May 16 2016

Hayatınızı Tekrar Tasarlayın!


Ürün tasarlamaktan hayatı tasarlamaya uzanan heyecanlı bir kariyer yolculuğu... Tasarımcı Ayşe Birsel, “Hayatınızı tekrar tasarlayın!” diyor ‘Design the Life You Love’ adlı yeni kitabında. Peki bu ne demek? Röportajımıza buyrun.

Kına Demirel Beskinazi

Ayşe Birsel’i ilk tanıdığımda New York’un ünlü tasarımcılarından biriydi. Eşiyle birlikte kurdukları Birsel + Seck tasarım stüdyosu yıllar içerisinde birbirinden etkileyici tasarımlara imza attığı gibi, birçok ödülün de sahibi olmalarını sağladı. Ayşe, yıllar içinde geliştirdiği yenilikçi düşünce yöntemi ‘Boz: Yeniden Yap’ (Deconstruct: Reconstruct) ile hayatımızı tasarlamanın yepyeni bir yolunu yarattı. ‘Sevdiğin Yaşamı Tasarla’ işte bu bakış açısını ve yöntemlerini özetleyen harika bir kitap. Ayşe’yi İstanbul’da kitabını tanıtırken yakaladım ve hemen sorularımı yönelttim.


Amerika’da listelerden inmeyen ‘Design the Life You Love’ (Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın) adlı yeni kitabının Türkiye lansmanı için buradasın. Kitabından önce Ayşe Birsel’i tanıyalım mı?
 
ODTÜ Endüstri Tasarımı Bölümü’nde okuyup, Brooklyn Pratt Institute’da master yaptım. 25 senedir tasarımcı olarak çalışıyorum. İlk başladığımda ürün ve sistem tasarlıyordum fakat zaman içinde, özellikle de ‘Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın’ kitabını geliştirip her kesimden insanla uygulamaya koyduktan sonra şunu gördüm: Müşterilerimiz ürün satıyorlar; ancak kullanıcı, yani biz, bir deneyim yaşıyoruz, bu yaşamımızın her noktasında geçerli; yemek yemekten, alışveriş yapmaya ve hobilerimize... Dolayısıyla ürün yerine bu bütüncül deneyime odaklanmak gerekiyor. Ürün tek başına yeterli değil. Kendimi insanların hayatını tasarlayan bir tasarımcı olarak görüyorum. 

Fotoğraf: Harry Zernike
 

Kitabından biraz bahseder misin?

Kitabım geliştirdiğim tasarım yönteminin ve araçlarının hayatımıza uygulanmasıyla ilgili. Bunu yapabilmek için, kitabımda hem tasarımcı gibi düşünmenin yollarını, yöntem ve araçlarını örnek veriyorum hem de tasarımcı kafa yapısı ve ruhunu anlatıyorum. Nasıl tasarımcı gibi düşünebiliriz? İyimser olmak çok önemli, tasarımcılar halihazırdakinden daha iyi bir çözüm geliştirebileceklerine gönülden inanırlar. Sonra aynı iyimserliğin getirdiği “Neden olmasın?” sorusunu sorarlar ve “Hayır, böyle olmaz” yaklaşımından uzak dururlar. Tasarım izole olmuş bir şekilde yapılmaz, ortak çalışmaya açık olmak da gerekli. Ve elbette oyun oynar gibi düşünmek, hata yapmaktan korkmadan… 
 

Yaşamı tasarlamak nasıl bir süreç? Ve insanlar neden bunu yapmalılar?

‘Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın’ bir deney olarak, otomobilden kaleme kadar yaptığımız tasarımlardaki ortak tasarım yöntemi ve düşünme şeklini kağıda dökmemle başladı. ‘Deconstruction: Reconstruction’ (Boz: Yeniden Yap) adlı bu yöntemi, tasarladığımız ürün, strateji veya iş model projelerine uyguluyor, yepyeni ve inovatif sonuçlar elde ediyoruz. Ve yaşam, en önemli projemiz, öyle değil mi? “Eğer yaşamım en önemli projemse, bu yöntemi yaşama uygulayabilir miyim?” sorusuyla işe başladım. Bu süreçte dört basamak var. O basamaklar içinde de çeşitli araçlar ve yöntemler gösteriyorum. Tasarım ve sanattan örneklere bugüne kadar atölyelerden elde ettiğim sonuçları da dahil ediyorum. Herkesin yapıp anlayabileceği, zevk alabileceği bir süreç bu. Kendimize ait bir yaşam tasarladığımızda, daha olumlu, özgün ve üretken bireyler olacağımızı düşünüyorum. Özellikle üç gruba hitap ettiğini görüyorum: Yaşamında bir dönüm noktasında olup, bir sonraki evreyi yepyeni bir şekilde düşünmek isteyenler. Diğer bir grup, yaşamında beliren ve belli bir problemi yaratıcı bir şekilde çözmek isteyenler. Üçüncü grup tasarım ve inovasyon yaklaşımına ilgisi olan ve bunun somut örnek ve yöntemlerini araştırıp, daha çok öğrenmek isteyenler.

 
Yaşamını senin yönteminle tasarlayanların aldıkları sonuçlar neler?

Öncelikle yöntem ve görsel araçlar sağlandığında, insanlar ne kadar yaratıcı olduklarını görüyorlar. Atölyelerde çok sık duyduğum “Ben pek yaratıcı değilim” sözü değişmeye başlıyor. İkincisi, çok karmaşık olduğunu düşündüğümüz yaşamımızı bir ya da iki sayfaya sığdırabilmek aslında bizleri güçlü yapıyor, yeni bir yol tasarlayabilmemizi mümkün kılıyor. Kendi değerlerimizi bulmamıza yardımcı oluyor. Atölyelere katıldıktan sonra yaşamına yeni bir bakış açısıyla yaklaşıyor insanlar. “Bu yöntem yaşamımı değiştirdi” diyenler; yeni iş kuranlar, annesini daha iyi anlayanlar, okula geri dönenler oldu...


 

‘Yaşamı Tasarlayın Eğitimleri’ veya  kitabın lansmanları sırasında seni etkileyen hikayelerle karşılaştın mı?

Evet, pek çok. Hatta bu yıl Sevgililer Günü için atölyelere çift olarak gelenlerle bir röportaj serisi yaptım, bambaşka öyküler çıktı. Atölyelerin en sevdiğim kısmı, beni yaşamın her kesiminden; ortak yönleri merak ve yaratıcılık olan insanlarla tanıştırması. Her seferinde bunun için çok heyecanlanıyorum ve keyif alıyorum. Bu insanlardan biri Steve D’Amico, P&G’nin inovasyon stüdyosunu kuran tasarımcı. Kendisi katıldıktan sonra, eve gidip karısı Pam’a ‘Design the Life You Love’ı öğretiyor ve her pazar bir kafede birlikte yöntemi uygulayıp yaşamlarını tasarlıyorlar, ne güzel değil mi?
 

Design the Life You Love, Ayşe Birsel, 10 Speed Press, 256 sayfa.
 

THE PICKS-