Jul 15 2014

Jack White


Karizması, mistik mizacı ve müzik dünyasını eksantrik bir oyun alanına çeviren yeni projesiyle Jack White, müzik muhabbetlerinin yeni konusu.

Heval Okçuoğlu

Jack White, The White Stripes’ın dişlisi olarak bir indie rock kahramanı haline geleli epey oluyor. White, The Raconteurs ve The Dead Weather projeleriyle çok yönlülüğünü, yenilikçiliğe ve deneyselliğe olan yalın tutkusunu kanıtlayan bir isim. Bugün her indie rock severin saygıyla ismini telaffuz ettiği, her yaptığı ilgiyle karşılanan, eleştirmenlerin elleri acıyana kadar alkışladığı bir rockstar. Amerikalı bağımsız yönetmen Jim Jarmusch’un son filmi ‘Only Lovers Left Alive’da 3000 yaşında bir vampirin sanatsal sınavından yıldızlı pekiyi ile geçmek her kanlı canlı müzisyenin harcı değil.

Geçen ay yayınlanan ve listelerde bir numaraya çıkan solo albümü ‘Lazaretto’ ile müzik alemini ve çağdaş rock müziğe tapan hemen hemen herkesi hipnotize eden sofistike vampir, geçtiğimiz ay Glastonbury festivalinde sergilediği enfes performansla Youtube karşısında çeşitli şaşkınlık, takdir ve hayret nidalarını defalarca sarf ettirmişti. Başarıyı numaralara dökmek plak şirketleri anayasasının değiştirilemez maddesiyse, White bu anlamda da işini şansa bırakmıyor. Albümün plak versiyonunda yer alan benzeri görülmemiş özellikler, kendisini 1991’den beri bir hafta içinde satılan en çok plağın sahibi haline getirdi. Hologramlar, plağın A yüzünde şarkıların başlangıç ve bitiş farklılıkları, BPM hileleri, plağın ortasını çıkarınca dinlenebilen iki gizli parça, plak iğnesi numaraları mı dersiniz, hepsi sanatsal dokunuş kisvesiyle plak satışlarını arttırmak için cin fikirli yöntemler olarak sunulmuş. White’ın başını çektiği trend, ilginç bir şekilde bu seneye ait CD ve MP3 satışının düşüş istatistiklerini gündeme getiriyor. "Plak candır ve yerini hiç bir şey tutamaz" gerçeğini bir kez daha kanıtlayanlar bizdendir. Sırf bunun için bile White’ın neo-country müziğini dinlemek farz.

THE PICKS-