Jan 13 2015

Jesse Frohman


Kurt Cobain’i, 1993 yılında son kez fotoğraflayan Amerikalı fotoğrafçı Jesse Frohman, şimdilerde grunge müziğin ölümsüz ikonunu konu alan kitabıyla gündemde.

Heval Okçuoğlu

90’lı yılların en güçlü ikonlarından biri olmuş; popüler kültüre ilham vermiş; müziği, modayı, sanatı kökünden değiştiren yeni hareketlerin fitilini ateşlemiş, çok önemli bir ismi fotoğraflayan son kişi oldu Jesse Frohman... Kurt Cobain’in dünya çapında akıllara kazınan fotoğrafından bahsediyoruz. Leopar ceketi, avcı şapkası ve sinek gözlü güneş gözlüğüyle ağzı beş karış açık bir Kurt. Bu herkesin çekmiş olmayı dilediği fotoğraf. 1993 yılında Nirvana’nın efsanevi MTV Unplugged Session’ından hemen önce yaptığı çekim sayesinde Frohman müthiş bir çıkış yakaladı.

Kariyerine New York’ta, efsanevi fotoğrafçı Irving Penn’in yanında asistanlık yaparak başlayan Jesse Frohman, zaman içinde Vanity Fair, Rolling Stone, Vogue ve i-D gibi dergilerin favori yeni nesil fotoğrafçılarından biri haline geldi. James Brown, Nick Cave ve Lenny Kravitz gibi isimleri fotoğraflayarak kariyerine devam eden New York’lu sanatçı ile yeni kitabı ‘Kurt Cobain: Last Session’ ve sanatı hakkında konuştuk.

Bize Irving Penn’le çalıştığınız dönemden biraz bahseder misiniz?

Öncelikle söylemem gerekir ki Penn ile çalışmak müthiş bir tecrübeydi. Beni stüdyo asistanı olarak işe aldığında fotoğrafçılık konusunda derin bir bilgim yoktu. Hayatımın dönüm noktasıydı diyebilirim. Ticari olsun ya da kişisel bir proje olsun, her fotoğrafında kendine has sanat anlayışını her zaman yansıtırdı.

Yeni kitabınız ‘Kurt Cobain: The Last Session’ geçtiğimiz aylarda yayınlandı. Kitabı oluşturma süreci nasıl gelişti?

Aslında bir kitap oluşturmayı hiç düşünmemiştim. Her zaman tek karelerin insanı oldum. Her şeyi anlatan tek bir karenin mucizesine inandım. Sonraki yıllarda ise Kurt’le yaptığımız bu çekimdeki fotoğraflara bakarken her karede bir mucize görmeye başladım. Ateşi asla sönmeyecek bir ikon, aynı zamanda muhteşem bir müzisyene baktığımı hissettim. Elimde daha önce dergilerde sık sık yayınlanan fotoğraflarımdan çok daha fazlası vardı. Her birine baktıkça daha farklı bir ışık gördüm ve tüm kareleri bir araya getirdim. Her fotoğrafı ayrı bir seri olarak sundum. Kitabım böylece çekimin tamamını kapsayan bir doküman haline geldi.

Fotoğraflarınızın Kurt Cobain’nin gerçekten kim olduğunu yansıttığını düşünüyor musunuz?

Fotoğraf hiç bir zaman bir insanın tüm ruhunu yansıtamaz diye düşünüyorum. Bu, en nihayetinde iki boyutlu bir sunum. Benim amacım her zaman karşımdaki kişi hakkında bir gerçeği ortaya çıkarmak oldu. Çekime başlamadan Kurt’e ne istediğimi söyledim. Elbette bana kendini özel olarak açtığını düşünmüyorum. Fotoğrafçı ile modeli veya fotoğrafladığı kişi arasındaki dinamik, her durumda farklılık gösteriyor. Çekim sırasında birbirimize güvendik ve gayet rahattık. Çekimi ilginç kılan, Kurt’ün bilinçsizce verdiği pozlar ve taktığı gözlüklerdi. İntihar ettiği için insanlar depresif bir insan olduğunu düşünüyorlar, ama benim çekim sırasında tanıdığım insan öyle değildi. Keyfi gayet yerindeydi, komiklikler ve şakalar yapıyordu. Daha önce Dave Grohl’un eğlenceli bir tip, Kurt’ün ise daha vakur olduğunu düşünürdüm ama çekimde tam tersiyle karşılaştım. Dave Grohl’un yüzü hep asıktı. Şimdi bunları düşünmek komik geliyor. Fotoğraflarım onların avareliğini, kafalarına göre takıldıkları anları yansıtıyor.

Röportajın devamını Bone Magazine Ocak sayısında okuyabilirsiniz.

 

THE PICKS-