Sep 27 2016

Elif Uras ‘Hayal Meyal’


Yakın zamanda ‘Pregnant Haliç II.’ adlı eseri Metropolitan Museum of Art’ın daimi koleksiyonuna dahil edilen ressam ve seramik sanatçısı Elif Uras ile 6 Kasım’a kadar Galerist’te görülebilecek ‘Hayal Meyal’ sergisini ve çini sanatını konuştuk.

Itır Yıldız

Öncelikle tebrikler! Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?

Çok mutluyum. New York’ta okuduğum ve yaşadığım süre içinde Metropolitan Müzesi benim için bir numara oldu, hem güncel sergileri hem de yüzyılları ve kültürleri kapsayan, görmekle bitmeyecek koleksiyonu ile.

Eserlerinizdeki çini sanatının etkilerinden hareketle biraz bu tanışma hikayesinden bahsedebilir misiniz?

Tuval ve kağıdın ötesinde değişik yüzeyler üzerinde resim yapma arayışım vardı. Tüketim toplumu ve kapitalist sisteme geçmiş geleneksel kültürlerde, kadının temsili konularına kafa yorarken, kendi kültürümüzün en eski ‘statü objelerinin’ yaratıldığı yerde, kendi tasarladığım vazolara ve tabaklara resim yapmak istedim. Vazo ve tabak evi çağrıştırdığı için genelde dekoratif bulunan ve kadınla bağdaştırılan şeylerdir. Ben bu önyargıların ve hiyerarşilerin dışına çıkıp, yarattığım objeleri tuval olarak kullanmak istedim. Yeni formlar tasarladıkça bunları heykel ile resim arasında bir yerde buldum. New York’ta okula gidip, orada yaşayıp çalıştıktan sonra, Türkiye’de çalışmak benim için çok önemliydi. İznik Vakfı’nın Türk ve uluslararası sanatçı ve tasarımcılarla çalışma geçmişi var. Bir süredir İznik’e gidip çalışabildiğim için çok mutluyum. Malzeme, tekniği, boyaları, canlı renkleri ve parıltılı sırları ile beni cezbetti.

Pregnant Haliç II

 

İznik çinilerinden esinlenerek ürettiğiniz eserler yıllardır yurtdışında çok ilgi gördü. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Seramik sanatı özellikle son 10 yıldır yükselişte. Küresel sanat dünyasında eskisine göre daha ilgi gören bir malzeme oldu. Aynı zamanda tarihi İznik çinisi dünyada el üzerinde tutulan, büyük müzelerde önemli örnekleriyle yer alan bir gelenek. İznik’te çalışınca bu geleneği gözardı edemeyeceğimi anladım, ama aynı zamanda bunu nasıl güncelleştirip kişiselleştirebileceğimi düşündüm.

23 Eylül’de Galerist’te açılan ‘Hayal Meyal’ adlı serginizde kadın ve emek temaları göze çarpıyor. Sizi besleyen ve eserlerinize yön veren gözlemlerinizi, bu serginin ortaya çıkış hikayesini biraz anlatabilir misiniz?

Kadının görsel kimliği ve etrafındaki materyal kültür üzerinde düşünüyordum. Bize özgü kültürel göstergeleri ve sembolleri, mesela geleneksel seramik desenlerinden, örtünme ve giyinme modasına kadar farklı verileri, malzeme olarak kullanmak istedim. Doğu ile Batı arasındaki kimlik çatışmasında kadının toplumdaki rolü, cinselliği, giyinmesi ve evin dışında bir rol arayışı çok önemli bir boyut teşkil ediyor. Diğer yandan kadını daha çok bir anne olarak tanımlayan ve ev içindeki rollerine öncelik veren politikalarda da bir artış var. Eserlerimde kadını evde ve ev dışında etkinlik halinde gösteren hikayeler yaratma isteği de buradan geliyor.

Ön Ofis


Geçen yıl Aldrich Contemporary Art Museum’da sergilediğiniz heykelleri İznik Çini Vakfı’nda ürettiniz. Yeni serginizdeki eserlerin üretim süreci de orada mı gerçekleşti?

Seramik işleri, hep resmin yanında ve resimle ilişkilendirerek düşünmüştüm. Seramiği daha çok üç boyutlu resim gibi kullarak başladım, sonra kadını anlatan formlarla figüratif heykeller ortaya çıktı. Geleneksel seramik işlerini doğadan soyutlanan motifleriyle ve kıvrak formlarıyla zaten çok kadınsı buluyorum. Amacım bu geleneksel desenlerden yola çıkıp daha çağdaş bir görsel dile ulaşmak. Kadınların kullandığı malzemeler, giyimleri, eşarplar, ayakkabılar benim için önemli kaynaklar ve işaretler. 

Zeytin Toplayan Kadınlar
 

Seramik işlerimi  yine İznik Çini Vakfı’nda ürettim. Ayrıca sergide ağırlıklı olarak seramiklerin son senelerde üzerinde çalıştığım tuval üzerine resimler de yer alacak.  Bu iki farklı malzeme arasında biçimsel ve içerik olarak ilişkiler kurmaya çalışıyorum.

Önümüzdeki dönemde kimlerin sergilerini iple çekiyorsunuz?

Ekim’de Met Breuer’deki Kerry James Marshall sergisini o bina açıldığından beri heyecanla bekliyorum. Guggenheim’da aynı zamanda bir Agnes Martin retrospektifi olacak, o resimlerin o mekanla harika bir şekilde bütünleşeceğini tahmin ediyorum. Bir de arkadaşım Leyla Gediz’in Ocak’ta the Pill’de yapacağı sergiyi iple çekiyorum.

Anne ve Çocuk


Grayson Perry’nin seramik işlerini beğeniyor musunuz?

Evet beğeniyorum, onun işleri Amerika’da nedense çok görülmüyor, en kapsamlı sergisini Pera Müzesi’nde geçen sene gördüm. Amerika’da en beğendiğim seramik sanatçıları arasında Ken Price, Arlene Shechet ve Ron Nagle var.

Son olarak, ilham verici bir hikayeniz var. Columbia Üniversitesi’nde güzel sanatlar okumadan önce ekonomi ve hukuk öğrenimi gördünüz. Bu, pek çokları için ‘keskin bir dönüş’ ve ‘cesaret isteyen bir karar’ olarak adlandırılırdı. Siz bu kararı nasıl verdiniz? Temel itkiniz neydi?

Hayat kısa, işinin insana günbegün heyecan vermesi, yarattığından tatminlik hissi duyması çok önemli. Hukuk okumuş sanatçıların arasında Cézanne ve Kandinsky de var, eminim aldıkları eğitimin sanat kariyerlerine bir faydası yansımıştır. 

THE PICKS-