Apr 26 2016

Yılın Oyuncusu: İbrahim Selim


DOT’un sahnelediği ‘Bunu Ben De Yaparım’daki performansı ile 2016 Afife Ödülleri’nde ‘Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu’ seçilen İbrahim Selim, oyuna dair sorularımızı yanıtladı.

Itır Yıldız

Bir sanat galerisi; galeride birtakım ‘hassasiyetlere’ dokunacak sansasyonel bir tablo ve bu tabloyu korumakla görevli Dave. DOTun İngiliz yazar Nick Hornby’nin ‘Nipple Jesus’ adlı öyküsünden sahneye taşıdığı tek kişilik oyunu ‘Bunu Ben de Yaparım’, Dave’in değişen duygu ve düşünceleri vasıtasıyla toplumun sanata bakışını irdeliyor. Yazarın esprili ve eleştirel dili; orijinal metni Türkçeye çeviren dramaturg Melisa Kesmez ve yönetmen Serkan Salihoğlu’nun rahat ve akıcı üslubu ve İbrahim Selim’in etkileyici performansı sayesinde hikayenin içine çekilmek hiç zor olmuyor. Hikaye komik, hikaye düşündürücü ve aslında çok tanıdık. Nisan ortasında Ankara Cer Modern’de oynayan oyun, tekrar İstanbul’a döndü. Aşağıdaki röportajdan kısa bir süre sonra 2016 Afife Ödülleri’nde ‘Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu’ seçilen İbrahim Selim, 27-28-29-30 Nisan ve 5-6, 17-18 Mayıs günlerinde yine Kanyon’da sahnede olacak; kaçırmayın. Oyuncu, Ankara turnesinin ardından sorularımızı yanıtladı.
 

Performansınız çok başarılı. Daha önce tek kişilik oyun tecrübeniz olmuş muydu? Tek bir anlatıcı ve oyuncuyu canlandırmanın zorlukları ve avantajları neler?

Çok teşekkür ederim. Kısa oyunlardan oluşan ‘Uncut’ projemizde tek kişilik bir metin çalışmıştım ancak ‘Bunu ben de yaparım’ ile kıyaslayamayacağımız kadar kısa bir metindi. Sahnede tek başına olmayla ilgili şaşkınlık yaşadığımı söyleyebilirim. Çünkü şimdiye kadar partnerime yardım etme üzerine çok fazla düşünüyordum. Ancak şu an sahnede sadece soğan var. Metin, siz, ışıklar ve seyirci ile başbaşa kaldığınız bir serüven. Bunun dışında her oyunu oynarken yaşadığımız avantaj ya da dezavantajlar dışında bir şeyden bahsedemem zannediyorum.

Oyunun ardından yapılan sohbette Dave’in bugüne kadar oynadıklarınız arasında kendinize ve çevrenize en uzak karakter olduğunu söylemiştiniz. Hazırlık sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Sekiz haftalık prova sürecinin neredeyse beş-altı haftası masa başında, metni çalışarak geçti.En önemli kısmı metni çözmek oldu bizim için. Dramaturgumuz Melisa Kesmez ve yönetmenimiz Serkan Salihoğlu ile beraber metni çözümleyip, nasıl aktaracağımız üzerine çalıştık çoğunlukla.

Oyun en temelde neyi anlatıyor sizce?

Temelde tahammülsüzlüğü anlatıyor. Ancak bununla birlikte, öteki olanı anlama, anlamama hatta yanlış anlama üzerine düşünmemizi sağlıyor. Nick Hornby bunun için de aracı olarak güncel sanatı kullanıyor.

Henüz izlememiş olanlar da oyunda toplumun sanata bakışının eleştirildiği izlenimini alıyor aslında, ismi dolayısıyla. Peki güncel sanat? Ona da bir eleştiri var mı?

Güncel sanatla ilgili gündelik yaşamımda en sık karşılaştığım eleştiri; açıklaması olmadan anlaşılmaması üzerine. Oyunda güncel sanatla ilgili, beğenen beğenmeyen herkesin ilk karşılaştığında söyleyebileceği birçok şey var. Ayrıca dışarıdan baktığınızda açıklaması olsa bile sanat eserini anlayabileceğinden emin olamayacağınız bir insanın, o eserle nasıl bağ kurduğunu anlatıyor. Dolayısıyla, metin güncel sanatla ilgili eleştiri yapıyormuş gibi göründüğü anda aslında, bizim sanatla bağ kurma çabamızın eksikliğini anlatıyor.

Sizin sanatla ilişkiniz nasıl? Güncel sanatı takip eder misiniz?

Yaklaşık on senedir Dot’ta tiyatro yapıyorum. Sanat fikri üzerine de sürekli düşünüyor ve üretiyoruz. Elbette böyle bir yapının içinde sanatla ilişkilenmemek mümkün değil. Güncel sanatı da takip ediyorum elimden geldiğince. Ancak yaşım büyüdükçe ilgimi çeken şeyler belirginleşmeye başladığı için artık tamamına hakim olma paniğiyle değil, daha çok ilgimi çeken sanatçılar üzerinden takip ediyorum.

Oyunda sanatın muhafazakar görüşle mücadelesine de tanık oluyoruz. Bir ara muhafazakar sanat diye bir tanım ortaya atılmıştı. Sizin fikriniz nedir bununla ilgili?

"Muhafazakar sanat" tanımını ortaya atanla konuşmak lazım bunu sanırım. Karşılığını kendimde bulamıyorum çünkü. Muhafazakar algıdan bahsedebiliriz ancak.

 

Oyuna dair her şey Dave’in anlatımı ve tasviriyle izleyicinin hayal dünyasında canlanmışken, soğan ağacı dekorda neden kullanıldı, pekala sadece tabure de olabilirdi?

Bu soruyla “Bunu ben de yaparım” diyerek röportaja müthiş bir boyut kattığınızı söyleyebilirim. Aslında soruyu yönetmenimiz Serkan Salihoğlu cevaplamalı, ama şöyle söyleyebilirim, ağaç zamana dair bir nesne, oyunun anlatımını kronolojik olarak bugüne o ağaçla taşıyoruz. Olmasa olmazdı.

DOT’ta yer alacağınız yeni projeler var mı?

Sezon kapanırken başlayacağımız yeni oyunumuz var şimdilik. Bunun dışında bahsedebileceğim kesinleşmiş bir proje yok. Ama durmadığımızı söyleyebilirim.

Oyun, Nisan ortasında Ankara’da sahne aldı. Nasıl hissettiniz kendinizi?

Ankara’da büyüdüm ben zaten, ailem hala Ankara’da. O nedenle oldukça heyecanlı geçti benim için. Oyunu Cer Modern’de oynadık. Bu oyunu gerçekten bir galeride oynamış olmak müthiş bir tecrübeydi.

THE PICKS-