Aug 21 2017

Ceylan Ertem


5 Eylül'de Tamirane On an Island'da sahne alacak olan Ceylan Ertem ile sohbet ettik.

Elif Bayram

Müziğin şifası diyorsun hep. Müziğin iyileştirici gücü ne zaman ve nasıl etkilemeye başladı seni?

Çocukluğumdan bu yana böyleydi. Eskiden evde çok dinlenen, benim de tanıştığımda çok etkilendiğim, kendimi kötü hissettiğimde müziklerine sarıldığım Neşet Ertaş, Ahmet Kaya, Müzeyyen Senar, Sezen Aksu gibi ozanlara, şarkıcılara hala teşekkürü borç bilirim. 

Ceylan "Oyuncak Dünya"'ları ,"Ütopya"'ları olan bir kadın. Bize biraz Ceylan’ın yaşadığı topraklardan bahseder misin?

Yaşadığım topraklar var, kendi kendime temizlediğim, beslediğim, ekip biçtiğim bahçem var. Bazen bu iki toprak çatışıyor bazen barışıyor, güzel çiçekler, meyveler veriyor. Bu Oyuncak Dünya’da "Ben de müzisyeni oynarım şimdi" demiş Yavuz Çetin. "Bir gün o beklediğimiz günler gelecek çünkü ütopyalar güzeldir" demiş Ferhan Şensoy. bu hisler ve düşünceler içerisinde büyüyorum…

Müzik de hayat gibi. Med cezirleri var, tutmaya çalışıp kaçırdıklarımız var, tutunamayışlarımız var...

Son albümün "Yine de Amin" gibi, şarkılarında bir hüzün ardından gelen umut var. Gün batımı mı, gün doğumu mu daha çok ilham veriyor sana?

Kesinlikle gün batımı.

"Yine de Amin" demişken… Albüm adını aynı ismi taşıyan bir şiirden alıyor. Bu şiirsel albümünden biraz bahsedecek olursak… Şubat’tan bu yana geri dönüşler nasıl?

Harika! Olumsuz hiç bir yazı ya da yorum okumadım, çok mutluyum. 

Müzikte tutarlılık meselesi hakkında ne düşünüyorsun? Bir müzisyenin ayakları her daim yere basmalı mı?

Benim basmıyor. Hayatı yaşarken de insanın her zaman ayakları basmıyor ki. Müzik de hayat gibi. Medcezirleri var, tutmaya çalışıp kaçırdıklarımız var, tutunamayışlarımız var, olmazlara, itirazlara iyanlarımız var, neşemiz var, uçurumlar var düşüp düşüp çıktığımız... Nasıl müzik de tek düze ve bir kararda olabilir? Yenilenmek, her gün göçebilmek de muhteşem bir his... Kök salmayalım...

Yol arkadaşlığı kadar önemli bir şey daha yok müzikte. Artık birbirimizin gözümüzün içine baktığımızda ne istediğimizi anlıyoruz, konuşmadan anlaşıyoruz.

Kendi müziğinin bugünü ve yarını üzerine neler söyleyebilirsin? Uyumak üzere yatağa yattın ve düşünüyorsun…

Belirsizin hayalleri ve kalp atışları. 

Grup geçmişi olan bir sanatçı olarak, birlikte çalıştığın müzisyenleri hep arkadaşların arasında seçiyorsun. Aranızdaki ilişkinin performansınız üzerindeki etkisini nasıl betimlersin?

Yol arkadaşlığı kadar önemli bir şey daha yok müzikte. Artık birbirimizin gözümüzün içine baktığımızda ne istediğimizi anlıyoruz, konuşmadan anlaşıyoruz. Kırk yıllık karı kocalar yaşayamıyor bu güzelim duyguyu, hatta biz sevgililerimizle yaşayamıyoruz ama birbirmizle kurduk bu köprüyü, ne güzel. 

Söylediğin cover parçalar her zaman çok sevildi. Fakat Sezen Aksu gibi dev isimlerin şarkılarını söylemek yine de cesaret ister. Söz konusu müzik olduğunda ne kadar cesursun?

Çok ama bu cesaret kendime karşı korkumdan da geliyor olabilir. Kendi sevmediğim bir şeyi asla yapmam, belki gönül kırmamak için, rica için yapmış olduğum şeyler vardır eskiye bakarsam ama daima kendimi hayal kırıklığına uğratmayacağım kararlar aldım. Ceylan mutlu olsun. Sonra ceylan’ı sevenler de mutlu oluyorlar zaten. Sezen Aksu deyince ise akan sular duruyor, saatlerce konuşulur, şimdilik onu çok sevdiğim bilinsin, yeter.

Sahnedeki halinden, şarkı söylediğin yerle çok güçlü bir bağ kurduğun her seferinde hissediliyor. Şarkı söylerken, kendini en çok nereye ait hissediyorsun?

Şarkının hikayesine. Kim ise o kadın ya da şarkıdaki kişi, ona bağlıyım, ona aidim.

Geçen sene de Tamirane on An Island kapsamında Bozcaada’da sahne almıştın. 5 Eylül’de, festivalin ikinci yılında tekrar buluşuyorsunuz. Nasıl bir ilişkiniz var Bozcaada’yla?

Başka bir yere gidince özlüyorum, o sokaklarda yürümediğim için gün içinde kendimi zaman zaman mutsuz hissediyorum. Bu da demek oluyor ki; Bozcaada’ya aşığım. 

Geçen sene sahne aldığın Tamirane on An Island’dan aklında kalan hangi anılar var?

Tüm müzisyenler, hep birlikte her gece ışıklar kapandığında ve insanlar evlerine gittiklerinde danslar etmiş, birbirimize şarkılar çalıp söylemiştik. Bu her festivalde olmaz. Sanırım sıcak hissettik, naif ve dostça.

Tamirane on An Island konseptini nasıl buluyorsun? Festival bu yıl ikinci kez düzenlenerek gelenekselleşmenin kapısını aralıyor çünkü…

Kesinlikle her sene yapılmalı bu festival. Hem ada halkına hem müzisyenlere oldukça saygılı kişiler tarafından organize ediliyor ve biz festivalin yaşaması için elimizden geleni yapmaya hazırız. 

Festivalde bu yıl bizi ne gibi sürprizler bekliyor?

Bence bu sene hepimiz yani festivaldeki tüm isimler birbirlerinin sahnesine atlayacak, geçen yılki birlikte şarkılar söyleme güzelliğini bu kez sahneye taşıyacağız. Çünkü festivaldeki tüm gruplar/isimler birbirlerinin arkadaşı ve dinleyicisi aynı zamanda. 

Merakla beklediğin performanslar hangileri?

Peyk! çok severim. Lahza Zira öyle. Diğer tüm arkadaşlarımı da sevgiyle dinleyeceğim.

Son olarak Bozcaada’nın en sevdiğin koyundasın. Yanında neler var, ne dinliyorsun?

Ukandanz dinledim epey, Tigran Hamasyan ve Mehmet Güreli’nin son albümünü dinledim. 50 gündür adadayım zaten, her gece mutlaka Tori Amos - Boys For Pele albümünden bir şey açtım, çocukluk yıllarıma döndüm böylece. Anderson Paak, Kendrick Lamar açtım gece dışarı çıkmadan evvel, biraz enerji için. Ama en sonunda yine Sezen Aksu’ya, Yıldız Tilbe’ye, Müslüm Gürses’e, ve Müzeyyen abla’ya bağladım ve öyle uyudum. 

THE PICKS-