Aug 31 2016

İyilik Yap, Denize At


Son zamanlarda en sevdiğimiz hashtag: #dosomethingfornothing oldu! Sizi yaratıcısıyla tanıştırmak ve hikayesini anlatmak istiyoruz: Londralı berber Joshua Coombes sokaklarda geziyor ve evsizlerin saçlarını tıraş ediyor. Ona göre iyi bir şeyler yapmak için hayatımızı tümden değiştirmeye gerek yok.

Itır Yıldız

Genç bir berber Joshua Coombes, 29 yaşında. Sırt çantasında saç kesmek için makas, tarak, tıraş makinesi ve başka lüzumlu gereçlerden oluşan küçük bir kit’le Londra sokaklarında dolaşıyor. Bazen Charing Cross metro istasyonunda, bazen Hotting Hill ya da Shoreditch muhitlerinde evsiz birileriyle karşılaşıyor, yanlarına gidiyor, biraz sohbet... Muhabbetin seyrine göre, isterlerse saçlarını kesebileceğini ya da sakal tıraşı yapabileceğini söylüyor. Bir yılı aşkın tecrübesinde öğrendiklerinden biri bu çünkü; karşısındakinin güvenini kazanmak. Herkes kolay kolay açılmıyor, sebebi gözardı edilmeye alışmış olmak mı? Belki de. Bazıları ise çabuk keyifleniyor, Shamrock örneğin, “Oh bu ne lüks! Saçımı kestirmeyeli öyle uzun zaman oldu ki!” Coombes’a göre, mesele sadece evsiz insanlar değil; kendisini toplumda ‘görünmez’ hisseden herhangi biri için bir şeyler yapılabilir. Sokaktaki hikayelerin hepsi birbirinden farklı; ortak noktasını özetleyen en iyi cümle ise belki yine Londralı evsiz Shamrock’a ait: “İnsanlar kötü davrandığında, sokak daha katlanılmaz oluyor, bazense bir gülüş her şeyi değiştiriyor.”

Şu sıra Avrupa medyası ve sosyal medya, hiçbir karşılık beklemeden evsizlerin saçını kesen Joshua Coombes’i; onun fotoğrafçı Matt Spracklen ve Be Social adlı dijital girişimin CEO’su Dave Burt ile başını çektikleri #dosomethingfornothing sosyal medya kampanyasını konuşuyor. Coombes ile bu hareketin ve basının ilgisi arasında geçen yoğun zamanında görüşebildik ve mütevazı ama heyecanlı genç adamın anlattıklarını dinledik.

Fotoğraflar: Matt Spracklen
 

Biraz kendinden bahseder misin, neler yaparsın ve karşılık beklemeden yardım etme fikri nasıl ortaya çıktı?

Berberliğe beş yıl önce, yani 24 yaşında başladım. Öncesinde bir müzik grubunda gitar çalıyordum. Fakat saç kesmek, benim için bir tutkuya dönüştü. Salonda çalışarak başladım, sonra bunu sokağa taşıdım.

Hala bir yerlerde çalıyor musun?

Artık bir grubum yok, ama bazen gitar çalıyorum. Biliyorsunuz, bir kere enstrüman çalmaya başladıysanız, her zaman çalmak istersiniz.


Peki karşılık beklemeden evsiz insanların saçını kesme fikrini ilk tetikleyen neydi, ne oldu da böyle bir karar aldın?

Bundan bir yıl önce, sokakta yaşayan insanlar için bir şeyler yapmak istedim. Sokakta gördüğümüz insanlara sadece para vermek bana artık anlamlı gelmiyor. Onlarla iletişim kurarak bir şeyler yapmak istedim.

Sokaktaki bir gün nasıl geçiyor? Yürürken gözüne birini kestiriyorsun ve yanına gidip öylece konuşuyor musun?

Eşyalarım hep sırt çantamda; günü seçmiyorum, kurgulamıyorum. Bazen bir arkadaşımı görmek için evden çıkmış oluyorum; geçinmek için çeşitli işlerle uğraşıyorum, dolayısıyla bazen de işe giderken oluyor bu. Birini görüyorum, yanına gidip onunla biraz zaman geçiriyorum.


Be Social CEO’su Dave Burt ve fotoğrafçı Matt Spracklen ile nasıl bir araya geldiniz?

Matt’i uzun süredir tanıyorum, birlikte müzik yapardık. Benimle dolaşıp bu anları fotoğraflamasını rica ettim. Daha sonra bir arkadaşımızın aracılığıyla Dave ile tanıştık ve sosyal medya gücü ile hikayeyi geliştirmek, büyütmek fikri hoşumuza gitti. Şu an daha çok insanın karşılıksız, faydalı bir şeyler yapıyor olması harika bir şey.

İletişim kurduğun insanların tepkisi nasıl? İsteksiz davranıyorlar mı, yoksa rahatlar mı?

Bazen gerçekten sizinle iletişim kurmaya çok açıklar, rahatlar. Bu, işin ödüllendirici ve kıymetli tarafı. Bir şekilde o sohbette arkadaş oluyorsunuz ve güvenlerini kazanıyorsunuz. Bazense farklı oluyor, hayatta olduğu gibi. Ama güven vermek zorundasınız. 


Bu süreçte hayatın nasıl değişti?

Hem sizi hem de karşınızdaki insanı değiştiren bir tecrübe. Kişisel anlamda çok şey öğrendim. Ve tanıştığım her insanda yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyorum. İstanbul’da nasıldır bilmiyorum ama, Londra’daki evsizlerin bazıları, bu durumun kendi tercihleri olduğunu söylüyor ki ben doğru olduğuna inanmıyorum. Birini tanımak ve kafandaki bütün önyargıları yıkmak bambaşka bir deneyim.

Londra’nın yanı sıra Sidney, Melbourne ve Paris’te de evsiz insanların saçını kestin. Bu karşılaşmalarda unutamadığın bir tecrübe var mı?

Yakın zamanda bir adamla tanıştım; oğlunu kaybetmiş, kendini alkole vermiş. Dibe vurmuş, kendini çıkaramamış bu durumdan ve şu an evsiz. Upuzun bir sakal, uzamış bir saç... Saçını kestim, sakal tıraşı yaptım. Sonra aynayı yüzüne tuttum. İşte aynayı tuttuğunuz o an, daha sonra aklınızda yer eden en unutulmaz hatıradır. Tepkisinden tahmin ettiğime göre, kendini uzun zamandır öyle görmemişti; belki beş, belki 10 yıl. O ana tanık olmanın sizdeki ödülü çok büyük. Çok çok duygulandım.


 

Kampanya nasıl gidiyor? Yapılan paylaşımlarda sana ilham veren örnekler var mı?

Kanada’da bir dansçı var; işinden ardakalan zamanlarında uyuşturucu sorunları olan ve bağımlılıktan kurtulmak isteyenlere karşılık beklemeden dans dersi veriyor. Endonezya’da yine bir kuaför var, sokaktaki insanların saçını kesiyor, şekillendiriyor, kendilerini iyi hissetmelerini sağlıyor. New York’ta, 94 yaşındaki tanımadığı bir kadını öğle yemeğine çıkarıp, onunla sohbet eden bir başkası... Yani mesele sadece evsiz insanlar değil; kendisini toplumda ‘görünmez’ hisseden herhangi birileri için iyi bir şeyler yapılabilir. Sosyal medyayı işin içine katmamız da, insanlara aynısını yapmaları için biraz ilham verebilmek. Ayrıca iyi haberlere ihtiyacımız var. Dünya çılgın bir yer, 50 yıl önce de çılgındı, bugün de öyle. Ama günümüzde sosyal medyadan sesimizi duyurmak gibi bir fırsatımız var, değişen şey bu. Sosyal medya, senin, benim, hepimizin. Ve güzel mesajlara, güzel hikayelere ihtiyacımız var.


Belki insanlara bir başkasına yardım etmenin yanı sıra kendilerini yaşamaya dair daha istekli kılacak, esinlenecekleri bir hareketin içinde olmak da ilgi çekici geliyor. Sen ne düşünüyorsun?

Katılıyorum. Şehirlerde terör saldırıları gibi felaketler olduğunda, insanlar dışarı çıkıp kendilerini iyi hissedecekleri bir şeyler yapmak istiyorlar. Şehirler güvenli değil, bunu biliyoruz. Ama böyle zor zamanlarda, dışarı çıkmak, arkadaşlarla buluşmak, içinde bulunduğunuz toplum için iyi bir şeyler yapmak bir ihtiyaç halini alıyor. Bence #dosomethingfornothing “evrensel düşün, yerel hareket et” fikrine benziyor. Sadece olduğunuz halinizle de birileri için bir şeyler yapabilir ve insanlara ilham verebilirsiniz.

Yaz ortası, kampanya için Londra’da bir organizasyon yaptınız. Belki bu buluşmalar bir rutine dönüşür?

Umarım. Amacımız; insanların işini, gücünü bırakıp, kendilerini insanlığa adamalarına önayak olmak değil. Kesinlikle bu değil. Günlerinizi, haftalarınızı gönlünüzce planlarsınız, arkadaşlarınızla buluşursunuz. Ama yardım edebileceğiniz bir durumla karşılaştığınızda buna biraz vakit ayırırsınız. Belki bir kez yaparsınız, belki daha çok. Bence önemli olan, bunun hayatımızın bir parçası olması. Yaşamınızı tümden değiştirmek zorunda değilsiniz bunu yapmak için.

Sence böyle hareketleri sürdürmek için ne yapılması gerekiyor?

Açıkçası, insanların sosyal medyada bu tür hareketleri takip edip, sırf ‘cool’ görünecekleri düşüncesiyle bir şeyler yapması bile bana uyar. Ben bu nedenle yola çıktığımdan değil; birilerine yardım ettiğiniz sürece zaten iyi bir şey yapıyorsunuzdur, düşüncesinde olduğum için. Aynı zamanda paylaşımlarımızı artırmak ve daha çok insanı bu harekete dahil etmek için app hazırlamak gibi daha somut bir platforma ihtiyaç duyabiliriz.

Sırada ne var?

Kendi hayatımla mı ilgili?

Evet, neden olmasın?

Güzel soru, kimse bana bunu sormuyor (gülüyor). Bunu kız arkadaşıma da sormak gerekir. Şu an tüm düşünüp, tüm konuştuğum #dosomethingfornothing ile ilgili. Henüz yolun başındayız, daha yapacak çok şey var. Bu hareket büyüse de başarısız da olsa, başka bir şey yapmayı düşünmüyorum şu an. Kampanyanın yayıldığını görmek; Kolombiya, Endonezya, Kore, Avrupa, Güney Afrika, Amerika gibi farklı yerlerde yaşayan bambaşka insanlardan mesajlar almak harika bir his. İstediğimiz tam da bu his; tüm dünyayı bibiriyle dayanışma içinde tutacak bir hisse, harekete ihtiyacımız var. İnsanların @dosomethingfornothing Instagram hesabımızı takip etmelerini ve kendilerinde böyle bir hareketin içinde yer alacak gücü bulmalarını çok isterim. Çünkü yapınca oluyor, görüyorsunuz; büyüyor. Ve bir şeylerin değişebileceğine inanıyorsunuz. 

THE PICKS-