Sep 02 2016

Coney Island


Brooklyn’in bir ucunda rengarenk eğlence parkları, Atlantik Okyanusu kıyısındaki plajları, insanı geçmişe ışınlayan nostaljik dükkanlarıyla keşfetmesi müthiş bir zevk: Coney Island!

Ece Çelebioğlu

Denizi arkanıza alıp yüzünüzü şehre döndüğünüzde, upuzun sahil boyu yayılan bir lunapark. Önünden geçen herkese abartılı jestlerle “gelin gelin” diyen cüce kız. Kırmızı beyaz çizgili tentelerin altında vurulunca suya düşmeyi bekleyen oyuncaklar. Kapısında kimisine komik kimisine korkunç gelebilecek palyaçolu resimlerle süslü restoranlar. Falcılar. Hava kararınca rengarenk ışıklar, birbirine karışan neşeli şarkılar ve coşkulu kalabalıklar… Bir anda 1950’lerin Amerika’sında bir panayıra ışınlandınız değil mi? Hayır burası şu anda var, hem de Manhattan’a 50 dakika uzaklıkta.

Yerleşik düzeni 1800’lü yılların ortalarından günümüze uzanan Coney Island yarım adası, New York’un Brooklyn adasının güney sahil kıyısında (Lower Bay) bulunuyor. Bugüne kadar Michael Jackson ve Diana Ross’lu Oz Büyücüsü’nden Requiem For a Dream’e popüler kültürde yer etmiş pek çok filme ve diziye ev sahipliği yapmış; hakkında onlarca belgesel bulunan ve Lou Reed’den Tom Waits’e ünlü müzisyenlerin albümlerine konu olmuş bu sıradışı “mahalle”, uzun zamandır hayalini kurduğum bir yerdi. Son zamanlarda da Mr. Robot izleyenler lunapark sahnelerinden hatırlayacak Coney Island’ı.

 

Nasıl & ne zaman gitmeli

Coney Island’a, Midtown Manhattan ya da Brooklyn’den D, Q, N veya F trenleriyle gitmek 45- 60 dakika sürüyor.

“Sayfiye” denilebilecek Coney Island’ın sezonu Nisan ayında başlıyor ve Cadılar Bayramı kutlamalarının yapıldığı 31 Ekim’de muhteşem bir karnaval havasıyla son buluyor.

Sabah erken saatlerden itibaren hayata başlayan Coney Island, haftasonları aileler başta olmak üzere her telden çalan New Yorkluyla doluyor. Sakin haliyle tanışmak ve fotoğraf çekmek isteyenler hafta içini tercih etmeli. Bir de sezon boyunca her Cuma 21:30’da gerçekleşen havai fişek gösterileri görmeye değer.

Sezon açılışı ve yazın gelişini, Haziran ayının üçüncü haftasonuna denk gelen tarihte Cumartesi günleri düzenlenen Mermaid Parade ile kutluyorlar. Her yıl iki ünlü, Deniz Kraliçesi ve Deniz Kralı olarak anons ediliyor ve geçişe katılıyorlar. Yaratıcı kostümünü kapan bu coşkulu kutlamaya geliyor: Renkli deniz kızları; deniz hayvanları; bahriyeliler ve binlerce insanla doluyor.

Coney Island, Christmas ve yeni yıl kutlamaları dışında kış aylarında genelde sessiz.

Kışın burada kaçırılmaması gereken en eğlenceli etkinlik, yılın ilk günü yani 1 Ocak’ta gerçekleşen ve artık gelenekselleşmiş yüzme günü. Ülkenin dört bir yanından katılımcılar Atlantik Okyanusu’nun buz gibi soğuğuna aldırmadan rengarenk kostümlerle suya atlıyor ve yılın ilk gününü kutluyorlar. 
 

Ne götürmeli

Coney Island okyanusa kıyı, upuzun ve çok geniş bir sahile sahip olduğundan haftanın her günü denize girmek mümkün. Herkes kendi plaj malzemesini yanında götürüyor. Kiralık şezlong ya da şemsiye gibi bir lüks yok. Dilerseniz sahilde gezen şemsiyecilerden 5-10 dolara satın alacağınız şemsiye ile güneşten korunabilirsiniz. Bikini giymek, üzerinizi değişmek ya da duş almak için de yine birçok alan mevcut.


 

Nerede yemeli

Sahil boyunca hot dog, mısır, pizza, hamburger gibi tipik Amerikan atıştırmalıkları satan standlar mevcut. Neredeyse tüm mekanlar çeşit çeşit bira satıyor. Özel margarita barlar, tiki barlar ve değişik pub’lara da rastlamak mümkün, ama bence Coney Island’da aranılacak kalite yeme-içme ile ilgili olmaktan çok geçirilecek zaman ile ilgili olmalı. Beklentiyi böyle tutarak gitmekte fayda var. Bu arada sahil boyunca ve sokaklarda dilediğiniz yerde içki içebilirsiniz, ama eğlence parklarının içine alkollü içecek ile girmek yasak.

Meksika mutfağı sevenler için Plaza Mexico Doña Zita’da (Bowery Street ve Henderson Walk kesişiminde) taco ve quesadilla denemeye değer.

İçinden Coney Island geçen şarkılar

The Excellents - Coney Island Baby

Aerosmith - Bone to Bone (Coney Island Whitefish Boy)

Velvet Underground - Coney Island Steeplechase

Lou Reed - Coney Island Baby

Death Cab for Cutie  - Coney Island

Tom Waits - Coney Island Baby

Franz Ferdinand - Eleanor Put Your Boots On

Bonus:

Eğlence parkları & Luna Park

Coney Island eğlence parklarına sahil tarafından giriş olmasına rağmen, yol tarafındaki ikonik kapısını da bir görün derim. Bu arada tarihine baktığımda burada aslında üç ana eğlence parkı olduğunu öğrendim: Steeplechase Park, Luna Park ve Dreamland adı verilen bu parklardan ikisi (özellikle ikonik Dreamland muazzam ve eşsizmiş.) uzun yıllar önce çıkan yangınlarda yok olmuş. Geriye kalan Luna Park’ta çocuklara da büyüklere de yetecek kadar farklı atraksiyon mevcut. Binmeyi planladığınız şeyleri seçip, buna göre biletinizi satın aldıktan sonra korku ve heyecan dolu eğlence başlıyor. Kendimi ciddi olarak zorladığım, adrenalin içeren bu tecrübede önerebileceğim oyuncaklar: Tıpkı bir sapanın ucundaki taşın içine yerleşmiş gibi sizi yerden metrelerde yukarıya fırlatan Sling Shot ve birbirinden değişik roller coaster arasında en iddialısı olan ThunderBolt. Atlıkarıncalar, dönmedolaplar ise bu büyülü mekanın romantik tamamlayıcıları olarak dizi dizi...

Mahallenin denize yakın caddesindeki dükkanlar, tabelaları, iç dekorasyonları, atmosferleriyle tam anlamıyla “oldschool”, sanki geçmişten buraya ışınlanmışlar gibi. Duvarlarda eski çizimler, parayla çalışan falcı kuklalar, dans eden kedili kadınlar, çeşit çeşit eski oyuncaklarla dolu.


 

Freak show

Coney Island denince akla ilk gelenlerden biri “Funny Face” logosu ve “freak show”lar. Buranın en eski Freak Show’unu mutlaka görmelisiniz. Bunun için adres Coney Island USA, yani bu eski geleneksel eğlenceği korumayı misyon edinmiş vakıf binası. Burada günün her saati katılabileceğiniz garip şovlar (yılanlı kadın, ateş yutan adam, çivilere yatan kadın, kılıç yutan adam gibi) gerçekleşiyor. Mermaid Parade’in organizasyonu da bu vakıf yapıyor. Burlesque geceleri, sirk gösterileri, canlı müzik performansları için de ayrı alanları olan binada bir souvenir shop, Coney Island müzesi ve Freak Bar bulunuyor. Müzeyi her gün farklı bir gönüllü rehberliğinde gezebiliyorsunuz. İçeride yıllar öncesinden kalan komik aynalardan, eski afişlere, tabelalardan Dreamland’in yanmadan önceki maketine kadar pek çok ilgi çekici parça sergileniyor. Müze ziyareti sonrası yine kendinizi hangi yılda olduğunuzu unutturacak gariplikteki barında Coney Island markalı craft birayı tadın.

Gündüzün bütün renkleri, akşam günbatımına doğru soluklaşıyor –ki bu da harika bir hava katıyor.  Günbatımı anında gökyüzünün mor rengi, harika dönmedolap manzarası insanın aklına kazınıyor. Hemen ardından Luna Park’ın ışıkları Coney Island’ı ele geçiriyor. Hemen her gece meydanda düzenlenen şovlar ve konserlerin yarattığı büyülü atmosfer sizi yeniden bir film karesine davet ediyor. İnsanın  bu film karesi içinde yaşayası geliyor!

 

THE PICKS-