Dec 09 2014

Hayaller Berlin


Mitte gerçekten bir zamanlar böyle mi görünüyordu? Boş, terkedilmiş ve bu kadar güzel? ‘Berlin Wonderland’, duvarın yıkılmasıyla kentin nasıl birden ‘hayallerin gerçekleştiği yere’ dönüştüğünü anlatıyor.

Itır Yıldız

“Televizyonda Berlin Duvarı’nın yıkıldığını gördüğümde Kore’de ailemin yanındaydım. İlk aklıma gelen, orada olmam gerektiğiydi. New York’a döner dönmez eşyalarımın bir kısmını sattım, bir kısmını da birilerine verdim ve Avrupa’ya gidiş bileti aldım. Dönüş biletim ve param yoktu, Almanca bilmiyordum ve orada hiçbir kontağım yoktu. Ama bir saksafonum, yaratmaya hevesli ellerim ve ‘daha çok’ yaşamaya, daha fazla sorulara ve olasılıklara karşı büyük bir açlığım vardı,” Brad Hwang.

Gestalten yayınlarından çıkan ‘Berlin Wonderland – Wild Years Revisited 1990-1996’ kentin yaratcılığın doruğundaki zamanlarını çok değerli, tarihi karelerle okura sunuyor. Duvarın yıkılmasıyla farklı ülkelerden sanatçıların varını yoğunu toplayıp yerleştiği terkedilmiş binalar, kolektif bir yaşam ve bu bakış açısıyla üretilen eserler. İmkansızlıkların ve doğaçlamanın daha zengin kıldığı, sanatçıların “rüya gibiydi” diye andıklarını bir dönem, sanatçılardan alıntıların ve onlarca fotoğrafın yer aldığı bu kitapla bize kendisinin ne kadar ‘gerçek’ olduğunu hatırlatıyor.

‘Hayallerin gerçekleştiği yer’

“Bir zamanlar devasa bir oyun alanı olan Berlin gerçekten bu kadar değişti mi, yoksa yaşananların hepsi bir rüya mıydı?” diye soruyor kitabın önsözünde David Wagner, “Bu fotoğraflar bir nevi kentin ‘öncesini’ ve ‘sonrasını’ anlatıyor. Buradakiler, ‘öncesi’. ‘Sonrası’ ise her gün Mitte’de gördüklerimizden ibaret. ‘Hayallerin gerçekleştiği yer’ ne kadar süre dayandı, bunu söylemek zor. Ama artık o günler yok, o yüzden bu fotoğrafları görmek şahane bir his.”

1989’da duvarın yıkılması, Doğu Berlin’de ‘olasılıkların’ kapısını açmış; özgürlüğün politik, sosyal ve kültürel yansımaları sanatta kendini bulmuş. Özgürlüğü kucaklamanın önlenemez dürtüsü çeşit çeşit insanı bir araya getirmiş. Şimdi nostalji duygusuyla bakılan o dönem çok geçmişte değil. Ve maalesef kentlerin ve ‘zamanın’ değişiminden nasibini almak belki de tüm dünyaya has. Ama yine de umudu elden bırakmamak adına bir kez daha Hwang’in sözlerine yer verelim: “Sevdiğim bir laf var, muhtemelen İspanya İç Savaşı’na gönderme yapıyor: ‘Bir kez gözlerinde umudun parladığını gören, onu sonradan asla unutamaz. Ölünceye kadar tüm dünyada onun izlerini arar.’ O zamanki hislerime tercümandır bu iki cümle. Sizi tamamen değiştirir, düşünce sisteminizi, hayata bakışınızı. O dönemin de üzerimizde böyle bir etkisi vardı. Artık günlük rutinimize geri dönemezdik.”

Berlin Wonderland, Gestalten; Anke Fesel, Chris Keller / bobsairport; Almanca/İngilizce; 29.90 Euro, 240 sayfa

THE PICKS-