Aug 07 2015

She Past Away


30 yıl öncesinin yeraltı kültürüne yerleşip, yaşadığı zamanın karanlık atmosferinde büyüyen ve en son Dior Homme defilesinde parçaları çalınan She Past Away’le tanışmanın zamanı geldi!

Taner Turna

Müzikal açıdan bereketli topraklarımızda ‘kıymetlimiz’ dediğimiz oluşum sayısı yavaş da olsa artmaya devam ediyor. Bu oluşumların birçoğu kapı önü dediğimiz İstanbul veya Ankara sahnesinde filizlenerek güneşine yani kendi takipçisine kavuşmakta zorlanmazken arka bahçenin bakımsız köşesinde sessizce büyüyen She Past Away için durum biraz farklı.

80’ler kült yeraltı sahnesine köklerini salan ve karanlığın hakim olduğu topraklarda müziklerini duyurmaya çalışan Bursa çıkışlı grup, geride bıraktıkları beş yıla iki başarılı albüm sığdırdı. Bununla kalmayıp yurt dışında birçok konser vererek güneşini uzaklarda bulan She Past Away, ‘Kasvetli Kutlama’ ve ‘Ruh’ şarkıları ile Dior Homme’un Kris Van Assche tarafından tasarlanan 2016 yılı İlkbahar/Yaz defilesine eşlik etti. Biz de güzel meyveler vermeye devam eden bu oluşumun hikayesini kendilerinden dinlemek istedik.

 

Nedir She Past Away projesinin başlama hikayesi? Post punk ve goth wave tarzda üretim yapmak dönemsel bir müzikal evrilme mi yoksa müziğiniz kemikleşmiş durum da mı?

Dönemsel bir evrilme söz konusu değil. Sevdiğimiz müziği yapıyoruz. Müziğimizin sahip olduğu köklere sıkı sıkıya bağlıyız. Kökler derken sadece post punk değil. Genel olarak 80'ler kült underground sahnesinden aldığımız ilhamı kendi ruhsal dünyamızda harmanlıyoruz. Bunun doğal sonucu olarak ortaya çıkan müzik ise She Past Away'ın kimliğini oluşturmakta.

2010 yılında Peyote’deki ilk konserinizden bu yana beş yıla iki albüm sığdırmayı başarmışsınız. Müzik kariyeriniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yaşadığımız ülke şartlarında müzik yapabilmek büyük bir özveri istiyor. Bu 5 yıl içinde daha fazla ürün ortaya koyabilirdik ama dediğim gibi şartlar göze alındığında durumdan oldukça memnunuz. Ve kesinlikle içimize sinen iki albüm kaydettik. Grubun geldiği nokta ise, özellikle yurtdışı underground piyasasını düşünecek olursak, oldukça tatmin edici bizim için. Aslını söylemek gerekirse, birçok hayalimizi gerçekleştirmiş durumdayız. Tabii daha yapacak çok şey var, daha çok albüm yayınlamak ve konser vermek gibi.

Ürettiğiniz müzik ve yansıttığınız ruh 70’ler sonu ve 80’ler başına uzanıyor. Aradaki bu zamansal farklılığın yanında She Past Away müzikal olarak nasıl besliyor kendini? İçinde bulunduğu toplumun ve yaşadığı toprakların bir etkisi var mı?

Belli bir sınırlama olmaksızın çok çeşitli etkileşimlerimiz var. Yaşadığımız toprakların da müziğimize etkisi büyük. Karanlıktan beslenen bir grubuz. Ve oldukça karanlık bir dönemden geçiyoruz ülke olarak. Ancak bu etkileşimi daha çok sözlerimizde görebilirsiniz. Müzikal olarak buraya ait motifler kullanmak gibi bir düşüncemiz ya da müzikal beğenimiz olmadı hiç. 

Uzun bir turne programınız var ve birçok farklı şehirde performans sergileme şansına sahip olacaksınız. Özellikle çalmak istediğiniz bir festival ya da konser mekanı var mı? Bugüne kadar seyirci ve atmosfer olarak en çok memnun kaldığınız konseriniz hangisiydi?

Önümüzdeki aylarda Peru, Şili, Arjantin, Brezilya gibi daha önce çalmadığımız yerlerde konserlerimiz olacak. Bunlar için sabırsızlanıyoruz. Özellikle çalmak istediğimiz bir festival yok. Hiç unutamadığımız ve çok memnun kaldığımız konserlerimiz oldu. Bunlardan ilk aklımıza gelenler, geçen yıl çaldığımız Meksika konserlerimiz, Portekiz'de Leira kalesindeki Entremuralhas festivali ve ilk yurtdışı konserimizi verdiğimiz Almanya'daki Wave Gotik Treffen.

She Past Away bir filmin müziklerini yapmak istese tercihi ne olurdu? Ruhunuzu yansıtan ve beslendiğiniz sanatçılar var mı?

Yüksekten uçma gibi bir şansım varsa eğer Bladerunner ya da Dario Argento'nun Opera'sında çalmak müthiş olurdu. Bence müziğimiz soundtrack olmaya oldukça müsait. Daha önce iki Türk filminde kullandı bazı şarkılarımız. Renk ve hissiyat olarak bize uygun bir filmde şarkılarımızın kullanılması harika olurdu.

Geçtiğimiz ay “Kasvetli Kutlama” ve ‘Ruh’ şarkılarınız ile Dior Homme’un Kris Van Assche tarafından tasarlanan 2016 yılı ilkbahar/yaz koleksiyonu defilesine eşlik ettiniz. Nedir hikayesi, biraz bahseder misiniz?

Öncesinde bize ‘Kasvetli Kutlama’ ve ‘Ruh'u kullanmak istediklerine dair bir mail attılar. Müzik seçimleri konusunda zevkli ve seçici olduklarını bildiğimizden severek kabul ettik.  Bazı insanlar Dior'un bizi nasıl keşfettiğine şaşırıyor olabilir. Bu tamamen darkwave ve türevi müziklerin Avrupa'da kemikleşmiş bir altkültür olması ile ilgili. Bu defileler için müzik seçen insanlar da bu müziklerden haberdarlar; mainstream olmayan, farklı müziklere açıklar. Yani bizim ülkemizdeki anlayışın oldukça aksi bir durum söz konusu burada. Ama Dior'da şarkılarımızın kullanılmasının ardından Türk dinleyiciler de bizi merak etmeye başladı. Umarız bu merak az da olsa Türkiye'de de böyle bir underground kültürün oluşmasına vesile olur.

THE PICKS-