Feb 28 2015

Michael Keaton


Ünlü aktör zaferle sonuçlanan Birdman yolculuğunun başlarında, Bone Magazine’e sülün avcılığı, alışveriş merkezleri ve insanın kendini fazla ciddiye almamasının ne kadar önemli olduğu hakkında konuştu.

Nando Salvá

Birdman son zamanların en çok konuşulan filmi. Michael Keaton’ın filmde kimi canlandırdığını biliyorsunuz muhtemelen. Adı Riggan Thomson; bir zamanlar Birdman adında bir süper kahramanı canlandırmış ve bu rolle yıldız olmuş eski bir aktör. Thomson, birçok filmde kötülerle savaşıp dünyayı kurtardıktan sonra bir Hollywood ürünü olmaktan bıktığı için Birdman rolünü bırakmış. Ama sonra eleştirmenlerin ve seyircinin yeniden saygısını kazanmak için giriştiği bütün çabalar sonuçsuz kalmış. Paralellikler açıkça ortada: Hatırlarsanız Michael Keaton da 1989’da Tim Burton’ın filmindeki performansıyla modern sinemadaki süper kahraman karakterinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştı. Batman serisi yaratıcı bakımdan onu artık tatmin etmemeye başladığında kostümünü çıkarıp gitti. O zamandan beri kariyerini yeniden yoluna koymaya çalışıyordu. Ta ki Oscar’a bu kadar yaklaştığı ve sayısız ödüle layık görüldüğü Alejandro González Iñárritu’nun filmi Birdman’e kadar. Bundan sonrası mutlaka daha farklı olacak. Michael Keaton, zaferle sonuçlanan Birdman yolculuğunun başlarında, geçtiğimiz Venedik Film Festivali’nde röportaj verdiği Bone Magazine’e sülün avcılığı, alışveriş merkezleri ve insanın kendini fazla ciddiye almamasının ne kadar önemli olduğu hakkında konuştu.

 

Birdman ne kadarıyla otobiyografik bir film? Ya da bu filmi ne kadarıyla bir zamanların Michael Keaton’ı ile günümüzün Michael Keaton’ı üzerine büyük bir metafor olarak yorumlayabiliriz?

"Evet, her şey kendimi referans alan bir tür yansıtma oyunu olarak ustaca tasarlandı" demek çok akıllıca olurdu. İyi bir tanıtım stratejisi olabilirdi, değil mi? Ama ne yazık ki, cevabım hayır. Bu karakter benim için daha önce canlandırdığım hiçbir karakterden daha anlamlı değil. Bu filmdeki karakterimin daha önce bir süper kahraman canlandırmış bir oyuncu olduğu doğru, o nedenle kaçınılmaz olarak aramızda parelellikler var ama daha ötesi yok. Onun kadar patetik olduğumu düşünmüyorum, onun kadar cesur da değilim. Ayrıca onun sinirleri çok bozuk. Ben gerçekten kafamı o kadar bozmam. Yani hayır, kendimi canlandırdığım karakterle özdeşleştirmiyorum.

Birdman sanatçıların egoları, güvensizlikleri ve günümüz eğlence dünyasında  bir oyuncunun şöhretinin nasıl Twitter’daki takipçi sayısıyla ölçüldüğü hakkında bir film. Oynadığınız karakterin bu konudaki endişelerini biraz olsun paylaşmıyor musunuz?

Onu anlamadığımı söylersem yalan olur. Bir filmle büyük başarı kazandığınızda etrafınızdaki insanlar size ne kadar iyi bir oyuncu olduğunuzu, hayranlarınızın size ne kadar bayıldığını, ne kadar çok para kazanacağınızı, ne kadar önemli ve ilgiye değer biri olduğunuzu söylemeye başlar. Sonunda buna inanırsınız. Ama bu mesleğin temelinde her şeyden önce korku vardır. Popüler miyim, o filmin başrolünü bana teklif edecekler mi, iyi eleştiriler alacak mıyım diye düşünüp durursunuz. Gözünüzün spot ışıklarından kör olmaması önemlidir. Ben başarımın sonsuza dek sürmeyeceğini baştan anlayacak kadar şanslıydım. Oğluma da odağını kaybetmemeyi öğretmeye çalıştım hep. Şu soruyu kendine sormayı hiç bırakmayacaksın: Hayattan ne istiyorum? 

Film yıldızı olduğunuz 80’lerden bu yana Hollywood’da ne değişti?

Yaşadığımız dünya ne kadar değiştiyse sinema da o kadar değişti. Şimdi her köşede bir Starbucks var... Dünya, nereye gitseniz aynı dev alışveriş merkeziyle karşılaştığınız büyük bir pazara döndü. Film endüstrisine de benzer bir şey oldu. Eskiden daha fazla çeşitlilik varken şimdi her şey standartlaştı ve büyük şirketlerin elinde. ‘Her şey’ derken hem sinemayı hem insana ait başka bütün faaliyetleri kastediyorum. Şimdiki durumun hoşuma gittiğini, daha iyi olduğunu söyleyemem ama şikayet etmek de istemiyorum; eski güzel günler için ağlayıp duran huysuz ihtiyarlar gibi konuşmak istemem. İyi gidiyoruz.

Birdman aynı zamanda aktör olmanın anlamı hakkında bir film. Peki, sizin için mesleğiniz nasıl bir anlam ifade ediyor?

Mesleğimi severim ama doğrusu kendime bunun nedenini pek sormam. Dışarıdan izleyen biri için hayatım gayet sıkıcı aslında. Benim için öyle değil tabii. Ben yıldız denilen oyunculardan değilim, hiçbir zaman da olmadım. Ama hayatta öyle bir zaman geliyor ki aynada kendine bakıyorsun ve gerçeği bilmek istiyorsun. Bilmiyorum... Sanırım yaptığım işi en fazla çok tuhaf bir iş olduğunun farkında olduğum için seviyorum, başka hiçbir şeyle en ufak ilgisi yok. Bu son zamanlarda düşünmeye başladığım bir şey.

Filmin bir yerinde biri sizi hayranlıkla sevgiyi birbirine karıştırmakla suçluyor. Şöhretle aranız nasıl?

Şüphesiz oyunculuk öyle bir meslek ki sonunda kolayca olmadığınız biri olduğunuza inanabilirsiniz. Akıl sağlığınızı korumak zordur. Ama ben bütün bu pislikten hiçbir zaman etkilenmediğime samimiyetle inanıyorum. Geçen akşam Venedik’te bir restoranda adamın biri yanıma geldi veThe Dream Team’in, oynadığım o aptal komedinin, en sevdiği film olduğunu söyledi. Bu gerçekten tuhaf ama adam o filmi seviyor işte, o kadar. O yüzden, kimin umurunda?

Neden daha sık film yapmıyorsunuz?

Aynı soruyu bana kim sordu biliyor musunuz? Obama. Başkan seçilmeden kısa süre önce karşılaşmıştık. Çevre meselesiyle ilgili konuşmak için yanına gittim. Beni gördüğü anda ilk söylediği buydu: "Söylesene Keaton, neden daha fazla film yapmıyorsun!" Son yıllarda geri çevirdiğim birçok teklif var ama doğruyu söylemek gerekirse çoğunu siz olsanız siz de reddederdiniz.

 J. J. Abrams’ın size Lost’ta Jack Shepard’ın rolünü vermek istediği doğru mu? O dizide en fazla başrole benzeyen rol oydu herhalde.  

Evet, doğru. Her hafta bir bölüm çekmek istemedim. Uzun zaman önce beni sıkan hiçbir şey yapmamaya karar verdim. Problem şu ki ben çok kolay sıkılıyorum. Bunca yıldır kabul etseydim çok para kazanabileceğim bazı roller oldu, ama para için bir şeyler yapmak benim tarzım değil. Çiftliğimi terketmek için iyi bir nedene ihtiyacım var, çoğunlukla da böyle bir neden bulamıyorum.

Gerçekten mi?

İnanın öyle. Bugünlerde yapılan filmlere baksanıza. Birkaç gün önce bir otelde televizyon seyrediyordum. Saatlerce haber seyrettikten sonra bir film seyredeyim dedim. Bütün film kanallarını dolaştım, her şey berbattı.

25 yıl önce Tim Burton size Batman rolünü teklif ettiğinde ilk düşünceniz ne olmuştu?

O filmle oynamakla ilgili tek korkum şuydu; eğer film başarısız olursa bu çok büyük bir başarısızlık olacaktı. Prodüksiyon şirketi bir sürü para yatırıyordu. Sonunda siyah plastik kostümü giydim. Tabii sonra bir de o rolde beni görmek istemedikleri için öfkelenen Batman hayranları vardı. Bu insanlar gazete okumuyor mu diye düşünürdüm. Balkanlarda ya da Ruanda’da neler olduğunu görmüyorlar mı? Batman’i kimin canlandıracağı kimin umurunda?

Sokakta size Batman diyenler oluyor mu hala? 

Evet ama istediklerini söyleyebilirler, bunu düşünmekle vakit harcamıyorum. Ben hayatıma devam ettim ve o karakteri çoktan geride bıraktım tabii ki.

Yeni Batman filmlerini izlemediniz mi?

Hayır, hayır. İyi filmler, biliyorum ama ben o tür filmlerle ilgilenmiyorum. Yeni Batman’i canlandırmak üzere Ben Affleck’in seçilmiş olması hakkında görüşümü soruyorlar ama ben ne bilirim ki? Kimin umurunda? 

Birdman’in sizin için daha iyi rollere kapı açmasını bekliyor musunuz?

Belki. Ama bir gün gelecek bir film yapacağım, film başarısız olacak ve bugünkü alkışların yerini aşağılamalar alacak. Bu iş böyle. Ve biliyor musunuz? Bunun bir önemi olmayacak çünkü kim olduğunuzla para kazanmak için ne yaptığınız birbirinden çok farklı şeylerdir. İyi rol teklifleri almadığımda her zaman çiftliğime dönüp sülün avlamaya devam edebilirim. Kimse benden iyi sülün pişiremez.

THE PICKS-