Aug 18 2009

Marc Newson


Eğlenceli ve fütürist tasarımlarıyla tanınan Marc Newson’ın portfolyosu özel jetten kapak açacağına, Nike koşu ayakkabısından SMEG fırına oldukça geniş bir alana yayılıyor.

Arda Savcı

1963 Sydney doğumlu Marc Newson, tasarım dünyasında eğlenceli ve fütürist olduğu kadar teknik açıdan da titiz çalışmalarıyla biliniyor. Sydney College of the Arts’ta takı tasarımı ve heykel üzerine eğitim alan Newson, bir süre Tokyo ve Paris’te yaşadıktan sonra, şimdilerde çalışmalarına Londra’da devam ediyor. Farklı disiplinlere yayılan tasarımlarıyla dikkat çeken Newson’ın renkli portfolyosunda yer alan işlerinden bazıları; Ford için konsept araba, özel jet tasarımı, Paris’te Azzedine Alaia butiği ile Londra’da Coast restoranın iç mekan tasarımları, SMEG için fırın, ocak, Iittala için bardak takımı, Alessi için mutfak ve banyo aksesuarları, Danimarka kökenli Biomega için bisiklet, Jaeger-LeCoultre için saat, G-Star için giyim koleksiyonu, Sydney ve Melbourne havaalanlarındaki First Class Lounge’lar. Farklı kültürlerden ilham aldığı için sık sık seyahat eden tasarımcının tasarımları zamana karşı dayanıklı...

 

Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?

Bilinçli olarak verdiğim bir karar değildi bu. Çocukluğumdan beri bazı şeylerin nasıl yapıldığı hep ilgimi çekti. Takı tasarımı ve heykel eğitimi aldıktan sonra birtakım araçları ve teknikleri kullanmayı öğrendim. Sonrasında tasarımlarım da doğal olarak gelişti, ilk çalışmalarım takıların gerçekten genişletilmiş haliydi.

İlham perileriniz neler?

Birçok farklı şeyden esinleniyorum; seyahat etmek, özellikle farklı kültürleri gözlemlemek, yeni teknolojiler, materyaller ve işlemler bana ilham veriyor.

Stilinizi nasıl tanımlarsınız?

Bir stile sahip olduğumu düşünmek hoşuma gitmiyor. Sadece yaptığım işi yapıyorum. Ama bunlar içinde bir tutarlılığın olması hoşuma gidiyor. Sonuçta hepsi benim DNA’m. Benim için en önemli şey, işlerimin zamana karşı dayanıklı olması.

Tasarım felsefeniz nedir?

Dışarıda olan biteni geliştirmek.

Çalışmalarınızı nerede gerçekleştiriyorsunuz?

Açıkçası hiçbir zaman stüdyomda çalışmıyorum; aslında fikirlerimin doğduğu yer orası değil. Zihnimde tasarlamaya başlıyorum ve sürekli tasarım problemleri çözüyorum. Tamamen sessiz bir ortamda, yalnız olduğum zaman çalışıyorum. Mesela, uzun bir uçak yolculuğu benim için mükemmel bir çalışma ortamı; telefon çalmıyor ve kimse bana ulaşamıyor. Fikirler özgürce koşabiliyor.

Favori tasarımcılarınız kimler?

Jonathan Ive ve Jasper Morrison’ın sıkı bir hayranıyım bir de Enzo Mari, Achille Castiglione gibi ‘oldschool’ tasarımcılar ve Bruno Munari gibi sanatçılar.

Ne tasarlamak isterdiniz?

Bir uzay istasyonu.

Tasarımcı olmaya karar veren birine ne önerirsiniz?

Her zaman bir şeyler yapmasını...

Bir restorana girdiğinizde ilk dikkatinizi çeken nedir?

Gürültü seviyesi.

Bir otel odasında ilk dikkatinizi çeken nedir?

Uyum sağlamanın kolay olup olmadığı. Keskin köşeler ve personele ulaşamamak beni deli eder. Odaya kolaylıkla adapte olabilmeli ve rahatlamalıyım.

Favori seyahat adresiniz neresi?

Japonya ve Yunanistan’ın Ithaca Adası.

THE PICKS-