Oct 23 2014

Cevdet Erek


Sürekli seyahatte bir sanatçı ve içinde sesler, ritimler olan mekanlar.

Zeynep Erekli

Mekanlara mimari dokunuşlar, ses ve ritimlerle müdahalelerde bulunan sanatçı Cevdet Erek, uzun zamandır pek çok proje ve sergide. Erek, Mimar Sinan Üniversitesi’nde Mimarlık, İTÜ Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Ses Mühendisliği ve Tasarımı eğitimi aldı. 2000’lerin başından itibaren İstanbul, Berlin, Viyana, Atina, New York, Beyrut gibi şehirlerde grup sergilerine katıldı; mekanlara sesler ve fikirler yerleştirdi. 8. ve 12. Uluslararası İstanbul Bienali’ne ve Tate Modern’da bir grup sergisine katıldı. Kendisi aynı zamanda 1990’ların sonundan beri Türk rock müzik külliyatında en ilginç yere sahip topluluklardan Nekropsi’nin davulcusu. Özetle: Biraz müzik ve sanat gündemi takip eden birinin Cevdet Erek’i bilmesi için çok sebep var. Uluslararası sanat dünyasında en çok ses getiren işi ise 2012’de Almanya’da Kassel’de dünyanın en önemli çağdaş sanat sergilerinden dOCUMENTA (13) için yarattığı ‘Room of Rhythms’ (Ritimler Odası) adlı enstalasyon oldu.

Erek bu ay, Roma’da MAXXI’deki, Open City Open Museum adlı sergide büyük ölçekli yeni bir işiyle gündemde. Henüz almadıysanız Cevdet Erek’i hemen takibe alın ve mekan-ses yerleştirmeleri üzerine daha çok düşünün.

Bize kısaca hayatında müzikle ilgili kilometre taşlarını sayar mısın?

Müziği sevmekle, dinlemekle ilgili saymam mümkün değil, ama yapmakla ilgili sanırım en mühimi Nekropsi’nin taşları. Ve de müzik olarak tanımlamak doğru olmasa da, dOCUMENTA (13)’da 2012’de denediğim Room of Rhythms ve aldığı tepkiler.

İTÜ’deki araştırma görevin devam ediyor mu?

Evet, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde. En son dersler Konservatuar ve Mimarlık’ta idi. 

Nekropsi cephesinde son durum nedir?

Geçen ay ‘Aylık’ CD olarak çıktı, yayılıyor, onun dışında grup durgun, herkes kendi işiyle uğraşıyor.

Sivas’ın ses tasarımını yaptın... 

Resmi görevim ses ve müzik yönetmenliği idi. Fimin yapımcısı ve yönetmeni Kaan Müjdeci’yle senaryodan itibaren çalışma, ses işinin çeşitli aşamalarını yapan arkadaşlarımla koordinasyon, bazı editler ve foleyler. Fragmanda Nekropsi’den Kış Kış’ı kullandık, iyi oldu. Hemen hemen iki seneye yayılan bir süreçti, benim işimin Yozgat, İstanbul, Berlin ve Atina durakları oldu, çok kolay olmadı, denediğimiz çoğu şeye yer vermedik, ama son halinden gayet memnunum. Hemen hemen hiç müzik yok, ama filmin diline iyi hizmet ettiğini düşündüğüm bir ses estetiği var. Film Venedik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü aldı, mutlu etti.

Bu ayın başında Atina’daydın. Orada ne yapıyordun? 

Atina’da ünlü mimar/plancı Konstantinos Doxiadis’in 1957-1970 yılları arasında inşa ettiği binasında, ‘The Space Between’ adlı grup sergisine katıldım. Atina’ya geçen iki senede yapılan seyahatlerdeki gözlem ve araştırmanın sonucu ‘Faça’ adlı bir yayın önerisini sergiliyorum, bu sergiden sonra Amsterdam’da sergilenecek ve bir aksilik olmasa yayınlanacak Yunanistan ve Türkiye’de. 

Roma'da MAXXI'de yapacağın yerleştirmeden bahsedebilir misin?

Şu anda Roma’dayım, MAXXI’de Open City Open Museum adlı sergide büyük ölçekli yeni bir işi yerleştiriyorum Room of Rhythms’in bir nevi yeni bir adımı, mimarisi ve ses sisteminin yerleştirmesini dün bitirdik, sesleri deniyorum. Perşembe açacağız. Aynı gün Kudüs’te Al-Ma’mal vakfında Jerusalem Show adlı grup sergisi açılacak, ben gidemiyorum, ama bir takım çizimler ve yazılar sergilenecek. Cetveller ve Ritim Çalışmaları da Amsterdam Stedelijk Müzesi’nin koleksiyon bölümünde sergilenmeye devam ediyor, ama ben henüz göremedim. Bunlar ve eskileri cevdeterek.com'dan takip edilebilir.

Bir enstrüman olsaydın, sence ne olurdun? Vurmalı bir şey mi?

İnsan sesli, ıslıklı, vurmalı bir şey olurdum herhalde, hemen herkes gibi.

İstanbul bir enstrüman olsaydı, sence ne olurdu?

Kendisini bir enstrüman kabul edebiliriz. Sınırsız ses girişi ve çıkışı var.

Gördüğün şehirler arasında, sesleri veya sessizliğiyle seni etkileyen yerler oldu mu? 

Çok genel bir soru, kısa ve seçerek bahsedemem. Ama aklıma ilk Edirne geldi. 

Niye Edirne? 

Bir gün bu hikayeyi anlatabilecek bir biçim bulabileceğim.

İstanbul’da kulaklarını dinlendirmek için gittiğin bir yer var mı?

Ev, atölye ve bir takım okul ve mabetlerin bahçe ve avluları. Beşiktaş’ta eski Resim Heykel Müzesi’nin havuzlu avlusuna giderdim, ama artık yok, daha doğrusu bina var da, bize yok. Kırk yılın başı Burgazada’ya gidilir.

Cevdet Erek’in Room of Rhythms – Curva adlı işi, 30 Kasım’a kadar MAXXI’de görülebilir.

 

THE PICKS-