Oct 25 2015

Murat Daltaban


DOT’u "göçebe bir tiyatro" olarak tanımlayan Daltaban, İstanbul’da “bulduğun boş alanı tiyatro ve hikaye anlatma alanına dönüştür” düsturuyla yola çıkan bir hareketin öncülerinden. Ekip, yeni sezonu yedinci mekanı Kanyon’da karşılıyor.

Itır Yıldız

Murat Daltaban, Süha Bilal ve Özlem Daltaban tarafından 2005'te kurulan DOT, 10 yıldır günümüz insanının meselelerini irdeleyen oyunları çarpıcı ve dinamik bir anlatımla izleyiciyle buluşturuyor. “Güncel ve şimdiki zamanın ruhunu taşıyan evrensel metinler, küçük bir alanda yapılan tiyatro; hızlı, gürültülü oyunlar; yakın mesafeden izlenilen bir oyunun nasıl çözümlenebileceği üzerine bir çalışma...” DOT’un Mısır Apartmanı’nda başlayan serüvenini çok kısaca böyle anlatıyor Murat Daltaban. Ekim sonu itibariyle oyunlarını Kanyon’da sahneleyen DOT’un seyirciyle birlikte, kolektif yaratılmış bir tiyatro olduğunu söylüyor. Daltaban’la yeni sezon öncesi, Dotkanyonda projesini, İstanbul’un emekleme döneminden ergenlik dönemine giren bağımsız tiyatrolarını ve yeni oyunları konuştuk.
Röportajın devamı Bone Magazine Kasım sayısında.​

Portre: Eren Aytuğ
 

Ekim sonu itibariyle oyunlar Kanyon’da sahnelenecek. Neden bu lokasyonu seçtiniz?

Aslında biz yerleşik tiyatro gibi duran göçebe bir tiyatroyuz. Mısır Apartmanı’nda başladık, sonra Dotbilsarda, Dotkoleksiyonda, Dotmarsta projelerini yaptık. Bu bizim yedinci salonumuz. Sebebi de şu: Devletle destek ilişkisi konusunda hep mesafeli olduk. Bir şekilde kaynak yaratma zorunluluğundan dolayı da özel sektörle ilişkimizi kurabilmek için böyle bir yöntem bulduk: Mekan ve kültür projesini co-prodüksiyon gibi yaratmak, bunun için ortaklıklar yapmak. Yedinci salonumuz da Kanyon’la yapılmış bir ortaklık. Kanyon bizi buraya davet etti; biz de “Kanyon’un koşullarına uyabiliyor muyuz, Kanyon bizim koşullarımıza uyabiliyor mu, istediğimiz etki ve enerjiyi yaratabilecek miyiz?” gibi şartları değerlendirdikten sonra burada yapabileceğimizi düşündük. Ama şunu eklemek istiyorum, Kanyon olmasaydı başka bir AVM ile çalışmayı tercih etmezdik.

Yeni sezonda bizi neler bekliyor?

Sezona geçen sene oynayan İki Kişilik Yaz adlı oyunla başlayacağız, çok beğenilen, ödüllere aday olup, ödüller alan bir oyundu... Şu an hazırladığımız, İngiliz oyun yazarı Zinnie Harris’in Kış Dönümü oyunu var, Kasım sonunda sahnelenecek.



Son yıllarda İstanbul'da birçok bağımsız tiyatro grubu kuruldu. Sizce bunun izleyiciye ve tiyatroculara yansıması nasıl?

2005’te, aslında bizim de başını çektiğimiz bir hareket başladı. DOT’un lokomotif olduğunu düşündüğüm bu harekette daha bağımsız, ticari olarak hiçbir gücü olmayan ama son derece tutkulu yeni nesil tiyatrocular ortaya çıkmaya başladı. Temel fikir şuydu: Neresi olursa olsun, bulduğun boş alanı tiyatro, hikaye anlatma alanına dönüştür. Çok kısa süre içinde bu fikir yayıldı ve küçük küçük tiyatrolar ortaya çıktı. Bu tiyatrolar da kendi kemik, sağlam ekiplerini oluşturdu, hatta içlerinden yazarlar çıkardı. Henüz çıkan işlerin kalitesi üzerine konuşmaya hiç gerek yok; çünkü asıl olan, üretim alanlarının çoğalması ve tutkuyla yürümesi. Bence emekleme dönemini tamamladı ve şimdi ergenliğe doğru giden bir hareket bu. Türkiye’de çağdaş tiyatro tarihine baktığınızda, ağırlıklı olarak devlet kafasıyla mücadele eden bir hikayesi vardır Türkiye tiyatrosunun. Ama bugün, sanatsal önermeleri olan bir tiyatrodan söz edebiliriz. Sanatsal alan açma ve bu alanı savunma taktiklerinden söz edilebilir bugün. Bu yüzden çok başka bir kıymeti var.


 

 

THE PICKS-