Mar 21 2016

Judith Neilson


Tanışın: Judith Neilson ve Sidney’deki olağanüstü Çin çağdaş sanatı galerisi White Rabbit Gallery.

Zeynep Erekli

White Rabbit Gallery, Sidney’in Chippendale mahallesinde 21. yüzyıl çağdaş Çin sanatına adanmış, dört katlı muhteşem bir mabet. 2009’da açılan galeri, günümüz Çin sanatının en iddialı ve en önemli işlerini sergilemeyi misyon edindi. Galerinin ve koleksiyonun sahibesi ise, Çin çağdaş sanatına 2001 yılında gittiği Beijing seyahatinde ilgi duymaya başlayan Judith Neilson. Çin’de gördüğü işlerin olağanüstü teknikleri ve yaratıcı enerjilerinden etkilenen Neilson, Çin ve Tayvan seyahatleriyle koleksiyonunu oluşturmaya başlamış, bugün 500’ün üzerinde sanatçının 1500’e yakın eseri White Rabbit koleksiyonunda.

Galerinin konuşlandığı ve 1940’larda Rolls-Royce servis deposu olarak kullanılan bina baştan aşağı yenilenip, iç yapısı sergi düzenine göre yeniden inşa edilmiş. Dört katına rağmen, galeri binası devasa koleksiyonun bir seferde anca yarısını sergileyebiliyor. Bu sebeple her sene, düzenlemesi ve kurulumu yeniden düşünülen iki sergi gerçekleşiyor. Geçtiğimiz hafta açılan Heavy Artillery, koleksiyonun yeni sergisi. 30’un üzerinde video, yağlıboya, çizim, heykel ve multimedya yerleştirmesi, 7 Ağustos’a kadar keşfedilmeyi bekliyor.

Galerinin kurucusu, aynı zamanda Avusturalya’nın en büyük koleksiyonerlerinden biri olan Judith Neilson’la konuştuk.

 

Koleksiyonerliğe nasıl başladınız ve Çin çağdaş sanatına olan ilginiz nasıl doğdu?

Koleksiyon yapma aşkım, 1950’lerde Rhodesia’da (Zimbabwe) küçük bir kızken başladı; atların dizginlerinden çanlar toplardım. Yaşım büyüdükçe Afrika sanatı toplamaya başladım. Avustralya’ya taşınana kadar, koleksiyonerlikle ilgili epey bir yol kat etmiştim ancak henüz Çin sanatı ile tanışmamıştım. 1999’da Sidney’de bir galeride Çinli-Avustralyalı sanatçı Wang Zhiyuan’a ait iki metal duvar heykeliyle karşılaştım. İki işi de satın aldım ve bir süre sonra Wang aile dostumuz oldu. Kızımla beraber onu Çin’de ziyaret etmeye gittik, bizi sanatçı dostlarıyla tanıştırdı ve Çin’in çağdaş sanat dünyasını yakından inceledim. Gördüğüm işlerin pek çoğundaki enerji ve mükemmel teknikten büyülendim. Beni Çin çağdaş sanatı koleksiyonuna iten süreç bu şekilde gerçekleşti diyebilirim.

 

Koleksiyonun oluşum sürecinden bahseder misiniz? Belli bir yol izlediniz mi yoksa her şey organik mi gelişti?

Sadece hoşuma giden işleri alıyorum. İlgimi çeken ve benle kalmasını isteyeceğim eserleri topluyorum, yani belli bir strateji izlediğim söylenemez. Ancak şunu da itiraf etmek gerekir ki, sanat konusunda oldukça eğitimli bir gözüm var. Afrika’da sanat okudum ve grafik tasarımcı olarak çalıştım. Bugüne kadar ciddi miktarda sanat eseri gördüm, ve zannediyorum ki iyi ile kötüyü ayırt edebilecek düzeydeyim. Koleksiyonum zaman içinde organik gelişti diyebilirim. Hiçbir zaman belli başlı sanatçıların, belli başlı işlerini almak gibi bir zorunluluk veya koleksiyonu belli bir tema etrafında kurgulamak gibi bir ihtiyaç hissetmedim. Ancak bir noktadan koleksiyonumu sınırlandırmam ve biçimlendirmem gerekiyordu; 21. yüzyıl Çin çağdaş sanatını seçtim ve o yönde ilerledim.

 

Koleksiyonda an itibariyle kaç eser var?

Koleksiyonda şu an neredeyse 500 sanatçının 1500’e yakın eseri var. Her sene iki veya üç kez Çin’e gidiyorum, son dönemlerde Tayvan’a da gitmeye başladım. Koleksiyon devam ediyor!

 

Seçmek zor olmalı, ama şu sıra koleksiyonda favoriniz olan işler hangileri?

Şu an White Rabbit Gallery’nin yeni sergisi Heavy Artillery’de hepsini sergiliyoruz. He Xiangyu’nun Tank Project adlı işini oldukça seviyorum, yüksek kalite deriden üretilmiş iki tonluk bir tank! Bu şekilde anlatması zor, etkiyi hissetmek için görmeniz ve hatta kokusunu duymanız lazım. Bir diğer sevdiğim iş ise Shao Yinong ve Mu Chen ikilisinin engelli çocukları konu alan portre serisi Fairy Tales in Red Times.

 

Sidney’in sanat sahnesinde daha aktif bir rol üstlendiniz ve 2009’da White Rabbit Gallery açıldı. Galeriyi açarken niyetiniz neydi?

Tek niyetim, koleksiyonumu bütün Avustralyalılara ve buraya ziyarete gelenlere göstermekti. Çağdaş sanata biraz olsun ilgi duyan veya merak eden herkes koleksiyonu görsün istedim.

 

Galeriyi açma sürecinde neler yaşadınız?

Chippendale mahallesinde bulduğumuz dört katlı eski binayı renove etme işi epey zorlayıcıydı. Neredeyse iki sene sürdü çünkü iç mekanı tamamen değiştirdik. Bir diğer zorluk ise sergilerin iletişimini yapmak oldu. Galerinin, sadece çağdaş sanatla ilgilenenlere değil herkese açık olmasını ve herkesin girip bu işleri izlemesini istiyorduk, bunun iletişimini yapmak bizim için farklı bir tecrübe oldu. 

 

Çağdaş sanat koleksiyonerliğinde son zamanlarda ne gibi trendler gözlemliyorsunuz?

Çok üzgünüm ancak trendleri hiç takip etmiyorum. Sadece kalbime dokunan eserleri alıyorum ve hiçbirini de satmak maksadıyla almıyorum. Böylece trendlerin dışında kalabiliyorum.

 

Sizin için “iyi sanat” nedir?

İyi sanat, sözlerle ifade etmesi güç bir şey. Benim için “bana konuşan” sanat, iyi sanattır. Bunu yaratmak için ise bir sanatçının öncelikle teknik olarak yetkin olması gerekiyor; form, renk, çizgi bilgisi kusursuz olmalı. Ardından esere ruhunu katma işi var. Tüm bunları ilginç biçimlerde dengeleyen özgün işler ilgimi çekiyor.

 

**Sidney'de kayda değer her şey ve en taze havadisler Bone Magazine Nisan sayısında, tıklayın Bone Dünyası kapınıza gelsin!

THE PICKS-