Jun 26 2008

Sandra Backlund


İsveçli moda tasarımcısı Sandra Backlund’un farklı materyal ve artizanal teknikler kullanarak yarattığı tasarımları modern moda endüstrisini sorguluyor.

Arda Savcı

Geleneksel el sanatlarına büyük bir tutkuyla bağlı olan Sandra Backlund için moda; hem fikirlerini açığa vurabildiği hem de kendi elleriyle artistik bir üretim ihtiyacını karşılayabildiği nihai bir yol haline gelmiş. Farklı materyal ve el sanatı teknikleri kullanarak yarattığı giysiler; zaman ve para kavramları açısından her şeyin hızla tüketildiği günümüzde durup nefes almamızı ve modern moda endüstrisinin ne yöne gittiği üzerine biraz düşünmemizi sağlıyor. Modayı endüstriden çok bir sanat platformu olarak gören Sandra Backlund, kitlesel üretim, tüketim ve kolay kazanılan büyük paraların modern moda endüstrisini ‘zehirlediğini’ savunuyor. 

El emeği gerektiren giysileriyle moda dünyasında ayrıcalıklı bir yere sahip Sandra Backlund’la el örgüsü teknikleri çalışarak yarattığı son koleksiyonu ‘In No Time’ üzerine konuştuk. 

 

Moda tasarımcısı olmaya nasıl karar verdiniz?

Her zaman için kendimi sanat ve tasarım yoluyla ifade etmeye ihtiyaç duydum. Lise yıllarımda estetik bir yön seçerek fotoğraf, sinema, sanat ve tekstil el sanatları okudum. Sanat ve el sanatının her çeşidini çalışmaktan hoşlanıyorum. Ama benim için moda tasarımcılığı hem fikirlerim hem de ellerimle sanatsal bir çalışma yapma ihtiyacıyla çıktı, nihai bir yol haline geldi.

İlham perileriniz neler?

Bedenin bilinçle giydirilen veya giydirilmeyen bölümleri ilgimi çekiyor. Gerçekten doğal bir silüeti kıyafet ve aksesuarlar yardımıyla vurgulayan, değiştiren ve dönüştüren her türlü yoldan büyüleniyorum. Çalışırken gerçekten tamamen kendi iç dünyama dönüyor ve kendimi stüdyoma kapatıyorum. Bu yüzden bir tasarımcı ve kendi firmamın sahibi olarak söyleyebilirim ki, özel hayatımda olan biten  her şeyden ilham alıyorum.

Yanınızda ne olmazsa asla tasarım yapamazsınız?

Örgü şişlerim.

Stilinizi nasıl tanımlarsınız?

Başlama noktası olarak insan vücudunu ele aldığımda, hiçbir zaman aklıma getiremeyeceğim şekil ve silüetleri keşfetmek üzere kendi kendime bir doğaçlama yapıyorum. Bunu yaparken çizim yapmıyorum fakat parçaları davet ediyorum. Bir giysi haline gelene kadar birbirine eklediğim bazı basit el örgüsü tekniklerinden oluşan üç boyutlu bir kolaj metoduyla çalışıyorum.

Neden koleksiyonlarınızda farklı materyal ve tekniklerle çalışmak hoşunuza gidiyor?

Bir kumaşı geleneksel el sanatları teknikleriyle çalışarak inşa etmeyi ve  bunun çoğu kez matematiksel ama yine de doğaçlamaya izin veren yönünü seviyorum. Materyallere gelince, bu duruma göre değişebiliyor. Bir materyali bazen ilginç bulduğum ya da temaya uyduğunu düşündüğüm için, bazen de karar verdiğim el sanatı tekniğine en iyi uyduğunu düşündüğüm için seçiyorum.

Geleneksel el sanatları teknikleri neden ilginizi çekiyor? 

El sanatları gerçek; oysa günümüz moda endüstrisiyle ilgili olan her şey gerçek değil. Günümüz moda endüstrisi zaman ve para açısından bakıldığında çabuk tükeniyor ve zihinsel ve fiziksel yeteneği olanlar için gerçek bir baş belası.

Modern moda endüstrisi hakkındaki gözlemleriniz neler?

Seri üretimi, kitlesel tüketimi ve hızlı şekilde para kazanma yolunu sevmiyorum ve büyük paralar modern modayı zehirliyor. Sanırım bu konuda hepimiz üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirmeye başlamalıyız. 

Hangi dönemde yaşamak isterdiniz?

Şimdiki zamanı tercih ediyorum ama başka bir dönem seçmek zorunda kalsam sanırım 60’lar derdim.  Bu dönemin sadeliği, basitliği; bunların yanında deneysel heyecanı hoşuma gidiyor.

Favori tasarımcılarınız kimler?

Belli biri yok.

Stil ikonunuz?

Modayı endüstriden çok bir sanat platformu olarak düşünen herkes stil ikonum olabilir.  

Ne tür müzik dinlemekten hoşlanıyorsunuz?

Her çeşit müzikten hoşlanıyorum fakat bu sıralar Portishead’in son albümünü dinlemeyi bekliyorum, en son 12 yıl önce albüm yaptıklarında benim favori gruplarımdan biriydi.

Şu an alışveriş listenizde ne var?

50’ler, 60’lar ve 70’lerin vintage elbiseleri her zaman alışveriş listemde yer alıyor.

Moda tasarımcısı olmaya karar veren birisine ne önerirsiniz?

Kendi deneyimlerim, aldığım moda eğitimimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, terziliğin ve geleneksel el sanatları tekniklerinin temel prensiplerini öğrenmeli ve keşfetmeli; herhangi bir hatanın ve daha önce bildiklerinin ötesine geçen fikirlerin farkına varmalılar.

Size göre nasıl stil sahibi olunur?

Bir şeyin ‘in’ olması ya da değerlendirme dışı kalmasına tahammül edemiyorum. Modanın tek ölçüleri trendler değil. Kim renklerin ve şekillerin kendi özgür anlamlarına daha fazla sahip olmadıklarına ve bir trend uzmanının onayı olmadan kullanılmalarının mümkün olmadığına karar veriyor? Konu moda olduğunda, genel olarak insanlar kendi kendilerini daha çok yönetmeli. Bir şeyi sevdiğini bilirsin, birinin bunu sana söylemesine gerek olmadan, bu böyle değil midir?

Moda açısından baktığınızda favori şehriniz hangisi?

Paris.

Dünyadaki favori şehriniz hangisi?

Sadece bir tane seçmek oldukça zor, ama şu an için en son ziyaret etmiş olduğum Miami’yi söyleyebilirim, çünkü beni gerçekten şaşırttı ve bana ilham verdi.

Miami’deki favori adresleriniz neler?

C. Madeleine's, gördüğüm en iyi vintage mağazalardan biri. 13702 Biscayne Bulvarı, Kuzey Miami.

Miami’deki en büyük keşfiniz ne oldu?

Burası, Amerika’yla ilgili beğendiğiniz ve beğenmediğiniz ne varsa, hepsinin inanılmaz bir karışımı.

Size göre Miami’de mutlaka yapılması gereken nedir?

Miami’nin tipik Art Deco mimarisini hiç kaçırmak istemem.

Dünyadan favori adresleriniz neler?

Bugüne kadar kaldığım en güzel otellerden biri olan Floransa'daki Hotel Helvetia & Bristol.

THE PICKS-