Mar 07 2016

Karşınızda: DSquared2


Kanada’da başlayıp Milano’ya uzanan kariyerleri boyunca Dan ve Dean Caten kardeşler gördükleri, tattıkları ve zevk aldıkları her şeyi tasarımlarına yansıttıkları 20 yılı ve markalarını anlatıyorlar. Karşınızda: DSquared2!

Şahin Çakıroğlu

Moda dünyasında seksi olmayı yeniden yorumlayan Caten kardeşler için ‘öngörülemeyen’ doğru kelime olmalı. Kanada’da doğan, New York Parsons’ı kendilerine göre olmadığı için ilk senelerinde bırakıp Milano’ya yerleşen ikiz kardeşlerin Versace ve Diesel gibi devlerle çalıştıktan sonra DSquared2 ismiyle kendi markalarını kurmalarının üzerinden 20 sene geçti. 20 yıllık süreçte markanın hayranları arasında Madonna, Gwen Stefani, Rihanna ve Lenny Kravitz gibi onlarca popüler isim var. Zaten klasik olanla pöpüleri beraber yorumlamak onların işinin bir parçası. Kendilerini herhangi bir akıma ya da kurala bağlı tutmuyorlar, sevmedikleri işleri asla yapmıyorlar. Caten kardeşler neden zevk alıyorlarsa onu yapıyorlar, sırf bu uğurda açtıkları bir restoran bile mevcut!

 

Geçtiğimiz sene markanın 20. Yılını kutladınız, geçen bu zamanda D2 için neler değişti? Aynı kalan ya da tamamen kaybolan şeyler var mı?

Geriye baktığımızda sadece güzel anılarımız var, farklı ve ilham verici deneyimler ve çok fazla motivasyon! Bu işe çok erken başladık, tahmin ettiğiniz gibi hiç pişmanlığımız yok! Tutkumuzla ve kendimizi adayarak her zaman en iyisini yapmaya çalıştık. Gerçekten bu işi daha çok uzun seneler yapmak istiyoruz. En başından beri D2 için hiçbir şey tamamen kaybolmadı, olan her şeyi bu zamana beraberimizde getirdik.

İlk erkek koleksiyonunuzu çıkarttığınızda moda dünyasında bir şeyi değiştirmek istediniz mi? Eğer öyleyse, o zamanlarda bu endüstride eksik olan şey neydi?

Bu işe başladığımıda yalnızca kendi başımıza bir şey ortaya çıkarmaya yönelik güçlü bir tutkumuz vardı. Kendi kişisel vizyonumuzu katmak dışında moda dünyasında devrim yaratmak gibi bir isteğimiz yoktu.

 

Günümüz moda dünyasında insanların çabuk sevmek ve çabuk bıkmak gibi bir eğilimi var, sizce bu tasarımcının yaratıcılığı için bir tehdit oluşturuyor mu?

Bize göre insanlar eğer çok fazla seçenekleri yoksa ve sürekli aynı şeylere bakıyorlarsa o zaman bıktıklarını düşünüyoruz. Bu bir tehdit yerine aslında yapabileceğimizin en iyisini yapmaya iten ve ezber bozan şeyler düşünmemizi sağlayan bir uyarıcı.

 

Kanada’da doğdunuz, New York’ta yaşadınız ve son olarak Milano’ya yerleştiniz. Milano’yu son durak olarak seçmenizin asıl nedeni neydi?

Aslında Milano son durağımız değil ama bize en çok ilham veren şehirlerden biri ve her zaman için çok büyük fırsatlar sundu. İş nedeniyle çok sık gitsek de şu an Londra’da yaşıyoruz. Milano kesinlikle bir moda merkezi ve deneyim kazanmak için en iyi şehir.

Bir röportajınızda ‘İkiz olmak bizim gücümüz’ demişsiniz. Buna rağmen profesyonal olarak beraber bir işi yürütmenin bazı zorlukları olmalı. İkiz kardeşler olarak beraber çalışmanın en büyük zorluğu ne?

Dürüst olmak gerekirse görüş olarak ayrıldığımız zamanlar oluyor ama sonunda ikimiz için de en iyi çözümü üretiyoruz. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve bu yüzden çok uyumluyuz.

 

Son sonbahar-kış koleksiyonunuzda yerli Amerikan kabileleriyle eski soylu Avrupa ruhu bir aradaydı. Bu koleksiyon Kanadalı ve İtalyan kökenlerinizin bir sonucu diyebilir miyiz?

Evet diyebiliriz.  Çünkü Son sonbahar-kış kadın koleksiyonumuz Kanadalı kökenlerimize övgü niteliğindeydi ve özellikle İtalyan terziciliğine olan bağımızın altını çiziyordu. Zaten nihayetinde D2 tamamen bu kombinasyonla ilgili.

 

Her zaman sevdiğiniz şeyleri yapıyorsunuz ve tasarımlarınız mevcut veya gelecek trendlere göre pek değişmiyor, peki 2015 koleksiyonunuzdaki koyu renkleri, geometrik motifleri ve Viktoryan cazibesini gelecek yıllarda da görecek miyiz?

İşte bu işimizin en iyi yanlarından biri. Yaratıcılık sizin istediğiniz gibi ilerler. Kendi zevkine göre kıyafetler tasarlayabilirsin aynı zamanda yeni trendler yaratırsın. Umut ediyoruz ki ortaya çıkarttıklarımız gelecekte bilinecek ve hatırlanacak.

DSquared2 kadınını ve erkeğini nasıl tarif edersiniz?

DSquared2 erkeği kesinlikle çok fazla metropolitan, kendine güvenen ve pozitif bir erkek. Bu yüzden açıkçası ideal D2 erkeği hem elegan hem gündelik ögeleri bir arada kullanmaktan çekinmeyen bir tip. Öyle biri ki; kişiliğini bir tarafa bırakmadan giyinen ve bu nedenle de farklı durumlarda kendini hep rahat hisseden bir erkek. DSquared2 kadını oldukça seksi ve cazibeli; hem elegan hem de seksi, muhteşem kombinasyon! Kendine özgü stili ve aksesuarlarıyla oldukça cüretkar. Asla öngörülemeyen bir kadın.

 

‘Seksi’ DSquared2 tasarımlarında her zaman öne çıkan bir kelime ve siz denime seksi bir tanım getirdiniz. 20 yıldır DSquared2 bu kadar seksi ve minimal kalmayı nasıl becerdi?

‘Seksi ve moda’yı birlikte kombine etmek bizim en sevdiğimiz şey ve aynı zamanda DNA’mızın bir parçası. Birlikte gidebilen ama kombine ederken çok da dikkat edilmesi gereken iki kavram. Ölçüsüzlük, aşırıya kaçmak veya kısacık elbiseler yapmaktan daha çok sadelik, zerafet ve detaylarla ilgili.

 

Her sezon nasıl ilham alıyorsunuz? Yeni bir koleksiyon için fikir ve ilham ararken daha çok nerelere bakıyorsunuz?

Bize pozitif ilham veren her şeyden yararlanıyoruz; müzik, insanlar, seyahat ve sanat. Dünyayı gezmek, yeni yerler keşfetmek, galerileri veya sergileri ziyaret etmek her zaman yeni yaratım sürecimizi oluşturmamız için en iyi yol oldu.

Her zaman beklenmedik şeyler yapıyorsunuz ama 2016 için DSquared2’nun en heyecan verici projesi ne diye sorarsak?

Asla durmayacağız ve dürüst olmak gerekirse herhangi bir şey öngöremiyoruz!

 

Bugünlerde en çok hangi şarkıyı dinliyorsunuz?

Belirli olarak bir şarkı yok ama bu sıralar sadece enerjik ve daha çok deniz kenarında dinlenen müzikleri dinliyoruz.

 

Aynı zamanda Milano’da ‘Ceresio 7’ isimli bir restoranınız var, ne zaman bir restoran açmaya karar verdiniz ve ajandanızda başka şehirlerde yenilerini açmak var mı?

Her zaman dediğimiz gibi, gezmeyi ve farklı yerleri ziyaret etmeyi seviyoruz. Dünyayı gezdiğimiz süre boyunca harika restoranları ve barları keşfetme şansımız oldu. Gerçekten özel yemekler yiyip, içkiler içebileceğimiz samimi mekanlar. Milano’da farklı bir yer yaratma ve onu istediğimiz gibi dizayn etme fikri oldukça hoşumuza gitti. Böylelikle bu büyüyen şehirde farklı bir atmosfer yaratmış olduk. Ama bildiğiniz gibi biz tasarımcıyız ve restoran işi bizim ilk sıradaki önceliğimiz değil.

THE PICKS-