Jan 10 2015

Kostis Fokas


Gerçekliği sıkıcı bulan Kostis, alışılmışın dışında fotoğraflar çekmeyi ve onları kurgulamayı seviyor.

Ayşin İldeş

Kostis Fokas, Atina’da doğmuş ve eğitim görmüş bir fotoğrafçı. Beş ay öncesine kadar Londra’da yaşayan Kostis, şu anda Yunanistan’ın güneyindeki tarihi ve manzarasıyla keşfedilmeyi bekleyen Girit adasında yaşıyor.

Kostis’in işleri onun günlük hayatının bir yansıması. Fotoğraflarında model olarak kendisini ve arkadaşlarını kullanması aslında işlerinin onun görsel günlüğü olmasından kaynaklanıyor. Gerçekliği sıkıcı bulan Kostis, alışılmışın dışında fotoğraflar çekmeyi ve onları kurgulamayı seviyor. Yunan fotoğrafçı aynı zamanda tam bir Tumblr fanatiği. Hemen her gün güncellediği Tumblr sayfasından işlerini takip edebilirsiniz. Haftanın 4-5 günü yeni bir çekim yapan Kostis’in mart ayında Selanik’te bir karma sergide yer alacağından ötürü şu sıralar heyecanlı olduğunu belirtmek gerek. Evini ofis olarak kullanan fotoğraf sanatçısının gelecekteki planı kendisine fotoğraflarındaki ilginç atmosferi yaratabileceği bir stüdyo açmak.
 

Nasıl fotoğrafçı oldun?

5 yaşındayken belki de daha küçükken annem bana nasıl çizim yapabileceğimi öğretti. Bu benim sanatla ilk tanışmam oldu. Üstelik henüz sanat kelimesinin anlamını bile bilmezken. Annenin rehberliğinde 20 yaşına kadar resim yapmaya devam ettim. Sonra yakın bir arkadaşım, Praktica marka eski bir analog kamera hediye etti ve böylece direkt olarak fotoğraf çekmeye ve fotoğrafçılık okumaya başladım. 1 yıldan kısa bir sürede kendimi bir fotoğraf ajansında moda dergileri için fotoğraf çekerken buldum. Böylece her şey başlamış oldu.

İşlerinde alışılmışın dışında öğeler kullanmayı tercih etmenin nedeni nedir?

Bu aralar Glitch Art ve Net Art ile ilgilendiğim için bu kendi işlerime de yansıdı. Hayalgücümü serbest bıraktım; şu anda deney aşamasındayım. İnsanlar fotoğraflarıma baktıklarında tam olarak ne gördüklerini anlamasınlar istiyorum. Bunun bir gerçek mi yoksa fantezi mi olduğunu düşünmelerini seviyorum.

Çekim yaparken çoğunlukla nelerden ilham alıyorsun?

Algım ve gözlerim etrafımı saran her şeye açık. İlham aldığım şeyler çoğunlukla o anki ruh halime göre şekilleniyor. Ben kalabalığın içinde olsam bile hep yalnız bir insanım ve dolayısıyla kafamdaki karanlık kısım gözümün önünden geçen şeyleri işe dökmemi çok etkiliyor. Bu aralar resimlere tekrar bakıp sanat tarihi hakkında okumalar yapıyorum. Her zaman ilgimi çekecek ve ilham alacak şeyler bulurum.

Ne tür bir kamera kullanmayı tercih ediyorsun veya özel bir marka tercihin oluyor mu?

Ben teknolojinin peşinden giden biri değilim. Aynı zamanda kendimi herhangi bir markanın fanatiği olarak da hissetmiyorum. Ben araçtan çok fikrin kendisine inanıyorum. Fotoğraf çekmeye filmle başladım sonra filmin yerini dijital kameralar aldı. Birkaç gün önce kullanmak için ikinci el bir dükkandan eski bir analog kamera aldım. Film kalitesinin fotoğrafta çok önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum.

İşlerinde bazen kendini de kullanıyorsun. Seni çeken biri var mı yoksa tripod mu kullanıyorsun?

Bence her sanatçının işlerinde kendisini obje olarak kullanmak istediği bir evre var. Benim ana fikrim kendimi özgürlükle keşfetmek. Kendi enerjimi başka insanların veya enerjilerin bozmasına izin vermeden kullanırım. Bana tek başıma resim yaptığım eski zamanları hatırlatıyor. Bu şekilde yapmaya çalıştığım diğer bir şey de doğaya yaklaşıp onun bir parçası olmak. Bu beni kendi doğama yakınlaştıracak; düşüncelerimle baş başa kalıp, kendimle yüzleşmeme de faydası olacak. Bu aralar çok kendi içime dönük bir dönemdeyim ve bu da benim söylemek istediklerimi sanatımla dile getirme yöntemim.

Fotoğrafların alışılmışın dışında ve yaratıcı. Bir gün bir sergi yapmayı planlıyor musun?

Tabii ki sanatımı bir ileri aşamaya taşımak için bu ilgilendiğim bir konu ve işlerimin bir galeride sergilendiğini görmeyi çok isterim. Aynı zamanda fotoğrafın sadece galeri duvarlarında değer kazanacağına da inanmıyorum. Beni daha çok insanlarla iletişim kurmak ilgilendiriyor. Geri bildirimleri doğrudan duymayı seviyorum. İyi haber şu ki, bu yıl önce martta, daha sonra da eylül ayında açılacak iki karma sergide benim de işlerim olacak. İlk sergi Selanik’te, JAR De Sens online yayınının küratörlüğünde gerçekleşecek. Ben de bir çalışmamla bu sergide yer alacağım.

Son zamanlarda işlerini en sevdiğin fotoğrafçı kim?

Ben genç fotoğrafçıların ve sanatçıların olağanüstü çalışmaları olduğunu görüyorum. Ren Hang’in işlerini hayranlıkla takip ediyorum. Bence onun işleri çok güçlü ve manevi. Çıplak bedenleri, seksapellik çabası duymadan kullanmasını seviyorum. Aynı zamanda yakınlarda keşfettiğim Molly Matalon’u da söyleyebilirim. Molly, fotoğraflarında annesine takıntılı. Bunu enteresan ve eğlenceli buluyorum. Bir de Izumi Miyazaki’nin büyük hayranıyım. Onun fotoğrafları beni her zaman mutlu ediyor!

Annenin Türkiye’de yaşadığını duydum. İstanbul hakkındaki düşüncelerin neler?

Gelişimini göz önüne aldığımızda İstanbul benim için büyük bir sürpriz. Annem İstanbul’da doğup büyüdüğü için şehirle güçlü bir bağım var. Bu şehre olan yakınlığımdan gurur duyuyorum. Aynı zamanda sanatın bu kadar geniş kitlelerce ilerlemesine de hayranlık duyuyorum. Hayallerimden biri de bir gün bu şehirde yaşamanın bir yolunu bulmak. 

Şu aralar üzerinde çalıştığın bir proje var mı?

Son zamanlarda gerçeküstü çıplak portreler üzerinde çalışıyorum. Kendimi doğa ile kombin ederek kendi doğamla doğanın bir parçası haline gelmeyi deniyorum.

Yakınlarda İstanbul’u ziyaret edecek misin?

Kendime söz verdim. Kesinlikle, çok kısa süre içinde bir İstanbul ziyareti planlarımın arasında.

THE PICKS-