Nov 03 2014

Francis Kurkdjian


Maison Francis Kurkdjian’ın kurucusu, parfüm ve stilin kalbindeki ‘keyif alma’ ihtiyacına hitap ediyor.

Melda Göktuğ Şallı

Paris doğumlu, Fransız-Amerikalı parfüm tasarımcısı Francis Kurkdjian şimdiye dek aralarında Dior, Armani ve Jean Paul Gaultier gibi isimlerin bulunduğu nice ünlü modaevi için 40’tan fazla parfüm üretti; öyle ki birçok stil takipçisinin favori parfüm listesinde onun en az bir ürünü olduğu kesin. Versailles ve Fondation Cartier’deki parfüm konulu enstalasyonları yönetti; dünya çapına yayılan ünü ve mesleğine bakış açısı ona François Coty ödülünü ve Fransız hükümetinden Chevalier des Arts et des Lettres nişanını kazandırdı. 2009’dan beri kendi markası Maison Francis Kurkdjian ile takipçilerini yeni parfüm yolculuklarına çıkarıyor. Kurkdjian için koku, bir duyudan çok daha fazla.

Parfüm hayatınıza nasıl girdi?

14 yaşındayken bir Fransız dergisinin parlak sayfalarında, parfümcüler hakkında yazılmış bir makale okumuştum. Tam bir aydınlanma anıydı. Parfümün yaratım sürecinde gerçek insanların çalıştığını ve bu işin özel bir beceri istediğini böyle öğrenmiştim. Hem annemin, hem de babamın babası terzi ve gelinlik tasarımcısıydı; parfüm ait olduğum bu ‘couture’ dünyasıyla öyle yakından bağlantılıydı ki ilerde parfümle uğraşacağımı anladım. Bu meslek hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için parfüm ve lüks ürün markalarına mektuplar yazdım. Sonunda Lancôme’dan bir yönetici bana yanıt verdi ve Fransa, Versailles’daki parfümcülük okulu ISIPCA’dan söz etti. 15 yaşında, okulu ziyaret etmek için ailemi beni oraya götürmeye ikna ettim. Okul müdürüyle bir araya geldik ve bana çok genç olduğumu, pozitif bilimler üzerine yüksek lisans yaptıktan sonra buraya başvurabileceğimi söyledi. Beş yıl sonra, 20 yaşındayken ISIPCA’ya başvurdum ve 1992 yılında mezun oldum.

En sevdiğiniz koku hangisi?

Öyle bir koku yok. Her zaman bir sonraki parfümüm, daha yaratmadığım koku benim için en heyecan verici olan. Bana hayal kurduruyor ve ben de o kokuyu bulana kadar hayallerde dolanıyorum. Bulduğumda bir süre dinlenip yeni bir parfüm yolculuğu için hayal kurmaya başlıyorum.

Parfümcü olmaya karar vermeden önce dansçıydınız. Parfümde başarılı olmasaydınız hangi işi yapardınız?

Yoluma parfüm sanatını çıkaran şanslı bir yıldızım var. Aslında parfüm tasarımcısı olmayacaktım çünkü balet olmak istiyordum. Bildiğim tek şey, eğer parfümle uğraşmasaydım, insanlara keyif veren bir iş yapardım.

Parfüm kariyeriniz başarılı işbirlikleriyle başladı. Kendi parfüm markanızı kurmaya nasıl karar verdiniz?

Kendi parfüm markamı 2009’da kurdum çünkü kokular ve lüks hakkında kendi vizyonumu insanlarla paylaşmak istiyordum. Parfümlerim Paris’ten ilham alıyor ve Fransız ve Paris seçkinliğinin, ışıltısının, şıklığının sofistike ruhunu taşıyor. Hani tam tanımlayamayıp Fransızca’da “je ne sais quoi” dediğimiz şeyin ruhunu. Markamı 1995’te lüks ürünler, moda ve güzellik markaları ile yaptığım başlangıçtan 2001’de kendi atölyemdeki özel üretim parfümlere, Paris, Versailles, New York ya da Şanghay’daki sanatçı işbirliklerine, tüm parfümcülük deneyimimle kurdum. Maison Francis Kurkdjian’ın bugün parfüm üzerine 50 ürünü bulunuyor. Markamda ‘maison’ (ev) kelimesinin geçmesi de çok anlamlı çünkü inandığım bir şeyi anlatıyor. Bir evin sakinleri, arkadaşları ve bazen çocuklarla bir ruhu ve tarihi vardır. ‘Ev’den gelen tüm bu duygular bu kelimede bir araya geliyor ve hayallerime hayat veriyor: en büyük mutluluğum olan yaratıcılık, başkalarına ilham ve keyif verme hayalimi.

En çok hangi modaevleriyle çalışmaktan keyif aldınız?

Son 20 yılda dünyanın en iyi tasarımcılarından ve en yaratıcı isimlerinden bazılarıyla çalıştım, Elie Saab’dan Jean Paul Gaultier, Narciso Rodriguez, Dior’da çalıştığı dönemde Hedi Slimane’a, Giorgio Armani’ye ve Ferragamo, Acqua di Parma, Guerlain ve şimdi çalıştığım Burberry’ye kadar. Her seferinde yaratıcı bir ortamda çalışmaktan mutlu oldum. Favorim yok; her projenin kendi zorlukları var ve o sırada favoriniz olmalı ki kendinizi o işe %200 adayabilesiniz. Her proje zihninizi açıyor ve estetiğe bakışınızı geliştiriyor, fikir alışverişinden hep şaşırtıcı şeyler doğuyor.  

Kokusu aklınıza en net kazınan şehir hangisi? Bu kokuyu nasıl tarif edersiniz?

Tatilimi geçirdiğim Balear adalarındaki küçük bir kasaba. Otomobil yok, kirlilik yok, sadece incir ağaçları var. Aqua Vitae parfümümü orada tasarlamıştım. Motosiklete biniyordum ve havanın sıcaklığıyla hızın bileşimi kaçırmak istemediğim, çekici bir duygu yarattı. Güneşin enerjisini, erotizmini ve ışıltısını yakalamak istemiştim.

Parfüm için malzeme aramak için gittiğiniz en çılgın yer neresiydi?

Malzeme için gittiğim uzak diyarların sonu yok: Hindistan, Madagaskar, Sri Lanka, Rusya, Brezilya, Yeni Kaledonya, Avustralya, Uzakdoğu…

Her şeyden kaçmak için gittiğiniz bir yer var mı?

Her şeyden kaçmak için seyahat etmeme gerek yok. Bir kitap, film ya da resim; bütünüyle sanat o kadar çok şey başarıyor ki…

Ve son olarak, hangi parfümü kullanıyorsunuz?

Tasarladığım tüm parfümleri kullanırım, kendimin ilk müşterisiyim. Bu yüzden parfüm kullanmamak, bana özel dinlenme şeklim. 

THE PICKS-