Mar 02 2017

"Bunlar Fabl Değil Çocuklar!"


Ekin Saçlıoğlu'ndan Galata Rum İlköğretim Okulu'ndaki sekizinci kişisel sergisini dinledik.

Elvin Vural

Ekin Saçlıoğlu'nun Özel Galata Rum Okulu'nda gerçekleştirdiği sekizinci kişisel sergisi soyu tükenen, tükenmekte olan, tükenecek olan hayvanlara dair bir hikaye anlatıyor.

Serginin kahramanlarının ortak bir özelliği var. Tüm bu hayvanların soylarını, yaşam sürelerini, koşullarını dolaylı ya da doğrudan etkileyen yegane unsur, insan.

Ekin Saçlıoğlu’nun eserleri aracılığıyla bizlerle konuşan kaplanlara, kaplumbağalara, farelere, gergedanlara kulak verin.

 

Sergi ne üzerine ve nasıl kurgulandı?

Bu sergi soyu tükenmiş ya da tükenmekte olan canlılar ve bu canlılara dair kimi hikayeler üzerine kurulu. Mesela sergideki bir kısım yapıt soyu tükendiği kabul edilen Anadolu leoparıyla ilgili. Leopar hem 1930’larda hem de birkaç yıl önce rastlantı eseri ‘Kaplan’ soyadlı insanlar tarafından öldürülmüş. Sergideki işlerden birinde bu rastlantıdan yola çıktım. Sergide resimler, desenler, heykeller, yerleştirmeler, bitkiler, hatta ses dahi yer alıyor.

Eserleri ne kadar zamanda ürettin?

Bu serginin fikri yazın oluştu. Sonbahardan itibaren evde ufak ufak çalışmaya başlamıştım. Atölyede bir tadilat yaptık o nedenle atölyeye girişim yeni yılı buldu. Aslında çok kısa bir zamanda çok sayıda iş ortaya çıkarttım.

 

“Bunlar fabl değil çocuklar” başlığıyla olayın vahametini mi anlatmak istedin?

Fabllar, kahramanları hayvan olan öyküler, insana ait özelliklerin hayvanlara yüklendiği sonunda ders veren, insanı düşündüren hikayeler. Fabllarda hayvanlar insanlar gibi düşünüp insanlar gibi hareket ederler.  Bu sergide durum tam olarak böyle değil. Hem alanımız yazı değil hem de ders verme amacı gütmüyorum. Bizim kahramanlarımız ki aynı zamanda kurbanlarımız oluyor bunlar, hayvanlar… Yok edici olan ise yine insan. Ama buradaki hayvanlar sadece hayvanı işaret etmiyor. Benim için aynı zamanda birer metaforlar. Yaşam alanı sunulmamış, kısıtlanan, korkutulan, kovulan, sinen, yok olan, yok olmakta olan, her şarta rağmen yaşama tutunan, gizlenen, yaşamı güvence altında olmayan her şey ve herkes.

Tüm bu tükenmişliğin eşiğinde sence içinde yaşadığımız dünya için umut var mı?

Brecht’in 3 Kuruşluk Opera’da sorduğu bir soru vardı “İnsan neyle yaşar?” diye. Bugünlerde bu soru sıkça aklıma geliyor. Cevap olarak “umut” diyorum.

 

Ekin Saçlıoğlu'yla yaptığımız röportajın devamını Bone Magazine Mart 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

THE PICKS-