Apr 29 2016

Beyoncé'den Lemonade!


Anlata anlata bitmeyen bir görsel albüm, Lemonade!

Rana Soydan

Her defasında çıtayı daha yukarı taşımak mümkün mü sorusunun cevabı, ABD'li süperstar, namı diğer 'Queen B' Beyoncéde. Beyoncé’nin yeni albümü 55 dakikalık bir sinema filmi tadında birbirine bağlı 13 klipten oluşuyor. Kısaca 'bir kadının kendini bulma ve iyileşme hikayesi’ olarak özetlenebilecek bu film, baba-kız, karı-koca ilişkisi üzerinden siyahlar ve özellikle siyah kadınların ABD’deki ve dünyadaki varoluş mücadelesi gibi birçok alt başlığı barındırıyor.

Şarkılara konu olan tüm zorlukların üstesinden her zamanki gibi güçlü bir Beyoncé kadını geliyor. Jay-Z ile evliliklerinden basına sızan haberler ışığında tüm bu; aldatılma, isyan, kabullenme safhalarından geçen kadının Beyoncé olduğu düşüncesi kafalarda sağlam bir yer ediniyor.  Ancak Beyoncé’nin bir sanatçı olduğunu ve şarkılarını kelimesi kelimesine ona uyarlamamamız gerektiğinin altını çiziyor stilist Marni Senofonte. Sansasyondan uzaklaşıp, 2007 yılından beri Beyoncé ile çalışan ve bu görsel albümün başarılı styling’inin arkasındaki isim olan Senofonte’nin sözlerini dikkate almak doğru olabilir.

Lemonade’in görsel dili hakkında bir fikir edinmek isterseniz, Gregory Colbert’in 2005 yılında yayınlanan belgeseli Küller ve Kar’ı (Ashes and Snow) hatırlamanızı tavsiye ederiz. Klipler arası geçişlerde kullanılan, her bir karesi fotoğraf kalitesinde, zengin videolar Beyoncé’nin şiir tadında okuduğu metinler eşliğinde akıyor. Görsellerin kalitesi, styling ve set-up her zamanki gibi üst düzeyde; aynı şekilde videoların konuları ve aralarındaki bağlantılar çok iyi işlenmiş. Sıradan bir ayrılık hikayesinden öte, kadının, özellikle siyah kadının toplumdaki yerine, yaşadıkları sorunların temeline inerek işlenen bir hikaye var ortada.

Beyoncé’nin son zamanlarda giderek artan güçte ve geçerlilikte ortaya koyduğu politik tutumu burada da kendini ortaya koyuyor. Malcom-X’in kendi sesinden, 1962’de siyah kadınlara hitaben yaptığı konuşma yer alıyor ve albümde güçlü siyah kadınlardan oluşan bir ekip var. Bunların arasında ünlü tenisçi Serena Williams, Açlık Oyunları’ndan tanıdığımız Amandla Stenberg ve ana akım güzellik kalıplarına direnen model Winnie Harlow da var. Styling üzerinde çok ince çalışılmış; Afro-Amerikan kökenli halkın hala köle olarak yaşadığı Viktoryen Dönem, iç savaş öncesi dönem ve günümüz arasında bir denge sağlanmış. Kıyafetlerin kullanımına bir kültürü sahiplenme ve aynı zamanda kadınlara yapılan dayatmalara bir karşı duruş hakim. Siyah kadınların saçlarını göstermelerinin yasak olduğu dönemden kalma saç bağlarının veya Gucci kıyafetlerle ev yakma sahnelerinin kullanılması bu durumlara birer örnek.

Stilist Senofonte ve Beyoncé styling üzerine birlikte çalıştılar ve ilham kaynaklarını tek bir havuzda toplayarak, Givenchy, Gucci, Roberto Cavalli, Marc Jacobs gibi tasarımcılardan bir seçki oluşturmuşlar. Beyoncé’nin ortaya koyduğu referanslar arasında Afrika desenleri ve kraliyet figürleri, altın bir renk paleti; iç savaşa öncesinde yaygın olan beyaz renk, resmi, yakalı kıyafetler ve şapkalar; vintage Gaultier ve McQueen parçalar var.

THE PICKS-