Jun 13 2013

Gary Card


Tiyatro tasarımı eğitimi alan Card, şu sıralar yarattığı rengarenk karakterler ve cisimlerle moda dünyasını başka bir boyuta taşıyor.

Sara Şensoy

Gri ve puslu bir Londra günü, Gary Card mor gözlükleriyle karşımda. Yarattığı rengarenk karakterler ve cisimler, moda dünyasını başka bir boyuta taşıyor. Gary her ne kadar tiyatro geçmişine sırtını dönmüş gibi gözükse de aslında o tiyatral deneyimlerine moda içinde yeni bir nefes vermiş. İş hayatının 10 senesini doldurmadan dünyanın en önemli fotoğrafçıları, sanatçıları, müzisyen ve markalarıyla çalışmış. “Daha ne olabilir ki?” dediğiniz anda karşınıza dev bir propla çıkan set tasarımcısının fantastik figürlerle dolu dünyasını, deneyimlerini konuşuyoruz. 

 

Gary Card kimdir?

Aslen Bournemouth'lıyım. Çok güzel plajları olan, çok da uykucu bir şehir. Hiçbir zaman plaj seven bir insan olmadığım için aslında çok ironik. Gerçekten de herkesin gitmeyi hayal edeceği bir yer ama işte ben sahillerden pek hoşlanmıyorum. Çok evcil bir insanım. Küçükken bile, arkadaşlarım güneş ve denizin keyfini çıkarırken ben hep evde oturup çizgi film izler, resim çizerdim. Şu anda da işlerimde o dönemden izler görebilirsiniz. Biraz naif, çizgi film benzeri, tuhaf öğeler hala var. Annem ve babam her zaman destek olmuşlardır. Sürekli mumlu kil ile oynayıp onu halının üzerinde parçalamaktan halımızı mahvetmiştim mesela. Benim sanatçı olmamı istedikleri için cumartesi günleri sanat derslerine taşırlardı. Galiba annem başka hiçbir şey yapamayacağımın farkındaydı. Başka bir şey yapmazdım yani. Ya böyle bir şey yapacaktım, ya da bir süpermarkette çalışacaktım herhalde. Beni bilinçli olarak bir sanatçıya dönüştürdüler. 17 yaşındayken Central Saint Martins'te Tiyatro Tasarımı okumak için Londra'ya taşındım. Tiyatro Tasarımı okumak istemiyordum aslında. Sadece Saint Martins'e gidip, o yaratıcı çevrenin bir parçası olmak istiyordum. Orada tiyatro tasarımı okumaya karar verdim çünkü kısa hikayeler yazmanın, çizim, maket yapımı gibi ilgilendiğim bir çok alanı kapsadığını düşündüm. İşin performans tarafı çok hoşuma gitti; insanların keyif alacağı ve tecrübe edeceği şeyler yaratmak beni her zaman heyecanlandırdı. Şu an yaptığım iş de bence bu bütünün bir parçası.

Mezun olduktan sonra profesyonel hayatınız nasıl başladı?

Mezun olduktan sonra grafik tasarımcı olarak işe başladım. Aynı zamanda arkadaşımın dergisi Less Common'da çalışıyordum. Şu an yanımdaki stüdyoda çalışan Jacob Sutton da o zamanlar yeni parlayan bir fotoğrafçıydı. Artık çok ünlü tabii ama o zamanlar henüz yolun başındaydı. Set ve sahne malzemeleri tasarlatmak için birine ihtiyacı vardı. Beraber çok eğlenceli şeyler planlamaya başladık. Çılgın aksesuarlar, saça takılacak parçalar, bacaklar için tasarımlar, kostümler. Bazen benim üzerimde deneyip fotoğraflarını çekerdi. FACE, Sleazenation gibi dergilere gidip bizi desteklemeleri ya da işlerimizi yayınlamaları için toplantılar yapardık. O zamanlar dergilere çat kapı gidip böyle şeyleri konuşabilirdiniz, projenizi sunabilirdiniz. Bugün böyle bir şeyin yapılabileceğini hiç sanmıyorum.

Fotoğrafa geçtikten sonra size farklı alanlardan teklif gelmesi ne kadar zaman aldı?

Nicola Formichetti için çalışmaya başladım ve o beni kanatlarının altına aldı diyebiliriz. Bu dönemde Dazed & Confused ile birçok iş yapmaya başladım. O vesileyle de Another Magazine ile tanıştım ve onlarla çıtayı bir parça daha yükselttim. Attığım bir sonraki adım ise Nicola'nın temsil ettiği CLM Ajansı vasıtasıyla oldu. Bir gün Nicola onlara “Gary'nin işlerini görmeniz gerekiyor” demiş. CLM America & UK beni aradı ve benimle çalışmak istediklerini söylediler. Onlar aracılığıyla çok daha büyük işlere imza attım. Yine de en başlarda Dazed & Confused'un bana ne kadar destek olduğunu söylemem gerekiyor. Adımı duyurmam konusunda çok önemli rol oynadılar.

Yakın zamanda Fashion Illustration Gallery'de kişisel serginiz vardı. Bu sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor? Lula nasıl doğdu ve bu karakterin çıkış noktası neydi?

Galerinin sahibi benim biraz daha geleneksel moda çizimleri yapmamı istiyordu. Ama bu istediği hiç benim tarzım değil. Eğer çok büyük isimlerden biri değilse, çok doğrudan moda çizimleri beni heyecanlandırmıyor. Ben daha ziyade Julie Verhoeven'in illüstrasyon dünyasına yakın duruyorum. Sergi için bir konuya ihtiyacım vardı ve bir hikaye anlatmak istiyordum. Yaşlanan bir kadının hikayesi beni çok heyecanlandırıyordu. Lula bana geniş bir oynama alanı sağladı. Çizimlerim moda illüstrasyonları olmasına rağmen bir açıdan da karikatür gibiler. Özellikle renk ve boyutlarla oynarken bayağı keyif aldım. Daha karanlık ve hüzünlü temalar da var tabii. William Ling ile de uzun zamandır görüşüyoruz. Bu bana mükemmel bir fırsat gibi geldi. Umarım bu, devamı gelecek bir serinin başlangıcıdır. Lula'ya geri dönmek gerekirse, genişletebileceğim bir karakter yaratmak istedim. Lula'yı daha da ileri taşıyacağım.  

LN-CC sizin ilk iç mekan tasarım projeniz olmasına rağmen en iyi tasarım ödülüne aday gösterildi. Bu projeye nasıl dahil oldunuz?

Bu benim işimin en çok keyif aldığım yanlarından biri. Bir an illüstrasyonlarla uğraşıyor oluyorum, bir anda dönüp iç mekan tasarlayabiliyorum. LN-CC'nin kurucularından, aynı zamanda arkadaşım olan Charlotte böyle bir şeyle ilgilenip ilgilenmeyeceğimi sordu. Devasa bir dükkan tasarlamak kaçırılmayacak bir fırsat olur diye düşündüm. Daha sonra LN-CC'nin kuzeni sayılabilecek COS için de bir proje yaptık. Bu projeyle biraz daha olgunlaştığımı düşünüyorum. İç mekanlara ve perakende konseptine nasıl yaklaşmam gerektiğini öğrendim. Mağazalarla görüşüyoruz, birkaç proje daha yolda olabilir yani. Aramızda imzalanan gizlilik anlaşmaları nedeniyle hangileri olduğunu söyleyemiyorum maalesef. Yalnız eğer bu projeler gerçekleşirse inanılmaz olacak. Bu işlerin, daha öncekilerden  biraz daha ticari olduklarını söylemem lazım. Şu anda üzerinde çalıştığım bir Belle Sauvage dükkanı var. Diğerlerini açıklamak için sabırsızlanıyorum, fena halde cool olacaklar. Birbirinden de tamı tamına zıt işler. Dediğim gibi ama, işimin en sevdiğim yanı da bu!

COS gibi büyük şirketler ile çalışmak konusunda ne düşünüyorsunuz? Kendinizi kısıtlanmış hissediyor musunuz?

Ne istedikleri konusunda net bir fikrim olduğu için benim yaratım sürecimde bir problem olmadı. Tabii COS gibi bir marka için çılgın bir tasarıma yönelemezsiniz. Minimal olması gerekiyor; konseptin büyük çaplı fakat kısıtlı olması lazım. Mağazaların içleri ve pencereler basit fakat güzel çizgiler, ahşap ve kaplamalardan ibaret; kıyafetler de çok sade uygulamalar ile zarif detaylardan oluşuyor. Mağazayı tasarlarken de bunları göz önünde bulundurarak ilerledim. Onlara tasarladığım iki konsepti sundum. Onlar da benim favorim olan ile ilerlemeye karar verdiler. Gerçekten muhteşem bir projeydi.

Bütçesizlik en iyi bütçedir gibi mi hissediyorsunuz?

Yani bir bakıma hiçbir zaman bütçesiz kalmadık çünkü hiçbir şey olmasa projeye ben para yatırırım. Giriştiğiniz projelerle ilgili çok dikkatli olmanız gerekiyor. Her zaman kendinize, “Bu projeye 3 bin sterlin harcamak istiyor muyum yoksa tatile mi çıkmak istiyorum?” diye soruyorsunuz. Eğer yılda 20-30 editoryal yapıyorsanız doğru olanları yaptığınızdan emin olmanız gerekiyor.

Çalışmaktan heyecan duyacağınız isimler hangileri?

Mert ve Marcus. Bayılıyorum onlara. Henüz olmadı ama kapımı çalmalarını bekliyorum. Josh Olins'i de çok beğeniyorum, çok güzel işler yapıyor. Solve Sundsbo ile birkaç kez çalıştım, olağanüstü biri. Nick Knight ile tekrar çalışmak isterim. Patrick Demarchelier, Steven Meisel; bu listeye sonsuza kadar devam edebilirim. Ama Meisel'la çalışmak gerçekten muhteşem olurdu! Tabii Steven Klein'la da aynı şekilde. Daha önce benim için birkaç çekim yapmıştı fakat şahsen tanışmamıştık. Onunla tekrar çalışmayı isterim.

Birlikte çalışmaktan en çok keyif aldığınız fotoğrafçılar kimler?

Beraber çalışmaya bayıldığım, aynı zamanda da en iyi arkadaşım olan iki fotoğrafçı var: Biri Jacob Sutton diğeri de William Selden. İkisinin de yaklaşımları apayrı; Jacob her zaman insanların  daha önce görmediğini yaratmaya çalışır. Son derece inanılmaz fakat aynı derecede yorucu. Sürekli yeni bir fikir peşindedir ve mükemmel olanın peşinde olduğu için çok detaycıdır. William da harikadır; bana bütünüyle bir özgürlük sağlar. Ben masaya çok fikir yatırırım ve tartışmalarımız doğal gelişir. Birbirimizi tamamlıyoruz. Her ikisi ile de çok iyi ilişkilerim var. Nick Knight ve Dinos Chapman konusu ise tamamıyla farklı. Nick çok talepkardır. Ne istediğini bilir ve 'hayır'ı cevap olarak kabul etmez. Onlar benim idollerim. İnsanın idol olarak gördüğü biri ile çalışması çok zorlu bir iş fakat ben bunu mükemmel bir fırsat olarak görüyorum. Garage Magazine'de ortaya çıkardığımız işi gören çoğu insan onların küçük oyuncak bebekler olduğunu düşünüyor fakat gerçekte çoğu parça devasa boyutlardaydı.  Dev bebek evini de izleyicinin ölçek duyusuyla oynamak üzere inşa ettik.

Portfolyonuz büyük projeler ve yeteneklerle dolu. Geri dönüp baktığınızda gelişiminizi ve ilerleyişinizi nasıl görüyorsunuz?

Bu konuda yorum yapması çok zor. Benim yaptığım işin bir meslek olduğunu bile bilmiyordum. Grafik tasarımcı olarak çalışırken Jacob'a bir keresinde “Keşke senin için yaptıklarımı diğer moda fotoğrafçıları için de yapıp bundan hayatımı kazanabilsem.” demiştim. O da bana “Gary, böyle bir meslek var tabii ki, bu yaptığın sahne tasarımı!” dedi. O kadar naif ve beklentisiz girdim ki bu piyasaya; sadece hissettiğim gibi işler yaparak. Ne yaptığımı hiçbir zaman açıklayamam. Bugünlerde kimse bir tek iş kolu ile yetinmiyor zaten. İnsanlar da benim ne yaptığımı tam olarak kategorize edemiyorlar ya, o da çok hoşuma gidiyor. Bazen de eski işlerime bakıp “Bunu nasıl yapmışım?!” diyorum. “Nasıl becermişim?” Aynı zamanda çok da geri dönüp bakmamaya çalışıyorum.

Hareketli imaj konusuna gelirsek, video geçmişinizden bahsedebilir misiniz?

Başka bir yakın arkadaşım Ferry Gouw müzik video yönetmeni. Beraber birçok müzik videosu çektik. Major Lazer'dan Bloc Party'ye, Blood Orange’a farklı isimlerle çalıştık. Doğruyu söylemek gerekirse, hareketli imaj çok hoşuma gitmiyor. O mecrada kontrol etmeniz gereken o kadar çok şey var ki, şaşırmaya müsait bir ortam. Özellikle insanlar sizin tasarladığınız objelerle etrafta koşuyorlarsa, objenin hangi açıdan gözükeceğini tahmin edemiyorsunuz. Bazen bir obje arkadan göründüğünde işe yaramayabiliyor mesela. O nedenle fotoğraf ile çalışmayı daha çok seviyorum. Hareketli medyada yine de çalışıyorum, moda filmleri çekiyorum. Eğer bir proje beni heyecanlandırıyorsa ilgileniyorum. Tekrar belirtmem lazım ki ben işin maddi yönü ile motive olmuyorum, projenin içeriği beni motive ediyor. Ben olayın heyecanıyla ilgileniyorum.

 

 

 

THE PICKS-