Jan 22 2014

Alan Hissiyatı


Londra’daki Royal Academy of Arts, Álvaro Siza, Eduardo Souto de Moura ve Kengo Kuma eşliğinde mimari bir labirente dönüşüyor.

Heval Okçuoğlu

Ahşap labirentler, kokulu bambu ağları, içinde oturulabilir kereste anıtları... Günümüzün, çalışmaları ses getiren mimarlarından Álvaro Siza, Eduardo Souto de Moura ve Kengo Kuma gibi isimleri bir araya getirerek, alana özel enstalasyonlara yer veren Royal Academy of Arts, ana galerilerini ‘Sensing Spaces: Architecture Reimaged’ isimli sergiye ayırıyor ve günümüz mimarisinin temel unsurlarına dikkat çekiyor. Tüm dünyadan farklı mimari pratiklere, farklı coğrafyalardan gelen mimarlar aracılığıyla yer vermeye özen gösteren sergi, yapıları modeller, planlar ve fotoğraflarla tekrar tekrar tanımlıyor ve ziyaretçilere çok algılı bir tecrübe yaşatarak geleneksel mimari sergi kalıplarını kırıyor. Mimariyi, insanla karşılaşması açısından ele alan sergi, vizyon, dokunuş, ses ve hafıza gibi unsurların alan, boyut, materyal ve ışık algısındaki rolünü inceliyor.

Sergide öne çıkan eserler arasında Şilili mimar Pezo von Ellrichshausen’in galerinin görünmeyen alanlarını ifşa eden ahşap kolonları var. Kolonların içinden geçen spiral merdivenler ziyaretçilerin galeriye tepeden bakmasına olanak veriyor. Japon mimar Kengo Kuma’nın enstalasyonunda ise aromalara bulanmış mis kokulu bambu ağları materyal kullanımını azaltarak, algıları yüksek tutmayı amaçlıyor. Diébédo Francis Kéré’nin plastik petek panellerinden oluşan tüneli ise ziyaretçilerin favorilerinden.

Sergi, 6 Nisan’a kadar görülebilir.

THE PICKS-