Jun 20 2013

Blumenfeld’in Objektifinden


1940 ve 1950’lerin efsane moda ve portre fotoğrafçısı Erwin Blumenfeld’in göz alıcı sergisi Londra’da Somerset House’da.

Heval Okçuoğlu

Yaz ortasında dertlerden bir nebze de olsa uzaklaşmak ve hayallere kolayca dalmak için, ‘old school zarafet’e ve tarihin güven verici tozlu yapraklarına geri dönmeye ne dersiniz? O halde, 20. yüzyılın en etkileyici fotoğraflarına imza atmış Berlinli Erwin Blumenfeld’in dünyasına davetlisiniz. ‘Blumenfeld Studio: New York, 1941 – 1960’, sanatçının New York’daki kariyerine odaklanan ve etkileyici yaşamını konu alarak belleklerde yer eden bir sergi. 35 senelik kariyeri boyunca, Blumenfeld esprili, yenilikçi ve kişisel işleri ile kendi imzasını yaratan bir isimdi. Sergide, Central Park’ta bulunan stüdyosuna ait, II. Dünya Savaşı’nın ardından patlayan ticari ve sosyal hayatın ardından, moda fotoğrafçılığı, reklam kampanyaları ve kişisel portlerine, savaş propagandası posterlerine ve alanında teknik başarıların önünü açan deneysel işlerine yer veriliyor. Doksandan fazla orijinal modern baskının tam renkli hallerine 60’lardan kalma moda filmleri eşlik ediyor.

Harper’s Bazaar ve Vogue’un usta işbirlikçisi Blumenfeld, uzun seneler Carmel Snow ve Diana Vreeland ile çalışmış bir isim. 40’lar boyunca Amerika’nın en ünlü ve pahalı fotoğrafçısı haline gelen sanatçı yaratıcı fotoğrafçılık sanatı alanında eşsiz bir lider olarak tanımlanıyordu. 1955’de Grace Kelly’nin ünlü Cosmopolitan çekimini yapan Blumenfeld, Vogue için pek çok model ve yüksek sosyete ismini de ölümsüzleştirmişti.

Zamanının ilerisinde gelişmiş ve yenilikçi bir tavırla kırdığı geleneksel kodları, kendine has tarzı, fotomontajları ve karma teknikleriyle Blumenfeld, fotoğrafçılığın sanat yönünü benimseyen ve içindeki avangart tutkuyu ticari projeleri aktarmayı hedef isinmiş bir isim. Bu tutku belki de soluk kesici bir romanı andıran hayatından geliyor. I. Dünya Savaşı’nda askerlik görevinden sonra Dadaist akımı benimseyerek ressamlıkla ilgilenen Blumenfeld, eline henüz bir kere bile fotoğraf makinesi almadan önce, küçük bir deri aksesuar dükkanına sahipti. Romantik bir kaçamaktan sonra yolu New York’a düşen ve Cecil Beaton ile arkadaş olan sanatçının hayatının ‘The Man Who Shot Beautiful Women’ adıyla BBC4 tarafından film olarak çekilmesi bu açıdan hiç de şaşırtıcı değil. Film önümüzdeki sene Mayıs’da yayınlanacak.

Bu eşsiz avangart zaman yolculuğunun keyfini çıkarmak isteyenler için sergi, 1 Eylül’e kadar görülebilir.

THE PICKS-