Apr 12 2017

Cem Yegül


Müzik, sanat, kültür, doğa ve açık hava etkinliklerini Kapadokya’nın büyüsüyle birleştiren Cappadox bu sene üçüncü kez düzenleniyor. Hayatlarımıza muazzam bir enerji ve tazelik getiren bu festival öncesinde sorularımızı Pozitif’in kurucu ortağı Cem Yegül yanıtladı.

Zeynep Erekli

1989’dan beri müzik ve kültürün birbirini tamamlayan farklı alanlarında faaliyet gösteren Pozitif, bu anlamda rakipsiz. Dünyaca ünlü isimleri Türkiye’de ağırlayan, Babylon’la yaz-kış en iyi ve özgün tınıları, keyifleri ayağımıza getiren Pozitif, 2015’ten beri belki de en iddialı projesini gerçekleştiriyor: Cappadox. Pozitif’in kurucu ortağı ve CEO’su Cem Yegül’le 18 – 21 Mayıs arasında düzenlenecek Cappadox’u ve İstanbul’daki yaratıcı endüstrinin yeni merkezi Bomontiada’yı konuştuk. 

Cappadox’un bu yılki teması ‘Dünyadan Çıkış Yolları’. Bu temayı nasıl seçtiniz, ve nasıl etkinliklerle bu temanın altını dolduracaksınız?

Cappadox’un çağdaş sanat programının küratörlüğünü üstlenen Fulya Erdemci ve Kevser Güler her yılın temasını da çağdaş sanat disiplininden hareketle belirliyor. ‘Dünyadan Çıkış Yolları’, yazar, şair ve sanatçı Sami Baydar’ın 1990 tarihli aynı başlıklı kitabından bir alıntı. Baydar burada, mutlak fiziksel kısıtlılığın, içinde bulunduğumuz olgusal gerçekliğin ötesine geçebilen ve hatta onu dönüştürebilen hayal gücünü tetikleyen bir yönü olduğuna işaret ediyor. Bugün, mevcut teoriler, stratejiler ve taktikler gerçek bir dönüşüm başlatma kapasitesinden yoksun. Bu anlamda, gelmekte olan dünyayı tasavvur edebilmek için emsali olmayan, yepyeni diller bulma gereğini duyuyoruz. ‘Dünyadan Çıkış Yolları’ da gerçekliğin dayandığı olgusallığın karşısında henüz var olmayan, görünür olmayan, ama gelmekte olan dünyayı çağırıyor. Katılımcıları hayal kurarak dönüştürecek kadar cesur olmaya davet ediyoruz. Böyle güçlü bir davet söz konusu olduğunda temanın altını özellikle çağdaş sanat, müzik dolduruyor tabii. Ancak mesela gastronominin bu yılki en ilgi çekici etkinliği Doğada Açık Ateşte Pişirme’nin de katılımcıların zihnini açan, doğayla bütünleşmelerini, özlerine dönmelerini, tazelenmelerini sağlayacak bambaşka bir deneyim olacağını umuyorum. Hangimiz ne zaman dört saat boyunca doğanın içinde, bir ateşin etrafında oturup çevremizdekilerle sohbet ederek vakit geçirebildik ki? 

Herkesin en çok merak ettiği soru: Cappadox’un bu yılki programında şu anda netleşmiş, heyecan verici isimler hangileri?

Biliyorsunuz her yıl birbirinden farklı tarzlardan isimler, Kapadokya’nın özgün mekanlarında çoğunlukla Cappadox’a özel bir kereye mahsus performanslar gerçekleştiriyor. Cappadox’un bu yılki müzik programında netleşen isimler arasında Rhye, Emma Shapplin featuring Mercan Dede, Acid Pauli, Kaan Tangöze, Peter Broderick & David Allred Duo, Ah! Kosmos, Kalben, Kuan, Büyük Ev Ablukada, Oceanvs orientalis vs İlhan Erşahin, Dead Combo, Lars Danielsson Duo ft. Gregory Privat, Kayhan Kalhor & Erdal Erzincan, Yasmine Hamdan ve Akın Sevgör var. 

Geçtiğimiz iki Cappadox sırasında, “Bu işi iyi ki yapmışız” dediğiniz anlar hangileri oldu?

Cappadox’un ilk yılında bir vadi yürüyüşünü yaparken birbirini hiç tanımayan insanların birbirlerine Cappadox’u nasıl duyduklarını, nasıl katılmaya karar verdiklerini, ne kadar keyif aldıklarını anlattıklarını dinledim. Farklı şehirlerden merakla, hevesle gelenleri yepyeni bir deneyimin peşinden sürükleyerek ortak bir paydada buluşturmanın mutluluğunu bizzat yaşadım. Geçen yıl ise bir festival hakkında bile pek bir fikri olmayan, hatta bize biraz da ürkek yaklaşan orada yaşayanların Cappadox’u ne kadar sahiplendiklerine şahit olduk. Bizim için coğrafyaya, doğaya zarar vermeden, aksine çevreyle bütünleşen işler yapmak, halkın bu işleri sahiplenmesi çok önemliydi. İkinci yılın programındaki yemek atölyesi, sepet atölyesi gibi birçok ücretsiz etkinlik orada yaşayanların yönetiminde yapıldı. Bir de Uçhisar merkezde, pazar yerindeki çağdaş sanat işlerini geziyorduk. Köyün kahvesindeki video enstalasyonunu izlerken aslında sanatın fark ettirmeden insanlara nüfuz ederek dönüştürme gücünün olduğunu görüyorsunuz. Kahvede oturanların üç hafta boyunca açık olan tarım toplumlarının bilimsel olmayan, geleneksel metodunu ortaya koyan bir hikaye izlediğini düşünün. Bunun gibi anlatacak pek çok örnek var. Mutluluk verici. 

Biraz da Bomontiada’dan bahsedelim. Feriköy’de hayat nasıl gidiyor? 

Feriköy İstanbul’un içinde çok derin bir tarih ve kültür barındırıyor. Esasında Bomontiada projesinin çıkış noktası da adını Bomonti kardeşlerin yarattığı ‘bir araya gelme’ kültüründen doğan buluşma noktasından alan bu semt oldu. Bomontiada sakinlerinin her biri teker teker büyük bir titizlikle tek başına marka değerleri, duruşları ve varlıklarıyla değil aralarındaki sinerji ve programa katkıda bulunmaları nedeniyle yaratıldı ya da seçildi. Sakinler arasında yer alan Babylon, Atölye ve Alt’ı Bomontiada’ya ruhunu ve kimliğini kazandıran, katılımcılarıyla çekirdek müdavim kitlesini oluşturacak platformlar olarak belirlemiştik. Ne kadar doğru bir yaklaşım olduğu zaman içinde daha da net ortaya çıkacak. Bomontiada’nın insanı şehrin göbeğinde olmasına rağmen dış dünyadan soyutlaştıran, yukarı çeken bir enerjisi var ve bu enerjiyi yaşamak çok güzel.

THE PICKS-