Mar 01 2017

Cape Town


Dünya üzerinde çok az şehir Cape Town kadar canlı bir kent ve kültür hayatını, el değmemiş bir doğa ile iç içe muhafaza etmek konusunda başarılıdır. Bu olağanüstü kent, tasarım, şarap, şehir hayatı, spor gibi farklı güzellikleri yüceltiyor.

Zeynep Erekli

Seyahat trendleri konusunda parametreler durmaksızın değişiyor. İki yıl önce müthiş bir turistik canlanma yaşayan şehirler ne yazık ki güvenlik veya başka sebeplerle bugün listelerden çıkıyor. Afrika’nın en heyecan verici bölgelerinden Güney Afrika ise, Cape Town’un tasarım, gastronomi ve yoğun expat nüfusun yarattığı müthiş canlılıkla her daim zirvede! 

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin hatta belki Afrika’nın en güzel, en romantik ve en davetkar kenti Cape Town, zirve tepeleri ve bulutların altındaki Masa Dağı’nın (Table Mountain) görkemine Atlantik Okyanusu’nun asi güzelliğini de ekleyince, pek az kentin sahip olduğu coğrafi bir güzelliğe sahip oluyor. Restoranları, butikleri, farklı kültürleri bir araya getiren kozmopolit yapısı ve ilginç kent mimarisi şehri; mutlak görülmesi gereken yerler arasına sokuyor.

Cape Town özellikle batı dünyasından çok sayıda göç alıyor. Her ne kadar eskisi kadar olmasa da nispeten hesaplı emlak fiyatları, güneşli iklimi ve şehir hareketliliği açısından Cape Town, internet tabanlı meslekler veya çekim - prodüksiyon gibi alanlarda çalışan genç kesimin gözdesi. Burada sokaklarda, pazarlarda ve plajlarda göreceğiniz insanların neredeyse yarıya yakını expat olarak gelip burada hayat kurmuş olanlar. Şehir sakinleri arasında Masa Dağı’ndan inen trekking’ciler; sizi Afrika işi ürünlerle dolu mağazalarına davet etmek isteyen güleryüzlü ve neşeli satıcılar; okyanus ile boğuştuktan sonra Camps Bay plajında dinlenen yorgun sörfçüler; zengin Afrika kültürlerinden ilham almış sanatçı ve tasarımcılar; yeme-içme ve doğal hayat meraklıları ilk akla gelenler. 

Cape Town doğal yaşam ve şehir hayatını bir arada tutmayı başaran ender şehirlerden. Şehrin kalbi sayılan City Bowl bölgesindeki semtlerden birinde, iddialı bir galeride hoş bir sergi açılışına katılıp, son derece ‘şehirli’ bir aktivitede bulunduktan hemen sonra, 15 dakika içinde Clifton Bay’e inebilir ve kumlara serilip güneşin batışını izleyebilirsiniz. Veya turistik ve cilalı bölgesi Victoria & Alfred Waterfront’ta kahvenizi yudumlarken denizden başını çıkartmış bir fok balığı ile selamlaşabilir ya da Ümit Burnu’na (Cape of Good Hope) giderken geçtiğiniz Simon’s Town’da Afrika penguenleri ile aynı plajı paylaşabilirsiniz. Şarap meraklıları da bu coğrafyanın müdavimleri arasında. Kent merkezine bir saat mesafede yüzlerce üzüm bağı ve şarapevi bulunuyor. 

Yaratıcı enerjinin yükseldiği Woodstock gibi mahallelerin yıldızı son senelerde iyice parlamaya başladı. Eskiden fazla uğranmayan tarihi şehir merkezi City Bowl, eskinin tüm görkemini günümüze taşıyarak tekrar karşımıza çıkıyor. Cape Town’un tükenmeyen enerjisi ziyaretçilerine de geçiyor.

 

Ne zaman gitmeli?

Güney Afrika’ya senenin 12 ayı gitmek mümkün. Cape Town, Cape Storm isimli rüzgarıyla meşhur olsa da, senenin 300 günü güneşli ılıman bir iklime sahip. Yaz dönemi kasım-şubat ayları arasında yaşanıyor. Yazları hava genelde gündüz 30-35 dereceyi geçmiyor akşamları biraz serin olabiliyor. Mayıs-ekim arası ise şehir kış dönemine giriyor ve yağmurlar başlıyor. Hava genelde gündüz 18-22 derece arasındayken akşamları 5-10 dereceye kadar inebiliyor. 

Güney Afrika Rand’ı

Güney Afrika’nın para birimi Güney Afrika Rand’ı; ZAR. (1 Dolar = 13,6 ZAR) Paranızı havaalanında veya şehirde karşınıza sık çıkacak döviz bürolarında bozdurabilirsiniz. Para bozdururken yanınızda pasaport olması gerekiyor ve bir form dolduruyorsunuz. Pek çok döviz bürosu da bozduracağınız miktara göre komisyon alıyor; 200 Dolar için ortalama 50 ZAR komisyon ödemeyi gözden çıkarın. Şehirde çoğu restoran ve alışveriş merkezlerinde kredi kartı geçiyor ama sokak pazarlarında nakit paraya ihtiyacınız olacak. 

Ulaşım

Cape Town’da, kent merkezindeki semtler kendi içlerinde yürüyerek keşfedilebilir, ancak kentin etrafındaki koylar, olağanüstü yollar, kente bir-iki saat uzaklıktaki şarap bağlarını görmek için seyahatinizin bir bölümünde araba kiralamanızı tavsiye ederiz. Ancak önemli bir detay: şehirde trafik tıpkı İngiltere’de olduğu gibi soldan akıyor ve direksiyonlar sağda... Araç kiralayan turistlerin başına en sık gelen tatsızlık, tekerlekleri kaldırıma vurup lastikleri yarmak. Arabayı havalimanından ya da dört veya beş yıldızlı bir otelde kalıyorsanız, otelinizdekilerden yardım alarak kiralayabilirsiniz. 

Şehir içinde gezerken sokaktan taksi çevirmek olası, ancak şoförle pazarlık yapmanız gerekiyor. Kimi taksici taksimetresinin bozuk olduğunu ileri sürüyor ve kafasından bir rakam söylüyor; o rakamın en az 20-25 Rand altına inin. Şehirde, Uber oldukça yerleşmiş. Arabalar bakımlı, şoförler nazik ve güvenilir. (uber.com)

Havaalanına indiğinizde, çıkıştaki taksi kuyruğundaki düzensizlik sinirinizi bozmasın, Cape Town’da konu taksi olunca bu bir norm. Havaalanı-şehir merkezi arası 200-250 Rand arası tutuyor.

Konaklama

Cape Town sunduğu konaklama seçenekleri açısından zengin bir şehir. Genel olarak servis kalitesi yüksek ve fiyatlar hesaplı. Beş yıldızlı otellerin yanı sıra, yeni hip otel seçenekleri ve stil sahibi küçük bed+breakfast’lara kadar her türlüsü var. Waterfront’ta beş yıldızlılar, şehir merkezinde tasarım sahibi küçük otellerin yanı sıra kolonyal mirası en iyi şekilde taşıyan asırlık Mount Nelson gibi ikonlaşmış klasikler de otel sahnesinde yerini alıyor. 

Yeme-İçme

Güney Afrika yeme-içme konusunda çok zengin seçenekler sunuyor. Yeme-içme sektörü ve gıda tedarik zincirleri endüstrileşmemiş; hem denizden hem de çiftliklerden gelen ürünler taptaze. Deniz mahsullerine meraklı olanlar jumbo karidesleri, ıstakoz, yengeç ve benzeri kabukluları neredeyse hamburger fiyatına yiyebiliyor. En yaygın balık ise beyaz etli ‘kingklip’. Ülkenin etleri de son derece lezzetli ve hesaplı. Şehrin birçok noktasında karşılaşacağınız steakhouse’larda kalın kesim bonfilenin yanında çeşitli soslar ve kırmızı bir şişe Güney Afrika şarabı ısmarlamayı ihmal etmeyin. Etnik mutfak meraklıları burada Hint ve Afrika mutfağının en iyi örnekleri ile karşılaşacak. Afrika mutfağında lezzetten çok ortam, yapılan şovlar, sunum önem kazanırken Hint mutfağını sevenler kendilerini kaybedecekler!

Pek çok restoran ve kafe pazar günleri kapalı; Cape Town’da cumartesi ve pazar hem öğle hem de akşam yemeklerinde lokaller komşularını ve dostlarını bahçelerinde ağırlamayı ve ‘braai’ (barbekü) partileri düzenlemeyi çok seviyor. 

Gece Hayatı

Cape Town sabahlara kadar eğlenilen, gece kulüplerinin şehrin ritmini belirlediği bir şehir sayılmaz. Belki de gündüz yapılacak onca atraksiyon ve insanın başını döndüren doğa, şehirde gece hayatına yer bırakmıyor. Şehir merkezinde Long Street’te müziğin dışarı taştığı bazı mekanlar var, hiçbiri çok güzel değil, ancak kalabalık gruplarla eğlenceli olabilir. Şehrin en iyi kokteyl barları ise, dinamik ve hip bir nüfusun ablukası altında. Özellikle The House of Machines ve The Power and The Glory, çok sevilen, her akşam dolu olan nitelikli barlar. Şehrin, hemen hemen her rehberde ismine rastlayacağınız en ünlü kokteyl barı Orphanage ise kesinlikle güzel, ancak adı geçen iki bar kadar özgün ve karakter sahibi değil. 

Alışveriş

Cape Town, tüm Afrika’nın tasarım merkezi haline gelmiş; ev dekorasyonuna, seramiklere, etnik örtülere, aksesuara, takıya meraklı gezginler burada akıllarını yitirebilir (abartısız). Afrika el yapımı geleneksel objeler: maske, boncuk işleri, tel tasarım... Aklınıza gelen her şeyi bulmak ve pazarlıkla oldukça uygun fiyatlara almak mümkün. Bazı kolektifler, Cape Town’da Afrika’ya özgün bir tasarım anlayışını örgütlemek için akıllıca girişimler yapıyor. Afrikalı kadınları eğiterek yaptırdıkları çoğu geri dönüşümden elde edilmiş tasarım eşyalar; telefon kablolarından tabaklar, takılar, çantalar; konserve kutularından oyuncaklar; naylon poşetlerin örülmesinden elde edilen aksesuarlar oldukça renkli ve zevkli. Moda sahnesine bir de son senelerde yıldızları parlayan Güney Afrikalı kıyafet tasarımcıları eklendi. Elmasın çeşitli kesimleri ve artık iyice nadirleşen mavi ışık saçan Tanzanite’lere ise her zaman rağbet var. İlerleyen sayfalardaki alışveriş listelerimizde hepsini bulabilirsiniz. Mağazalarla ilgili önemli bir not: Pek çok butik hafta içi 09.00 veya 10.00’da açılıp 17.00’de kepenk indiriyor. Hafta sonları ise daha kötü: 10.00-13.00 veya en fazla 10.00-14.00 arasında açıklar; alışveriş için az zamanınız var! 

Plajlar

Şehrin hemen yakınındaki Camps Bay ve Clifton, deniz-güneş keyfi yapmak için ideal. Ancak Cape Town seyahatiniz birkaç günden fazla sürüyorsa bir araba kiralayıp, şehre 45-50 dakika sürüş mesafesindeki Llandudno Beach’e ve şehre 1,5 saat mesafedeki Muizenberg kasabasına gitmelisiniz. 

Arabayla, sert virajlar ve muhteşem okyanus manzaraları eşliğinde varacağınız Llandudno Beach, bir cenneti andırıyor. Kocaman granit kayalıklarla çevrili ve sırtını dağlara vermiş ufacık, bembeyaz kumlu, zarif bir kumsal burası. Koyun biçimi ve aldığı rüzgarlar burayı sörfçüler için sevilen bir yer haline getirmiş. En çok dikkat çeken nokta ise, birkaç metrede bir karşınıza çıkan ve koya köpekbalığı girmesi halinde soğukkanlılıkla neler yapılacağını anlatan ‘Köpekbalıklarına Dikkat!’ tabelaları. Yaz aylarında (Ocak-Nisan) Llandudno Beach’te her gün cankurtaran bulunuyor. Ve evet, tahmin edileceği gibi burada bir işletme, kafe yok. Yiyecek ve içeceğinizi yanınıza alıyorsunuz. Hemen yanındaki Sandy Bay ise nüdist plaj.

Muizenberg ise bir sahil banliyösü. 20 km’lik ince, uzun kumsalı, Viktorya tarzı rengarenk ve fotojenik ahşap kabinleriyle meşhur. Burası Cape Town’luların, pazar günleri şehirden kaçıp bütün bir günü geçirmek için geldikleri yer. Ayrıca sörfe yeni başlayanlar veya acemiliğini atmak isteyenler için de bu bölgedeki en iyi plaj. 

 

DESIGN INDABA 

Medya patronu ve girişimci Ravi Naidoo’nun 1995 yılında başlattığı Design Indaba tasarım festivali ve konferansı her sene git gide gelişerek devam ediyor ve Cape Town’a dünyanın dört bir yanından yaratıcılık, tasarım, bilişim, girişim, moda, teknoloji meraklılarını çekiyor. 

1 - 3 Mart tarihlerinde düzenlenecek olan Design Indaba’ın bu seneki katılımcıları arasında çağdaş sanatçı Olafur Eliasson, müzisyen Kaki King, mimar Kjetil Thorse ve Airbnb’nin kurucularından Joe Gebbia gibi isimler var. Hem konuşma hem de atölyeler düzenleyecek. Detaylı bilgi için takipte kalın: designindaba.com  

 

CAPE TOWN’DA MUTLAKA!

Masa Dağı’na çıkın. tablemountain.net

Kirstenbosch National Botanical Gardens’da dolaşın, yakalarsanız bir konser izleyin. sanbi.org

Clifton Beach’teki plajlardan birinde (1-2-3 veya 4) günbatımında keyif yapın.

Eğer seyahatiniz dolunay dönemine denk geliyorsa, günbatımında Lion’s Head tepesine çıkın ve ayın doğuşunu izleyin (Not: Kondisyon gerektiren, 2-2,5 saatlik bir yürüyüşle çıkılıyor).

Woodstock mahallesine bir gün ayırın.

Afrika penguenlerinin koloni halinde yaşadıkları Simon’s Town ve Boulders Beach’i görün. 

 

Daha uzun ve detaylı Cape Town rehberimizi, Bone Magazine Şubat sayısında bulabilirsiniz:  bonemagazine.com/tr/shop/product_detail/81430/bone-magazine-subat-2017

THE PICKS-