May 09 2017

Lars Danielsson


Cappadox'ta sahne alacak Avrupa caz sahnelerinin önde gelen isimlerinden Lars Danielsson ile rutinlerini ve müziğini konuştuk.

Derya Gürsel

Sessiz biri misin? Çünkü müziğin öyle bir izlenim veriyor.

Sanırım bunu yakınımdakiler cevaplasa çok daha doğru olur.

Müziğini nasıl tanımlarsın? Bazı dinleyicilerin “caz ve klasik Avrupa geleneğinin karışımı” tanımlamasını çok seviyor sanırım.

Kelimeler ile tanımlamanın zor olduğunu düşünüyorum. Ama deneyimlerim ile dinlediğim tüm müziklerin bir bütünü diyebilirim. Caz, rock ve folk müziğin üzerimdeki etkisi çok büyük... Fakat her zaman birini kopyalamaktansa kendime özgü birşeyler yaratmaya çalıştım.

Bestelemeye nasıl başlıyorsun? Bir rutinin var mı?

Genelde sabahları piyanomun başında beste yapıyorum. Yani taze bir zihin ve diğer sesler ile kafam dolmamışken... Bazen gitarımla yazmaya başladığım da oluyor. Bazense melodi kafamda oluşuyor ve kağıda döküyorum.

Şarkılarının albüm içerisindeki sırası senin için neden bu kadar önemli? Dinleyicilerinin bir hikaye oluşturmasını mı bekliyorsun? Aynı şeyi konserlerin için de söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle çok önemli. Buna müzikal form diyoruz. CD’lerimi yaparken Caecilie Norby’den yardım alıyorum. O bu işlerin ustasıdır. Müziğimi alıp bir uzay seyahatine çevirir ve sonunda tekrar ayaklarını yere bastırır.

Bir çok sanatçı ile iş birliği yapıyorsun. Klasik müzik geçmişini düşündüğümüzde, jazz sanatçıları ile çalışırken de rahat mısın?

Jazz sanatçılarıyla çalışmak daha kolay çünkü doğaçlama yapabildikleri için çalmaları gereken her şeyi yazmam gerekmiyor. Klasik müzik sanatçılarıyla çalışmak da kolay çünkü her zaman yazılı olanı çalıyorlar. Farklı türlerde müzik yapan insanlarla çalışmayı seviyorum.

Cappadox’ta genç yetenek Gregory Privat ile birlikte sahne alacaksın. Bu işbirliği nasıl doğdu ve şimdiye kadar nasıl ilerledi?

Kendisini menajerim Rene Hess’in önerisi üzerine internetten dinledim. Rene haklıydı, iki dakikanın sonunda onun müziğim için mükemmel olduğunu fark ettim. Şarkıları yorumlayışı ve onlara eklediği doğaçlama kısımlar müziğime yeni bir boyut kazandırması büyüleyiciydi. Bu yüzden çok mutluyum. O büyük bir yetenek ve şimdiden kendi albümünü yaptı bile.

İstanbul’da daha önce de bulundun. İzlenimlerin neler? Ve Cappadox’tan beklentilerini bizimle paylaşır mısın?

Türkiye’de çalmayı ve seyirciyle buluşmayı seviyorum. Türkiye’deki müziğe büyük bir saygı duyuyorum. Cappadox’u heyecanla bekliyorum.

 

 

 

THE PICKS-