Dec 02 2008

Mary Katrantzou


Mary Katrantzou, Londra’dan dünyaya açılan yeni jenerasyon moda tasarımcıları arasında hızla yükselen bir isim.

Arda Savcı

Mary Katrantzou, Londra’dan dünyaya açılan yeni jenerasyon moda tasarımcıları arasında hızla yükselen bir isim. Öyle ki; Londra’nın meşhur moda üssü Central Saint Martins’den 2008’de mezun olurken düzenlediği defileyle birçok prestijli ödülü beraberinde götürdü. Adeta illüzyon etkisi yaratan koleksiyonuyla moda projektörlerini üzerine çevirmeyi başaran tasarımcı, daha ilk defilesiyle Harrods ve L’Oréal Professional ödüllerine aday oldu.

Yunan asıllı tasarımcı, Central Saint Martins’in 2008 sonbahar/kış mezuniyet defilesinde görücüye çıkardığı, aynı zamanda markasının ilk tohumu olan 2008-2009 sonbahar/kış koleksiyonunu, resim sanatındaki ‘Trompe-l’œil’ (göz aldanması) tekniğinden esinlenerek tasarlamıştı. Katrantzou’nun göz aldanmasına sebep olan desenlere ve sanat tarihine selam gönderen görsellere yer veren, 70’li yılların stilini yansıtan koleksiyonları, mükemmel orantı ve simetriye sahip elbiselerden oluşuyor. Sorularımızı, gelecekte adını daha sık duyacağımız Mary Katrantzou’ya yönelttik.

 

Moda tasarımcısı olmaya nasıl karar verdiniz?

Central Saint Martins’de tekstil tasarımı okuduktan sonra moda üzerine yüksek lisans yapmaya karar verdim. Almış olduğum bu eğitim yeteneğimi doğru kanala yönlendirmeme yardımcı oldu. Mezun olduktan sonra, British Fashion Council’in geliştirdiği ‘New Generation’ projesi kapsamında destek gördüm. Bu fırsatı kaçırmak istemedim ve böylelikle markamı kurdum.

Stilinizi nasıl tanımlarsınız?

Londra çizgisinde, çarpıcı ve canlı.

Hangi tasarımcılarla birlikte çalışma fırsatınız oldu ve onlardan neler öğrendiniz?

Sophia Kokosalaki için desen tasarımcısı olarak çalıştım ve örnek tasarımlarımı Bill Blass’a sattım. Bu süreç içinde moda endüstrisine dair derinlemesine bir görüş elde ettim ve ilk ilham kaynağından son tasarım aşamasına kadar bir koleksiyonun nasıl yaratılacağını öğrendim. Bu süreç tamamen vizyona odaklanarak ve çok çalışarak geçti.

Tasarımlarınız için nereden ilham alıyorsunuz?

Bu genellikle fikirlerin bir araya gelmesiyle oluyor. Ciddi boyutlarda bir estetik anlayışı içinde tasarlamaya çalışıyorum ve daima renk ve simetriyi dikkate alıyorum. Bu sezon, Jeff Koons’un pop vizyonundan ve ‘Trompe l’œil’ sanatından esinlendim.

Ne tür malzemelerle çalışmayı tercih ediyorsunuz?

Desenlerim genellikle dijital olarak basılıyor, dolayısıyla daha çok ipek kumaşlarla çalışıyorum. Ancak kullandığım malzemelerde daima şaşırtıcı bir detaya yer veriyorum. Örneğin bu sezon koleksiyonda kullandığım fermuar kaplama, kadınlara elbiselerinin boyunu kısaltma ve uzatma imkanını tanıdı.

Abartılı boyutlardaki takı desenleri ve parçaları koleksiyonlarınızın vazgeçilmez parçası. Niçin dev takı desenleri?

Eğer gerçek olsalar ağırlıklarından, maliyetlerinden vs. ötürü hiçbir zaman takamayacağınız takıları desen haline getirerek, sanırım başka hiçbir yerde bulamayacağınız ayrıcalıklı görselliğe sahip bir alternatif sunuyorum. Ayrıca, ‘Trompe l’œil’ sanatıyla ilgilendiğimden bir adım öteye giderek, desenlerin bire bir kopyası takılar tasarlamayı da ilginç buldum.

“Keşke o yıllarda yaşasaydım” dediğiniz bir dönem var mı?

60’ların sonu. Courrèges ve Cardin’in uzay çağı modasında ne olduğunu bilmediğimiz bir kalite vardı. Günümüzde ‘A’ sınıfı tasarımcılar esinlenmek için sürekli geçmişe bakıyor.

Kim ya da ne için bir şey tasarlamak isterdiniz?

Chanel defilesi için takı tasarlamayı isterdim.

En sevdiğiniz moda tasarımcıları ve moda markaları hangileri?

Prada, Sophia Kokosalaki, Balenciega, Christopher Kane, Chanel...

Stil ikonunuz kim?

Jane Birkin ve Pam Hogg. Zıt kutuplarda olmalarına rağmen her ikisi de güçlü kişiliklere ve stil kimliklerine sahipler.

Londra’nın hangi yönlerini seviyorsunuz?

İşime yansıtabileceğim harika bir enerjisi var ayrıca yeni ve genç yetenekleri destekleyen çok iyi bir sisteme sahip. 

Favori seyahat adresiniz neresi?

Girit Adası.

Girit Adası’ndaki favori adresleriniz hangileri?

Konaklamak için Elounda Bay Palace büyüleyici bir yer.

Girit Adası’ndaki en büyük keşfiniz ne oldu?

Lasithi’deki Xerokambos Plajı.

Sizin için dünyada favori adres neresi?

Prag ve Paris’teki Marais bölgesi.

Londra’da en sevdiğiniz adresler hangileri?

Little Venice ve Brick Lane semtleri.

THE PICKS-