Aug 18 2015

Modada Geri Dönüşüm Mü?


‘Ne yediğimiz’ kadar ‘ne giydiğimizi’ önemsemediğimiz bu zamanlarda modada tüketim ve lüks çılgınlığı hızla artarken, yavaş yavaş sektörün ve doğanın geleceği için endişelenmemiz gerekiyor. Peki moda dünyasında geri dönüşüm ne kadar mümkün?

Şahin Çakıroğlu

Moda dünyası özellikle son iki yıldır lüksü tekrardan yorumluyor. Büyük ve etkileyici showlarıyla; tasarımların kumaşlarından, üretim metotlarına kadar tüm dünyayı saran bir lüks tüketim çılgınlığı hakim. Sezon farklarının neredeyse ortadan kalkması, ara sezonların bile kadın-erkek fark etmeksizin devasa büyük bütçelerle tüketiciye sunulması bu son derece renkli ve cezbedici dünyanın bir saniyeliğine olsa da geleceği hakkında endişeli tahminlerde bulunmamıza neden oluyor. Kabul etmemiz lazım; mevcut endüstrinin ve doğanın sahip olduklarının uzun gelecekte bizim çılgın taleplerimize cevap vermesinin pek de olasılığı yok.

Peki tasarımcılar ve markalar bu muhtemel senaryoya karşı ne durumdalar? Uzun dönemde moda endüstrisinde sürdürebilir ve tamamen eco-friendly (çevre dostu) tasarımlar ne kadar mümkün?

İlginizi çekebilir: Mary Katrantzou x Adidas Originals

Üretimdeki en büyük problem boyama tekniklerinden kaynaklanan su kirliliği. Bunun için Nike, Adidas ve H&M gibi üretimi fazla olan büyük markaların son senelerde bulduğu farklı yöntemler var. Geçen yıl kullandığı yöntemle Adidas 100 milyon litre suyu tasarruf edebilmiş. Ancak mevcut teknolojiler halen doğa dostu üretimi yeterince ucuzlaştırabilmiş değil. Büyük markaların bu yüzden en büyük zorluğu şu an doğa dostu üretimi daha ucuza mal edememek, doğal olarak yüksek fiyatlar yüzünden müşterilerini kaybetmek istemiyorlar.

Doğa Dostu Üretim

Peki lüks markalar bu konuda ne yapıyor? Fiyat onların çok göz önünde bulunduracakları bir etken değil sonuçta. Ancak bilindiği gibi lüks markaların da en ‘hayati’ problemleri kumaş kalitesi. Tekstilde en yaygın kullanılan iki madde pamuk ve polyester. Pamuk tam bir su düşmanı, polyester de doğal kaynaklarını adeta sömürüyor ve üretimi sırasında doğaya zarar veriyor. Bambu, keten, kenevir gibi daha az su tüketen bitkiler kenarda duran alternatiflerden. Lüks tüketimdeki asıl sorun ise algılar. Henüz modada sürdürülebilir üretimin önemi tam olarak anlaşılabilmiş değil. Haliyle markaların bu tarz ürünlere geçebilmesi için müşterilerinden yeterli talebin gelmesi gerekiyor. ‘Ne yediğimizi’ önemsediğimiz kadar ‘ne giydiğimizi’ o kadar önemsemiyoruz henüz. Satın alabilme gücümüze güvenmekten çok, gelecekte istesek de satın alamayacağımızı idrak etmemiz önemli. Ne mutlu bu konuda Stella McCartney ve Livia Firth gibi tasarımcılar algıların değişebilmesi yönünde somut adımlar atıyorlar. Büyük markaların dışında yola yalnızca ‘green fashion’ mottosuyla çıkmış ufak çapta üretim yapan yüzlerce tasarımcı var.

Tüketim çılgınlığına çözüm: Vintage

Bir diğer ve son derece cezbedici alternatif aslında vintage giymek. Çok basit baktığımızda sadece vintage giyerek bile recycle etmiş oluyoruz. Şu an için doğaya katkıda bulunmaktan çok, giderek artan popülerliğinin etkisiyle yatırım olarak görülmesiyle revaçta olan vintage modası ileride bu çıkmaza büyük bir çare olabilir.

Modada tamamen sürdürülebilir yöntemlere pat diye geçmek zaten mümkün değil. Uzak geleceğe bir an bakıp sadece düşünmemiz lazım. Yol yakınken endişelenmeye başlarsak eğer, bu yolda atılacak adımlara da öncülük etmiş oluruz. Yeni üretim tekniklerini sağlayacak olan teknolojilerin bir hayli yüksek bütçelere ve uzun zamana ihtiyacı var. Şimdiden bunu bir mesele haline getirip tartışmaya başlamamız bu nedenle hayati. Şu an 10,000 €’ya aldığınız çantayı 20 yıl sonra 100,000 €’ya bile elde edemeyecek olmanız problem, yani sorun alım gücünden çok doğanın bize daha ne kadar izin vereceği! 

İlginizi çekebilir: En Stil Sahibi 10 Film

THE PICKS-