusunda alıyor. Geniş odalarını sergileme alanlarına dönüştürerek eklektik bir işbirliğine imza atan otel yıllar içerisinde kendi başına bir fuar statüsüne yükseldi. Aqua Art Miami’nin bu sene bizim için en büyük sürprizi ise tiyatro ve resim sanatçısı Zerrin Tekindor’un bu sene tuval üzerine yaptığı karışık teknik çalışmalarıyla Galeri Selvin ile birlikte katılacak olması.  Aqua Art Miami’de Tekindor’un yanı sıra Eda Taşlı, Mahmut Karatoprak, Nejdet Vergili ve Neveser Özenbaş da eserleriyle yer alacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

THE PICKS-