Oct 31 2017

Luca Guadagnino ile İtalya


“Bigger Splash” ve “I Am Love” filmleriyle tanıdığımız Luca Guadagnino’nun filmlerinin seti; İtalya’yı bu kez yönetmenin yeni filmi “Call Me by Your Name” ile keşfediyoruz.

Beril Şahin

“Güzel durması uğruna yapılan işlerden nefret ediyorum. Bana çok abartı geliyor.”

İtalyan büyüsüne kapıldığınız “I Am Love” filmi ile tanıdığımız yönetmen, 2009’da Luca Guadagnino’ya, 2015’de “A Bigger Splash” adlı filmiyle Tilda Swinton’a hayran bırakırken İtalya’ya gitmek için büyük bir istek yaratıyor. “Mekan çok önemli. Alana ve şekle sahip her yer hoşuma gidiyor ama bir yandan da hümanistim, karaktere karşı güçlü bir aşk ve ilgi besliyorum. Filmlerim karışımı bu”. Filmlerin arka planlarına dair merakı olanlar için yönetmenin üç filminin çekildiği mekanlara odaklanıyoruz.

Crema, Lombardia – Call Me by Your Name:

Son çıkan filmi için yönetmen izleyicileri evine, yani Crema’ya götürüyor. André Aciman’ın kitabından esinlenen film kendini ve aşkı keşfetme üzerine odaklı. Bir yaz aşkında aradığınız her şeyi bulmanızı sağlayan filmde küçük fakat davetkar Crema’nın sıcak ambiyansıyla tanışıyorsunuz. Yüzyıllık mimariye sahip baştan aşağı yürüyebileceğiniz kasabada çok az araba bulunuyor.

Guadagnino: “Crema’da hoşuma giden bir zamansızlık hissi var, ne kadar İtalya imajını yansıtmasa da bunu tamamıyla İtalyan buluyorum. Bir çok Hollywood filmi İtalya’yı bir çikolata paketi gibi sahte gösterdi. Bu benim riske atmak istemeyeceğim bir tehlike. Önemli olan her şeyi gerçekte olduğu gibi göstermek” diyor. Filmde ailenin kaldığı Moscazzano’daki evi yönetmen o kadar çok beğeniyor ki film bittikten sonra satın almak istiyor. Milano’ya arabayla 40 dakika uzaklıktaki Crema’yla beraber filmde Garda Gölü ve Serio Şelaleri gibi ender güzelliklerle tanışıyorsunuz. Yazın bir an önce geri gelmesini istemenizi sağlayan filmin Türkiye sinemalarına ne zaman geleceği daha belirlenmedi.

Tenuta Borgia - Bigger Splash:

1969’da çekilmiş olan “La Piscine”i günümüze güncelleyen filmi izlerken Tunus ile Sicilya arasında kalan mükemmel Pantelleria Adası’nın sıcak havası ekrandan hissedebiliyorsunuz. Ne kadar kumlu sahillere ve turistik mekanlara sahip olmasa da volkanik adanın otantik havası bir çok turistin ilgisini çekiyor.

Luca Guadagnino adayı tehlikeli bir farklılığı olduğundan ve doğal güzelliklerinden dolayı seçiyor. İlk sahnede baş rollerdeki Tilda Swinton ve Mathhias Schoenaerts, Specchio di Venere, yani Venüs’ün Aynası adındaki volkanik kraterdeki gölden çıkıyor.

Zengin mineral suyuna sahip göl büyüleyici olsa da asıl mekan filmin geçtiği ev olarak gösterilen Tenuta Borgia. Zeytinyağı ve Passito şarabının üretildiği çiftlikte lava taşı duvarlara sahip dammusi’lerde kalınıyor. 7 villaya sahip olan resortta Arap bahçeleri Akdeniz mimarisiyle buluşuyor ve ortaya huzur bulaştıran mükemmel izole bir mekan çıkıyor. 

The Villa Necchi Campiglio – I Am Love:

Milano’daki modern tasarımlı villa Luca’nın aklındaki imaja tamamıyla uyan tek ev oluyor. “Senaryoyu yazdıktan sonra bol mermeri, büyük bir merdiveni ve keskin yüzeyleri olan bir evin peşine düştüm. Büyük bir servete fakat aynı anda da duyguya sahip evi ararken kafamı duvarlara vuruyordum”.

Bugün müzeye dönüşmüş olan villanın fotoğraflarına şans eseri bir kitapta rastlamasıyla Guadagnino, arayışının sonra erdiğini hemen anlıyor. Yönetmenin “Milanez burjuvasının mükemmelliğe ve detaya olan takıntısını yansıtan bir ev” olarak gördüğü, Necchi Campiglio ailesinin 30’lu yılların Art Deko tarzını 18.yy neoklasik parçalarla birleştiren evini turla gezebiliyorsunuz.

 

 

THE PICKS-