Sep 15 2017

Bienal Başlıyor!


Bu yıl Elmgreen & Dragset küratörlüğünde düzenlenen 15. İstanbul Bienali yarın açılıyor. Peki hangi sanatçılar şimdiden heyecan uyandırıyor?

Göksu Gencay

Bu yıl, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern, Pera Müzesi, ARK Kültür, Yoğunluk Sanatçı Atölyesi ile Küçük Mustafa Paşa Hamamı olmak üzere birbirine yürüme mesafesinde altı komşu mekânda ziyaretçilerini ağırlayacak olan bienalde 32 ülkeden 56 sanatçı eserleri ile yer alıyor. Peki hangi sanatçı işleri ile dikkat çekiyor, hangisi tartışmaları konu olacak gibi gözüküyor? Bizim 5’limiz karşınızda!

Latifa Echakhch

El Khnansa, Fas’ta doğan Latifa Echakhch çalışmalarını İsviçre’de sürdüyor. 2011 Venedik Bienal’ine katılıp 2013’te Marcel Duchamp Ödülü’ne layık görülen Echakhch’ın çalışmaları sürrealizm ve conceptualizm arasında ekonomiyi sorgulayarak, sembollerin ince yansımasıyla modernliğin kırılganlığını işaret ediyor. Fas’ta doğup Fransa’da yetişen, farklı kültürlerle bir arada büyüyen Latifa,  Aralık 2015’te her yıl düzenlenen Master’s Exhibition Haute Ecole d’art et de Design Geneve’de bulunan sergide ise ilk kadın küratör olarak yer aldı.

 

Jonah Freeman & Justin Lowe

Jonah Freeman ve Justin Lowe ikilisi enstalasyonlarını sürükleyici ve çevresel bir biçimde uyuşturucu kültürü, saykodelilik, mimari ve film üzerine kuruyor. Freeman ve Lowe işbirliğiyle üretilen ilk parça olan Hello Meth Lab in the Sun, yeniden üretilen narrativelerin diğer çalışmalara uzanan bağlantılarını oluşturduğu bir ağı özellikle Black Acid Co-Op and Bright White Underground ile yarattı. Freeman & Lowe kurdukları mekanları, yine kendi kurdukları senaryoların geçtiği setler olarak ele alıyor. Bienal’in en dikkat çekici eserlerinden biri olan Scenario in the Shade/Gölgede Senaryo, gizli odalarda misafirlerini bekliyor.

 

Andrea Joyce Heimer

Andrea kendi kendini yetiştirmiş bir narrative ressam. Çizimlerinde banliyö deneyimlerini ve  doğup büyüdüğü Great Falls, Montana’daki komşuluk mitlerini işliyor. Evlat edinildiği için kendi kayıtlarına ulaşmanın olanaksız olduğunu söyleyen Heimer kendi perspektifini de bu bağlamda, otobiyografik mitler ve kendi hakkında bir nebze ne bilip bilmediğini işlemesiyle açıklıyor. Çalkantılı bir çocukluk geçiren Heimer bu dönemi ona kattığı tek güzel şey olan gözlemleme yeteneğiyle bertaraf ediyor. Sessizce oturup etrafı gözlemlediği dönemde çılgın komşu hikayeleri, komplolar ve aşk hikayeleri parçalarını birleştiren sanatçı çocukluk hikayeleri ile mitolojinin birbirine karıştığı resimlerle Bienal’de kendine yer buluyor.

 

Olaf Metzel

Alman kavramsal sanatçı ve heykeltraş olan Olaf Metzel aynı zamanda 4. Uluslararası İstanbul Bienal’inde de kendine yer bulmuş. 1952 Berlin’de doğan ve dönemin sosyal sorunları içinde büyüyen Metzel Alman kültürü ve tarihinin karmaşıklığı üzerine yoğunlaşıyor. Ülkemizde ise “Turkish Delight” adlı eseri büyük yankı uyandırdı. Maalesef bu eser daha sonra yıkılmasına rağmen Metzel politik konulardaki tabuları işlemeye devam etmiş ve eserleri Almanya’nın bir çok müzesinde sergilenmeye devam ediyor. “Toplama Merkezi” ile sergide bulunan Olaf’ın eseri, bienali gezenlerin mekanın kapısından kısa bir bakış atıp uzaklaşmalarına sebep olabiliyor.

 

Ali Taptık

1983 doğumlu İstanbullu fotoğraf sanatçısı Ali Taptık İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi mezunu. Okuduğu bölümle ilişkili olarak çektiği fotoğraflarda kentleşme, çarpık yapılanma, şehir manzaraları ve mimari ögeler taşıyan; insan ve şehir ilişkisine vurgu yapan kareler sergiliyor. Rum Okulu’nu gezerken göreceğiniz fotoğrafların hepsi Taptık’a ait.  Ilk defa verilen ve 40 fotoğraf sanatçısının arasından seçilerek Elliott Erwitt Havana Club 7 bursu almaya hak kazanan Taptık için Murat Gülsoy'un fotoğraflar hakkındaki yorumu ise çok yerinde olmuş “Insandan geriye kalan ya da biz gittikten sonra”. 

THE PICKS-