Jun 03 2014

MoMA’da Tasarım, Şiddet ve Gezi


Şiddetle karışık ilişkileri olan pek çok farklı tasarım objesi, proje ve kavramı ele alan 'Design and Violence', birinci yıl dönümünde Gezi'ye de selam durdu.

Büşra Erkara

‘Design and Violence’, MoMA’nın marifetli küratörü Paola Antonelli, müzenin Mimari ve Tasarım Bölümü'ndeki takım arkadaşları ve günümüzde şiddete dair çok yönlü soruları olan yazarların cesur yeni projesi. Aylara, hatta belki yıllara yayılacak bu proje sunduğu farklı platformlarla aynı anda hem kaliteli yayınların yapıldığı bir websitesi, hem online bir müze, hem de endüstrideki en aktif beyinlerin bir araya gelip gündelik hayatın acelesinde kaybolup gidebilecek önemli haberleri konuşup tartıştıkları bir saha işlevini görüyor. 

Tartışmaların üzerine kurgulandığı objeler ve konuların seçimi küratörler tarafından şöyle açıklanmış: “Bu proje için şiddetle karışık ilişkileri olan pek çok farklı tasarım objesi, proje ve kavram seçtik. Bunlar kimi zaman şiddeti bir yandan mümkün kılarken diğer yandan üstünü kapatıyor, kimi zaman sonradan eleştirebilmek için halihazırda besliyor, kimi zaman da bir şiddeti engellemek adına bir diğer türlüsünü başlatıyor. Sergideki her şey 2001’den sonra üretildi. Bu yılı şiddetin tarihini dört farklı boyutta değiştirdiği için milat olarak seçtik: Terörizmle Savaş (GWOT), savaş taktiklerinde simetriden asimetriye geçiş, askeri güce alternatif olarak gerilla toplum hareketleri ve siber savaşın yükselişi tarihin tam bu noktasında başladı.”

Serideki ilk tartışma programı mart ayında, Rob Walker’ın makalesi, The Liberator, Defense Distributed’ı takiben, üç boyutlu yazıcılarla yapılmış (daha sonra rap şarkıcısı M.I.A’in klibi ile ünlü olan) silahlar üzerine gerçekleşti. Bu tartışmayı nisan ayında Sputniko!’nun  regl makinesine odaklanan ‘Empatiyi Tasarlamak’ ve ‘Hayvanları Yemek’ konulu iki oturum takip etti. Bugünlerde sitede tartışılmayı bekleyen konular arasında Avustralya’da deniz yoluyla gelen kaçak Afgan göçmenlerini caydırmak için devlet tarafından hazırlanmış bir çizgi roman, Orta Amerika’da ‘büyük ümitlerle’ inşa edilmiş ancak görevini tamamlayamış bir hapishane ve aralarında Türkiye’de Gezi direnişi sırasında ortaya çıkan objelerin de bulunduğu ‘Kaçırılmış Objeler’ var.

‘Kaçırılmış Objeler’ makalesinin yazarlarından tasarımcı Carlotta Werner, protestolar sırasında İstanbul’da geçirdiği zamandan şöyle bahsediyor: “Protestolar başladığından beri nesnelerin etrafında yeni bir saygı ve algı katmanı var. Temizlik spreylerinin içi tıbbi malzemelerle dolduruldu. Boya maskeleri biber gazından korunmak için kullanılıyor, sonra da insanların apartmanlarının bir köşesinde, direniş hatırası olarak yer buluyor. Gözlükler, atkılar, üzeri delinmiş plastik şişeler yeni anlamlar kazandı. Bu yeni nesnelerin ortaya çıkışı direnişin bir yan ürünü: Gereksinimin ortasında, kaybedilecek zaman yokken ortaya çıkan bu nesneler, vücudu koruma, ilk yardım, haberleşme, iletişim ve organizasyon alanlarında kullanılıyor; kimin ne tarafta olduğunu belirliyor, savunmayı, saldırmayı ve kimi zaman kışkırtmayı sağlıyor.”

Werner’in sözleriyle, Gezi’nin birinci yıl dönümünde, bir temizlik spreyi artık sadece bir temizlik spreyi değil.

 

THE PICKS-