Nov 27 2013

Paolo Terenzi


İtalyan parfüm markası Tiziana Terenzi’nin ateşten ilham alan koleksiyonunu, parfüm uzmanı ve markanın müdürü Paolo Terenzi ile konuştuk.

Itır Yıldız

Tiziana Terenzi, 45 yıldır parfüm ve ev kokuları üzerine üretim yapan; bayrağın, ailenin hep bir sonraki nesline devredildiği İtalyan bir haute parfumerie markası. Moda, tasarım ve parfüme ilişkin hikayelerin hemen hepsinde olduğu gibi burada da tutkulu bir adam ve tutkulu bir kadın var. Koku yaratma hayallerinin peşine takılarak, evinin bir odasını zanaat atölyesine çeviren Guglielmo Terenzi ve onun mirasını yeni kokularla büyüten torunlar... Bu torunlardan Paolo Terenzi, seyahatle ve müzikle kendini besleyen ve yeni kokular geliştiren özel bir burun ve aynı zamanda marka müdürü. Mevcut koleksiyon ‘Extrait de Parfum’e bu yıl eklenen iki yeni parfümün tanıtımı için İstanbul’a gelen Terenzi’nin Türkiye’yi ilk ziyaret edişi değil bu. 2014’te çıkacak olan yeni parfümünün esin kaynağı geçtiğimiz yaz kıyılarını görme fırsatı bulduğu Fethiye, Kaş ve Olimpos. Terenzi’nin parfüm yaparken takıntılı olduğu iki unsur var: ateş ve ‘an’. Koleksiyonun çıkış noktası olan ateş elementini söyleşi sırasında açıklıyor. ‘An’a hitap edebilme arzusu ve gayreti ise bu koleksiyonda pazara yönelik değil, kişiye özel koku geliştirme dürtüsüyle yola çıkmasından ileri geliyor. Bu niyet, ambalajlara ‘x Te’ (İtalyanca ‘sizin için’) yazısıyla yansıtılmış. Gold Rose Oudh, White Fire, Ecstasy, XIX March’tan oluşan koleksiyonuna Lillipur ve Maremma’yı ekleyen koku uzmanıyla ilham kaynakları ve parfüm üzerine konuştuk.

 

Yeni ürünlerinizi tanıtırken seyahatlerden ilham aldığınızı söylediniz. Türkiye’de size neler ilham verdi, bizi bekleyen yeni bir koku var mı?

Yeni bir parfürm hazırlıyorum evet. Bu aşamada her zaman kokunun bileşenlerini defterime not ederim; tabii ki tamamlamak ve ifade etmek istediğim hale getirmek için biraz zamana ihtiyaç duyarım. 2014’te Türkiye’den esinlendiğim bir parfümü piyasaya çıkarmayı düşünüyorum, hatta adı da hazır: Chimaera (Kimera). Yunan mitolojisinde bir başı aslan, bir başı keçiden; gövdesi ise aslandan oluşan bir yaratık; ağzından ateş püskürtüyor. Aynı zamanda Olimpos’taki Yanartaş ile de özdeşleştiriliyor.

Ateşe olan bu ilgi nereden geliyor? Aile geleneği mi yoksa kişisel bir ilgi mi?

Ateşin gücü çok özel, bir nevi insanlık tarihi. İnsanlar ateşi takip ediyor, etrafında toplanıyor. Ateş hayatın kendisi. Ateşi kontrol edebilen güce de sahiptir. Küçükken de beni çeken bir şeydi, ateşle oynamayı severdim. Bu nedenle ateşin kokusunu yakalayıp onun parfümünü yapmaya çalışıyorum.

Parfüm yapma süreci nasıl ilerliyor? Seyahat dışındaki ilham kaynaklarınız neler?

Benim iki işim var. Bir markayla çalıştığımda, beni çağırırlar ve derler ki, biz yeni bir parfüm çıkarmak istiyoruz. Benim markam bu, özelliklerim bunlar. Bu durumda ben o markayı temsil ediyorumdur ve dersime çalışırım. Markanın taleplerini karşılayacak ürünler hazırlarım. Yani bu işin kurallarına uyarım. Eğer kendi koleksiyonlarım üzerine çalışıyorsam biraz işin çılgınlığına kaçarım ve kendi kurallarımı uygularım. Bir çekim ararım. Müzikal bir geçmişim var; uzun yıllardır gitar çalıyorum. Pazardaki birçok parfüm markasını insanlar popüler olduğu için beğeniyor, olay bu. Ama çoğunda duygu yok. Ben parfümlere hayatın özel anlarını katmaya çalışıyorum. Hayat güzel fakat mükemmel değil. Ama işte benim aradığım da gerçek hayattan bir çekim. Bu gerçek anlar, kusursuz bir hayata ait olmayabilir ama bu hali onu özel ve güzel kılar. Ve yarattığım şey benim ruhumun bir parçasıdır; parfümün içindeki moleküllerden daha iyi bildiğim ruhumun. Bu iş tıpkı müzik yapmak gibi; 3-5 notayı bir araya getirdiğinizde o akord olur; yüzlercesini bir araya getirdiğinizde ise melodi yaratmış olursunuz. Parfüm yapmak da böyle bir şey.

Yaptığınız tüm parfümler unisex mi?

Evet, hepsi. Pazardaki hakimiyet yüzde 75 oranla kadın kokularında. Fakat ben hayatı, duyguları, hayatın içindeki farklı ruh hallerini temsil ediyorum ve bunların bir cinsiyeti yok.

Parfümü vücutta daha kalıcı kılmak için verebileceğiniz bir ipucu var mı?

Eau de toilette kullanırsanız, koku çok kalıcı olmaz. Kalıcı olsun istiyorsanız parfüm kullanmalısınız. Parfümü başınızın üzerine doğru sıkın ve altına geçin, saçınız kokuyu cildinizden daha iyi hapseder. Vücudunuzun sıcak noktalarına parfüm sıkın; şakaklarınıza, kulak arkasına, bileklerinize ve göğsünüze.

Son olarak, bugüne dek gezdiğiniz yerler arasında en çok neresi sizi etkiledi?

Mmm, güzel bir soru. Sanırım İtalya’da gezdiğim yerler. Örneğin koleksiyonda yer alan White Fire’da, ülkemin kuzeydoğu bölgesinde yaptığım seyahatten ilham almıştım. Nepal ve Türkiye de en çok etkilendiğim yerler arasında. Ve bir de Venedik var; ‘aşkın gizli ateşine’ adadığım yakında çıkaracağım parfümün esin kaynağı. Denizsiz yerde yapamıyorum; biz Akdeniz insanlarıyız. 

THE PICKS-