Jan 23 2018

Kaçırmamanız Gereken Sergiler


Ocak ve şubat ayları sona ermeden İstanbul'da mutlaka görmeniz gereken 7 sergiyi seçtik.

Elif Bayram

İşte portrelerin çok boyutlu dünyasından, Susie MacMurray'ın deneysel heykellerine; 'hayvanların tarafından' Sylvia Plath’ın “Sisters of Persephone” şiirinin derinliklerine uzanan İstanbul sanat rotası.

Daha fazlası Bone Ocak-Şubat sayısında! 

Tayfun Gülnar, Chronomophia

27 Ocak’a kadar

Art x-ist, İstanbul

x-ist, Tayfun Gülnar’ın ilk kişisel sergisi “Chromophobia”yı ağırlıyor. Hücrenin hafif boyanma veya hiç boya almama niteliği, boyanmaya karşı direnç gösteriş hali veya renklere karşı tiksinti duyma, özellikle belirli renklerden iğrenme anlamına gelen “Chromophobia” ziyaretçisini karanlık bir deneyime davet ediyor. ‘Eternal Cycle’, ‘Demolish’ ve ‘Invasion’ olmak üzere üç bölümden oluşan sergi, izleyicisini tenhada kalan fakat her an gün yüzüne çıkabilecek karanlık düşüncelerle yüzleştiriyor. Gülnar renksiz, hareketsiz veya hiddetli bir hareket halindeki heykelleri ve çıkmaz labirentleri keşfederken, içinizi rahatlatmak yerine sizleri nefretlerinizle baş başa bırakmayı hedefliyor ve ekliyor: “Başkalarının farklılıklarından rahatsızlık duymamaya başlarsınız. Çünkü siz de başkasısınız."

Elvan Alpay, Oyun Bitti / Hadi Oynayalım

27 Ocak’a kadar

Galeri Nev, İstanbul

Galeri Nev, Elvan Alpay’ın son yıllarda ürettiği 12 tuval eserinden oluşan “Oyun Bitti / Haydi Oynayalım” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Alpay’ın üslubunu yansıtan renkli çiçekler ve hayvan desenleri, her zaman olduğu gibi tuvallerinin arka yüzlerinde karşımıza çıkıyor. Sanatçı, bir masala davet eden, doğal bir yaşam alanını yansıttığı tuvallerinde doğanın iyileştirici gücünü vurgularken, diğer yandan da günümüzün tökezleyen sosyo-politik düzenine de göndermede bulunuyor.

A Place Where Light Casts Many Enigmatic Shadows

27 Ocak’a kadar

Art Sümer, İstanbul

Pinelopi Gerasimou ve Blanca Viñas’ın analog fotoğraf deneyimini ortaya koyan “A Place Where Light Casts Many Enigmatic Shadows” başlıklı sergi Art Sümer’de fotoğraf meraklılarıyla buluşuyor. Muğlak kompozisyonlar, şiirsel renkler ve obje içerisinden geçerken büyülü bir kimliğe bürünen ışık, ikilinin imzası niteliğinde karşımıza çıkıyor. Gerasimou ve Viñas analog fotoğraflarıyla, bir yerden aşina olduğumuz fakat aynı zamanda tanınmaz hale gelmiş mekanları keşfetmeye ve sinematografik bir deneyim yaşamaya davet ediyork düzenine de göndermede bulunuyor.

Gazi Sansoy, Dönemler

16 Şubat’a kadar

Anna Laudel Contemporary, İstanbul

Sergi, Gazi Sansoy’un son 10 yılda ürettiği işlerini, beş farklı başlık altında bir araya getiriyor. “Çıplak ve Örtülü Öyküler / Arabex”, sanatçının 2008-2010 döneminde ürettiği ve genel olarak kendi çektiği fotoğrafları veya farklı medya kanallarında gördüğü imgeleri, kendine özgü bir teknik ve üslupla anlattığı işlerini içeriyor. “Biz Kimiz?” serisinde 2010’dan itibaren üzerinde çalıştığı, Osmanlı minyatür sanatının son büyük temsilcisi kabul edilen Levni’nin minyatürleri ile güncel insan imgelerini harmanlayan Sansoy, eş zamanlı olarak ürettiği “Yüzsüzler” serisinde Rönesans sonrası Batı Avrupa resim geleneğinden esinlenerek, bu eserleri günümüzün tanıdık imgeleriyle buluşturarak, güncel bir bakış açısıyla sunuyor. “Kutsal Süt” serisi sanatçının 2015-2017 arasında ürettiği yeni çalışmalarını içeriyor. Son olarak “Dün, bugün, yarın, İstanbul, Dervişler” ise sanatçının aile geçmişine gönderme yaptığı çalışmalarından oluşuyor.

Hayvanların Tarafı

24 Şubat’a kadar

Mixer, İstanbul

Adını Nazlı Karabıyıkoğlu’nun “Hayvanların Tarafı” adlı hikaye kitabından alan sergide yer alan işler, insandan ve uygarlıktan uzaklaşıp hayvana ve tabiata dair ihtimallere odaklanıyor. İnsanın karşısında insan-dışını, uygarlık karşısında ise uygarlık-dışını düşünmeye çalışan işler yabana ve doğaya yönelerek yeni bir bakış öneriyor. Ahmet Ergenç küratörlüğünde gerçekleşen sergide, Sadık Arı, Fulya Çetin, Sinem Dişli, Ece Eldek, Didem Erbaş, Çınar Eslek, Eda Gecikmez, Hatice Çiçek, Ata Kam, Huri Kiriş, Mert Öztekin, Ekin Saçlıoğlu, Ahmet Sarı, İlhan Sayın, Yusuf Sevinçli ve İrem Sözen gibi isimlerin işleri yer alıyor.

Sisters of Persephone

3 Mart’a kadar

Leica Gallery, İstanbul

Sergi, adını 20. yüzyılın en beğenilen şairlerinden Sylvia Plath’ın, “Sisters of Persephone” başlıklı şiirinden alıyor. Ziyaretçileri gerçek hayatta karşımıza çıkan kadın tasvirlerinin ötesindeki hikayeleri okumaya davet eden sergi, mitolojik karakter Zeus ile Demeter’in kızı Persephone’un yerüstü ve yeraltı arasındaki hayatını referans alıyor. “Sisters of Persephone” iç dünyasında veya gerçek hayatta ikilem yaşayan kadınların hikayelerini yeniden yorumlamak ve empati kurmak için bir fırsat yaratıyor. Sergi kapsamında Anni Leppälä edebi referanslar ve kişisel deneyimlerini bir araya getirirken, Nazif Topçuoğlu ise sanat tarihi, batı edebiyatı ve dinî hikâyelerle Türkiye’deki kadın algısına dair sorular ortaya atıyor. 

Bana Bak! ”la Caixa”

4 Mart’a kadar

Pera Müzesi, İstanbul

Sanat tarihinin en eski ifade biçimlerinden biri olan portre bu sergide yeni bir bakış açısıyla ele alınıyor. Sergi, resim, fotoğraf, heykel ve videodan oluşan bir derlemeyle, izleyicileri portrelerin toplumsal aynasında kendilerine bakmaya davet ediyor. Seçki, portrenin temelinde yer alan kurmaca ve gerçekliğin bulanık çizgisini gündeme getiriyor. Sergide kimi portreler imgenin anonim halini korumaya çaba gösterirken, kimi de kimliği vurgulayan özelliklerin altını çizerek toplumsal rolleri araştırıyor. “Bana Bak!” aslında kendimizi bir imge olarak nasıl yorumladığımız sorusunu gündeme getirerek, portreyi aktif bir rolün içine sokmayı hedefliyor.

 

THE PICKS-