Nov 15 2012

M/M Paris


M/M Paris, sanat yönetmenliği ve grafik tasarımın sınırlarını zorlayarak her türlü medyayı sanat, moda ve müzik projeleri çerçevesinde disiplinlerarası bir mantra ile birleştiriyor.

Heval Okçuoğlu

Çağdaş Fransız kültürünün en güçlü isimlerinden M/M Paris, Mathias Augustyniak ve Michael Amzalag ikilisinin sanat okulunda tanışmasıyla 1992’de kuruluyor. O günden bugüne, moda tasarımcıları Yohji Yamamoto ve Martine Sitbon’un yanı sıra, fotoğrafçı Craig McDean, Inez Van Lamsweerde gibi köklü ilişkiler kurdukları isimlerle uzun süreli projelere imza atan ikili, grafik tasarım ve sanat yönetmenliği konusunda sahip oldukları yenilikçi, dışa vurumcu ve yaratıcı işlerle yerini sağlamlaştırdı.

Son yirmi yılın en çarpıcı imajlarına imza atan M/M Paris, Björk’ün Vespertine albümü için yarattıkları kapak tasarımından Balenciaga’nın belki de şimdiye kadar yaratılan en etkileyici kampanyasına; Louis Vuitton ve Calvin Klein’dan, Vogue Paris’e danışmanlık yapmaya kadar sanatın her alanında yaratıcılıklarını grafik tasarım vizyonları ile birleştiriyor. Sarah Morris için yaptıkları sanat posterleri; çağdaş sanat dünyasının en etkin küratör ve düşünürlerinden Hans Ulrich Obrist’in kitap serileri için hazırladıkları kapak tasarımları; Centre Pompidou ve Palais de Tokyo Paris’de Philippe Parreno ve Pierre Hughe gibi sanatçılarla yaptıkları iş birlikleri... M/M Paris’in 20 senelik kariyeri boyunca ele aldığı tüm işleri kapsayan kitabı geçtiğimiz ay Thames & Hudson yayınevinden çıktı. Kitaplarına aynı anda Londra’da Libby Sellers Gallery’de yıllardır işledikleri temaları konu alan el dokuması ipek halılarla bezenmiş yeni sergileri eşlik ediyor. 'M/M (Paris) Carpetlogue, 1992-2012' adlı bu sergi 15 Aralık’a kadar devam edecek. Yıl dönümlerini kutlamanın eşiğinde yaratıcı ikiliden Michael Amzalag ile konuştuk.

 

Grafik tasarım ve sanat yönetmenliği konularında öncü bir uygulayıcısınız; sanat ve tasarımın pek çok türünü farklı açılardan ele alıyorsunuz. Portfolyonuzda yer alan bir proje konusundaki tecrübe ve uzmanlığınız diğer bir alanda gelişmenizi etkiledi ya da engelledi mi?

Pratiklerimizin temelinde hiç bir ayrım gözetmiyoruz. Böylece her şey bir diğerini etkiliyor. Moda, müzik ya da sanat dünyasında yaptığımız işlerin arasında hiçbir zaman bir hiyerarşi yok. Bunların hepsini kültürel bir platform olarak görüyoruz. Bugünün kültürel bakış açılarını ele alıyoruz. Elbette hedef kitleler farklı ve farklı hızlarda devir daim yapan bilgilere göre hareket ediyoruz ama nihayetinde her şey aynı dünyaya ait. Bu öğelerin hiçbirinin farklı bir alana ait olduğunu düşünmeden hareket ediyoruz ve bu sayede aynı platformda seyredebiliyoruz.

 

Görünüşe bakılırsa harika bir takım oluşturuyorsunuz. İkili dinamiğin en önemli kıstası nedir?

Bir keresinde bir arkadaşımız birlikte çalışma şeklimiz konusunda “Biriniz kemik, diğeriniz kas” demişti. Bence bu tamamen bizi tanımlıyor; nasıl çalıştığımızı çok iyi anlatıyor. Çok farklıyız, fonksiyonlarımız farklı, ayrı yeteneklerimiz var ama aynı zamanda birimiz olmadan diğerimiz işlev göremez.

 

Grafik tasarımın en hafife alınan yönü nedir?

Biz grafik tasarım uygulayarak işe başladık ama işimiz grafik tasarımın sınırlarını aştı. Bizim için grafik tasarımın geleneksel çizgisinin çok daha dışında tecrübeler yaşattı. Bugün grafik tasarım hala herkesin modernite için bir dil yaratmaya çalıştığı 50’lerin düşünce tarzına göre tanımlanıyor. Oysa modernite için yaratılan o dil,  mesajın nasıl iletildiğine odaklanan yalınlaştırılmış bir ifade yoluydu. İlk bilgi kanallarının doğuşuna denk geliyordu, her şey propaganda gibi görünüyordu. Bugün ise imajın, bilimin, bilginin tamamı milyonlarca kanal aracılığıyla buhara karışmış gibi. Bu anlamda grafik tasarımın geleneksel tanımı bizler için fazla demode kaçıyor. Tabii ki grafik tasarımda bağlı olduğumuz şeyler var. Bilim yaratma yeteneği gibi. Ve bizce bu önemli olan şey çünkü bu bir diğeriyle iletişim kurmanın en temelinde yer alan olgu ama bu işimizin tek tanımı bu değil.

 

Moda hakkında ne düşünüyorsunuz?

Moda başlı başına bir seyahat. İnsanlar modanın yüzeysel olduğunu söyler ama moda üstünüze giydiğiniz şey demektir ve bu da insanların size dair gördükleri ilk şey olur. İnsanların birbiriyle iletişimdeki ilk adımdır. Ne giyerseniz o’sunuz ve giydiğiniz şey hakkınızda çok fazla şey söyler, bu anlamda moda çok ilginç bir dil.
 

Estetik saplantılarınız var mı?

Çok fazla estetik saplantım olduğunu söyleyebilirim. Mathias’ın da çok var. Bir liste yapsak binlerce şey çıkacağına eminim.

 

Kimin için bir şey tasarlamak istersiniz?

Michael Jackson ama maalesef öldü. Onun için bir şeyler tasarlamayı çok isterdim.

 

İyi bir sanat yönetmenliğinin olmazsa olmazı nedir?

İyi sanat ve iyi yönetmenlik. Sanat yönetmenliği, temsil ettiği işleri anlatmak adına çok farklı boyutları kapsayan bir terim. İnsanlar sürekli gelişen bir pozisyona kreatif direktör, art direktör, sanatsal direktör gibi isimler koymaya çalışıyorlar, bence en iyi yaklaşım duruma yalnızca sanat ve yönetmenlik olarak bakmaktır.

 

En çok etkilendiğiniz şehirler hangileri?

Çok var. Çok seyahat ediyoruz. Bir şehre gittiğimizde hemen kameramızı çıkarırız ve fotoğraflar çekmeye başlarız. İçinde dünyanın dört bir yanından 20.000’den fazla fotoğraf olan devasa bir veritabanımız var. Bir proje için çalışırken bu arşive dalarız ve fotoğraf seçeriz. En çok etkilendiğimiz şehir Tokyo çünkü yaşadığımız yerden çok farklı, çok net bir şehir ve her an vızır vızır. Kulağa çok klişe gelse de Japonların bilime yaklaşımı çok enteresan. Ayrıca Los Angeles’a aşığız çünkü Tokyo’nun zıttı. Şehre benzeyen bir şehir değil ve hiçbir gerçek limit yok, yalnızca devam eden bir manzara var.


Özellikle çalışmak istediğiniz ama hiç fırsatınızın olmadığı bir alan var mı?

Çok değişik ve çok geniş alanlarda çalışma imkanımız olduğu için çok şanslıyız. Filmler, baskı, multimedya, internet, heykel, halka açık enstalasyonlar, özel enstalasyonlar, müzeler, kurumlar... Çok rahatız. İşimiz insanlarla tanışmak ve bir tecrübe yaratmak adına hangi doğru rotalardan gitmemiz gerektiğini saptamak üzerine kurulu. Kendimizi hiç bir zaman sınırlamadık ve yaptığımız işlerin çeşitliliği de bunun bir kanıtı.

 

M/M Paris’in geleceğinde neler var ve sizi en çok heyecanlandıran projeniz nedir?

Yeni sergimiz ve kitabımızda tüm işlerimizi ve tecrübelerimizi sergilemekten gurur duyuyoruz. Tüm tasarımlarımızı farklı alanlara yayabilecek yollar bulmak ve dünyada yer bulduklarını görmek bizi heyecanlandırıyor.

THE PICKS-