Mar 23 2015

Polar Bear


Britanyalı caz grubu Polar Bear 1 Nisan’da Babylon’da.

Heval Okçuoğlu

Deneysel cazı petri kabına koyun. Üzerine nefis bir tempoya sahip avangart dans öğeleri ya da can alıcı gitar riff’leri ekleyin. Nihilist davul sesleri ve esrarengiz saksafon motifleriyle karıştırın. Yavaş yavaş pişen parçaları hiç soğutmadan, canlı canlı tüketin. Karşınızda 2014’de prestijli Mercury Ödülü’ne aday olan deneysel caz grubu Polar Bear. Modern cazın en parlak isimlerinden biri olarak övgüye doymayan grup içgüdülerin ve duyguların gizemli dünyasını berrak bir şekilde sunuyor. The Guardian’ın, çift saksafonlu kuarteti ‘21. Yüzyıl Albert Ayler’i’ olarak betimlediğine de dikkat çekelim ve sizi grubun beyni Sebastian Rochford’un sözleriyle baş başa bırakalım.

Polar Bear oldukça deneysel bir grup. Müzikal tarzınızdan biraz bahseder misiniz?

Son dönemde dinlediğim bazı müziklerle kıyasladığımda yaptığımız müziği deneysel diye adlandırabilir miyim, emin değilim. Bir arkadaşım bir keresinde müziğimizi daha önce bulunmadığı bir ülkenin yerel müziği olarak tanımlamıştı, bu çok hoşuma gitmişti.

Grup nasıl bir araya geldi?

Gruptaki herkesle zaman içinde tanıştım. Aslında işin başında grubu iki kişiyle beraber kurduk; sevdiğim müzisyenlerdi fakat aynı vizyonu paylaşan insanları bulmak zaman alıyor.

BBC Radio 3’ün ünlü caz müzik sunucusu Jez Nelson, Polar Bear’ı “Son 10 yılın en etkileyici grubu” olarak tanımlamıştı. Böylesi iddialı bir tanımın ağırlığını hissediyor musunuz?

Aldığımız her türlü destek için çok mutluyum ve minnettarım. Müziğimiz yazdıklarımın hissiyatını dinleyiciye mümkün olduğu kadar doğrudan iletmeye yarıyor. Bu bağ daha önce karşımıza çıkan engellerin üstesinden gelebilmek konusunda bize yardımcı oluyor.

Geçen sene yayınladığınız ‘In Each and Every One’ albümü hakkında neler söyleyebilirsiniz? Nasıl tepkiler aldınız?

Bu albüm diğerlerine kıyasla farklı olduğu için çok gergindim. Albümü yapmak ve mix’lemek büyük cesaret istedi fakat bu albümü ya tamamlayacaktım ya da hiç yapmayacaktım. Aldığımız tepkilerden de son derece mutluyum ve albümün Mercury Ödülleri’nde aday olması bizim için çok değerli. Bana inandığım yönde hareket etmem konusunda haklı olduğumu hissettirdi. Albümü yaptığım dönemdeki bütün inişli çıkışlı anların doğru bir tasviri. Yeni albümümüz ise çok daha farklı.

Beste yaparken ortaya çıkacak parçayı nasıl canlı çalacağınızı hesaplıyor musunuz?

Stüdyoda canlı olarak çalıyoruz ve kullandığımız efektlerin büyük bir kısmı grup tarafından çalınıyor dolayısıyla şimdiye kadar çok büyük bir problem olmadı. Bazen ortaya çıkan müziğin doğru hissi vermesi açısından küçük detaylar önemli hale geliyor. İlk aklıma çalınan şey albümün hissiyatı ve rengi oluyor, bu hisler ben parçaları yakalayana kadar içimde büyüyor.

Müziğinizin ardındaki ilham kaynakları kimler ve neler?

Bu her zaman değişiyor, hayatımda o esnada olanlara ve ne dinlediğime bağlı. Bazen bir duygudan ya da bir albümün renginin içimde doğurduğu histen ilham alıyorum.

Peki ya, caz kahramanlarınız kim?

Çok var. Duke Ellington, Thelonious Monk, John Coltrane, Andrew Hill, Elvin Jones, Charlie Haden ve Wayne Shorter.

Biraz da turnenizden bahsedelim. Her şey nasıl gidiyor?

Şimdilik çok eğlenceli, bizimle aynı vizyonu paylaşan birçok insanla tanıştık ve onlarla birçok şey paylaştık. Bu turun en değerli yanı bu oldu.

Polar Bear’ın her üyesi kendi kulvarında çok önemli birer caz müzisyeni fakat Polar Bear’in bir parçası olarak çaldığınızda caz janrını tamamen değiştiren hatta düpedüz farklılaştıran bir deneyim sunuyorsunuz. Her birinizin temelde farklılık gösteren rolleri birbiriyle nasıl bağ kuruyor? Zira ortaya çıkan sonuç kusursuz.

Teşekkür ederim. Her albümde ifade etmek istediğim konuya bağlı olarak rollerimiz değişiyor. Örneğin yakında çıkacak yeni albümümüzü ele alalım; saksafonlar bana gökyüzünün verdiği özgürlük hissini ve gökteki ani değişiklikleri, elektronik öğeler havayı ve özgürlüğü, baslar ve davullar ise ayak bastığımız toprağı anımsatıyor.

Polar Bear’i bundan sonra neler bekliyor?

Yeni albüm için tura çıkıp sahne alacağız. Ayrıca bir sonraki albüm kafamda şekilleniyor. Son iki haftadır turnede olmak bana albümün mesajı konusunda öngörü kazandırdı. Bir-iki parçasını yazdım bile.

THE PICKS-