Dec 19 2016

Sidney Rehberi


Bir bölümü devasa bir ‘beach resort’, bir bölümü capcanlı bir kent ve kültür dokusu. Dünyanın bir ucundaki Sidney, rahat ve kaygısızca kozmopolit olmanın canlı örneği. Bütün dünyanın iç geçirerek izlediği Sidney’e yakından baktık.

Zeynep Erekli

Sidney’e Qatar Airways’in haftanın her günü gerçekleştirdiği Doha aktarmalı uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için: qatarairways.com

Sidney’de kısa bir süre (üç hafta diyelim) geçirdikten ve kollarının altında sörf tahtaları plajda; ellerinde kahveleri ağır adımlarla sokakta; pub’larda, parklarda, otobüs duraklarında, yüzlerinde dev bir gülümsemeyle birbirlerine “G’day!” (Have a good day’in bir nefeste söylenişi) diye seslenen Sidneylileri inceledikten sonra, aklınızdan geçmesi muhtemel düşüncelerden biri şu: “Bu insanlar, ne kadar şanslı olduklarının farkında değiller!” Dünyanın bir ucunda; okyanusun ortasında; dağlar, kumsallar, ormanlar, çöller ve şelalelerle dolu olağanüstü bir doğa zenginliği ile kuşatılmış bu ada, pek çokları için cennetin yeryüzündeki tasviri olabilir. Dünyanın sosyal, politik, ekolojik tüm sorunlarından uzakta barış ve refah içinde yaşayan, işten çıkıp plaja inen bu insanlar, gerçekten ayrıcalıklı bir hayat yaşıyorlar.

Rahat, güleryüzlü, yardımsever, barışçıllar. Doğayı koruma refleksleri inanılmaz gelişmiş. Şehrin en büyük parkı Centennial Park’ta yerde bir adet bile çöp, torba, izmarit olmaması; evet belediyenin çok titiz çalıştığını da gösteriyor ama esas olarak Sidneylilerin yaşadıkları çevreye gösterdikleri özenin kanıtı. ‘Cool’ olmaya çalışmıyorlar, sınıf ayrılıklarını takmıyorlar (hatta lugatlarında yok), modaya ve trendlere tutkun yaşamıyorlar. Tanıdık–tanımadık herkes yolda karşı karşıya gelince birbiriyle selamlaşıp hal hatır soruyor. Ve tüm bu enerji, dünyanın bir ucundaki bu güzel kentin içinde yumuşacık bir şekilde akıp gidiyor. 

Sidney’i keşfetmek

Parkları, kumsalları, tepeleri, yokuşları, sokakları ile bu kocaman capcanlı kenti keşfetmek için, tavsiyemiz en az 10, hatta 15 günlük bir seyahat organize etmeniz. Zaten yol o kadar uzun ki, bir haftadan aşağısı için “değmez” demek yanlış olmaz! Şehrin kalbi Sydney Harbour & Central Business District.

Sydney Opera House (Bennelong Point; sydneyoperahouse.com), Opera House’un hemen karşı çaprazında Museum of Contemporary Art Australia (140 George Street, The Rocks; mca.com.au) bu bölgede. Circular Quay, Sydney Harbor’da, sıra sıra dizili vapur iskelelerinin bulunduğu şeride ve bu şeridin etrafındaki bölgeye verilen isim. Otobüs ve tren hatlarında da Circular Quay, bu civarı gezmek için inmeniz gereken durağın ismi. Circular Quay’deki rıhtımdan Sidney’in kuzey bölümüne, adalara (Cockatoo adası bilhassa çok güzel), Taronga Zoo’ya ve Manly bölgesine kalkan feribotlara binebilirsiniz.

Şehrin bu limana yakın kuzey kısmının ismi Central Business District (CBD), atardamarı ise George Street. Sidney’in en geniş, en uzun (3 km), üzerindeki iş merkezleri, büyük şirketlerin ofisleri, büyük oteller ve tabii ki mağazalarla en önemli caddelerinden biri. Mimari veya ruh olarak bir orijinalliği veya cazibesi var mı? Hayır. Ancak bir gün sabahtan, George Street’in kuzey ucundaki The Rocks mahallesinden başlayıp, bu caddeyi aşağı doğru yürümek ve şehrin iş-turizm kalbindeki hareketi görmek keyifli. 

Her metropolün bir SoHo’su varsa; Sidney’inki Surry Hills. Bundan 20 yıl önce Surry Hills, kimsenin ilgisini çekmiyordu. Dehşet bir liman kentinde deniz manzarasından ve esintiden muaf bir mahalle, zamanında bir hiçti. 1980’lerde, sessiz ve derinden bir hareketle, Sidneyli sanatçılar buradaki çatı katlarını atölye yapmaya başladılar ve mahalleye bohem bir hava geldi. Ucuz kiraları ve şehir merkezine yakınlığını keşfeden tasarımcılar, sanatçı tayfasını takip etti. Derken bütün büyük kentlerdeki o dönüşüm burada da gerçekleşti ve açılan restoran, butik, bar sayısı gitgide çoğalırken dünün bohemi Surry Hills, bugünün burjuvası oldu. Tüm popülerliğine rağmen, biraz karakterinin özünde koruduğu yırtıcı hava, biraz da yokuşlu sokakları sayesinde büyük markaların, otel gruplarının veya çok havalı-pahalı mekanların saldırısına uğramadı. 

Benzetmelere devamsa, Paddington hava olarak New York’un West Village mahallesiyle Londra’nın Notting Hill’inin güzel bir karışımı diyebiliriz. Sakin, yasemin kokulu, ağaçlı sokaklar, dip dibe güzel evler ve telaşsız, zarif bir hava. Sidneylilerin “Paddo” diye kısalttığı bu mahalle, çok uzun zamandır, şehrin stil ve tasarım bölgesi. Eğer bir tasarımcıysanız, koleksiyonunuzu göstereceğiniz ilk yer Paddo olmalı, ister tek başına bir butikte ister bir konsept mağazada bir corner olarak… 

Plaj hayatı : Bondi & Bronte 

Bu şehre esas karizmasını veren, tartışmasız Pasifik Okyanusu’na bakan kıyı şeridi ve olağanüstü kumsallar. Özellikle Bondi Beach. Burası bir plaj değil, global bir marka! Gerçekten de dünya üzerinde çok az kumsal, Bondi Beach kadar güzel, popüler, zevkli, eğlenceli, ve seksi bir kalabalıkla dolu; hem turistik hem lokal, gürültülü, neşeli, kaygısız olabilmeyi başarmıştır. Bütün dünyanın iç çekerek andığı Bondi, sanılanın aksine sadece cennet bir kumsaldan ibaret değil; çok fazla insanın yaşadığı kocaman bir mahalle. Yarım ay şeklinde, hafif yüksekçe bir koyun içinde bulunduğundan, Bondi Beach’te dalgalar nispeten insancıl. Burası sörf öğrenmek isteyenler için ideal bir başlangıç, alıştırma yeri. Koskoca plajda denizin çok büyük kısmı sörfçülerin hakimiyetinde, yüzmek (dalgalarla boğuşmak) isteyenler için ise kumsalda bayraklarla işaretli bölgeler var. 

Sadece yüzme veya sörf değil, koşu ve antrenman yapanların da yurdu Bondi. Her sabah erkenden plajın hemen arkasındaki çim alanda koşanlar, yoga yapanlar, mekik çekenler, esneme hareketleri yapanlar... Bu cennet plajda, yeme-içme anlamında seçenek bolluğu yok. Plaj, doğallığı ve güzelliğini üzerine bir çivi çakılmamış olmasına borçlu. 

Konaklama

Büyük otel zincirlerinden ufak butik otellere, şehirde çok fazla seçenek var. Ancak özellikle yılbaşı dönemlerinde ve Avustralya’da yaz mevsiminin son ayı olan Şubat’ta, dilediğiniz otelde oda bulmak -ya da uygun fiyata oda bulmak- epey zorlu bir mücadele. Seyahatinizi ne kadar erkenden planlarsanız istediğiniz bölgeye yakın, zevkinize uyan bir otelde çok fahiş olmayan bir fiyata oda bulma şansınız yüksek.

Şehrin iş ve turizm merkezlerinin kalbinde konaklamak isteyenler için, CBD’de gözümüz kapalı tavsiye edebileceğimiz altı seçenek var: manzara konusunda rakipsiz Shangri-La (176 Cumberland Street; 61-2/9250-6000; shangri-la.com/sydney ), tam cruise limanının yanındaki (korkmayın; kalabalık turist kafilelerinin giriş-çıkış yaptığı yerin önünde kalıyor, gürültüden uzak) Park Hyatt (7 Hickson Road, The Rocks; 61-2/9256 1234; sydney.park.hyatt.com), Four Seasons (199 George Street; 61-2/9250-3100; fourseasons.com/sydney), Swissotel Sydney (68 Market Street; 61-2/9238-8888; swissotel.com) ve yerli butik oteller Establishment Hotel (5 Bridge Lane; 61-2/9240-3100; merivale.com.au) ile QT (49 Market Street; 61-2/8262-0000; qtsydney.com.au). İlk üçünün konumu The Rocks’ın kalbinde, Opera House manzarası garantili noktalarda. Establishment Hotel, George Street’in orta-kuzey kısmında dar bir aralığın içinde gizlenmiş ancak üst düzey bir atmosfer ve servis sunuyor. QT Hotel ise biraz daha aşağıda, Hyde Park’a yakın bir noktada.

Konaklamada tasarım ve karizma arayanların gideceği tek yer: yeni yeni popülerleşen Chippendale mahallesindeki Old Clare Hotel (1 Kensington Street; 61-2/8277-8277; theoldclarehotel.com.au). Tarihi bir bira fabrikasından dönüştürülmüş otel, her detayıyla sürprizler sunuyor, üstelik bunu olgun ve ayakları yere basan bir şekilde yapıyor. 

Sidney için ana motivasyonu Bondi Beach olanlara tek atış: QT Bondi (6 Beach Road; 61-2/8362-3900; qtbondi.com.au). Tasarımında “California”, “sörf kültürü”, “açık tonlar” gibi kilit kelimeleri kullanan otel, 2015’te açıldı ve gerçekten de Bondi Beach’te dünya standartlarında servis veren tek seçenek. 

Yeme-içme

Sidney’de son yıllarda iyice hareketlenen yemek sahnesi, lokal üretimi destekler biçimde şekilleniyor. Hem üreticiler hem de Sidneyli tüketiciler duyarlı. Şehrin gastronomi çıtası epey yüksek olsa da henüz Michelin yıldızlı bir restoran yok. (Bunu önemseyen var mı? Hayır.) Sidney’in ‘The World’s 50 Best Restaurants’ gibi listelere girmeyi başaran restoranlarında Michelin yıldızını aratmayacak kalitede öğle ve akşam yemeği yiyebilirsiniz. Şu an şehirde 40’ın üzerinde restoran prestijli ‘One Hat’ ödülüne sahip ve ödülleri restoranlarına kazandıran şeflerin başında Matt Moran, Peter Gilmore, Justin North, Marc Best, Tetsuya Wakuda, David Chang ve Martin Benn gibi isimler geliyor. Onlar “Şehrin sofrasında ne yenir, ne içilir?” sorularına yanıtlar bulan trendsetter’lar. 

Dünyanın en büyük üçüncü balık tutma alanına sahip Avustralya’da deniz canlılarının yeri çok başka. Somon, ıstakoz ve orkinos endüstride önemli role sahip. İngilizlerin fish&chips’i çok seviliyor. Bir de lütfen istiridye yiyin! İstiridyelerin çoğu Tazmanya’dan geliyor. Hem etli, hem de sulular. 

Güney Pasifik bölgesinde olmanın getirdiği başka artılar ise, en basit ve en ucuz Vietnam restoranında harika pho; en salaş ve ücra noktadaki Çin restoranında harika dumpling yemek anlamına geliyor. Canınız çektiği anda en yakınınızdaki Uzakdoğu restoranına gidip ne istiyorsanız ısmarlayın.

Gece hayatı

Çok tartışılan ‘lockout’ kararlarının yürürlüğe girdiği 2014 Mart’ından beri Sidney’in gece hayatı dramatik bir değişime uğradı. Değişim mekan sahiplerini, promoter’ları, particileri, DJ’leri ve müzisyenleri ciddi ölçüde etkiledi. lockout, yani erken kapatma kararları, yaşanan bir dizi şiddet olayının ardından, hükümetin alkolden kaynaklanan sorunlara getirdiği çözüm. CBD, Surry Hills, Darlinghurst, The Rocks ve Kings Cross mahallelerinde barlar ve gece kulüpleri 01.30’dan sonra içeri insan almıyor ve 03.00’te alkol satışı bitiyor. Ayrıca, alkol satışı yapılan marketler ve Bottle Shop’larda da 22.00’den sonra satış bitiyor. Tüm bunlar Sidneylilerin gece ve eğlence hayatını tamamen değiştirdi. Tepkilerini her platformda ifade eden Sidneyliler ‘Keep Sydney Open’ adında bir platform kurdular ve hükümete karşı imza kampanyası başlattılar. Şu sıralar Sidney’de kime gece hayatı hakkında bir soru sorsanız size bunu anlatıyor ve bir anlamda dert yanıyor. 

Şehirdeki en popüler noktalarsa kokteyl barlar ve bira pub’ları olan ‘hotel’ler. Zamanında bir mekanın içki satabilmek için gerektiğinde misafirlerini yatırabileceği birkaç tane odaya sahip olması gerekiyormuş, tıpkı hanlar gibi. O yüzden bugün bira pub’larının ismi hala hotel. En karakteristik pub’lar Newtown’da King Street üzeindeki Hotel Newtown ve Marlborough Hotel. Bu iki mekanda, hafif geçmişten kalma bir hava var; biralarsa lokal. Müdavimler ise şehrin genç ve bohem takılmayı seven tipleri. Biraz daha derli toplu bir pub havası için Paddington’da Oxford Street üzerindeki Hotel Unicorn’a gidebilirsiniz.

Şehir merkezinde, özellikle CBD ve Darlinghurst mahallelerinde ise kokteyl barlar devralıyor bayrağı. Yeni trend, kapısında işaret, tabela, vs. olmayan ‘speakeasy’ havasındaki mekanlar. Bulletin Place (10-14 Bulletin Place, CBD), The Baxter Inn (Basement, 152-156 Clarence Street, CBD) gibi yerler, hem hafif centilmenler kulübü havalarıyla hem de gizlilikleriyle çok popüler. Son zamanlarda şehrin en çok sevilen kokteyl barı ise hiç şüphesiz This Must Be The Place (239 Oxford Street, Darlinghurst). Ufacık, beyaz ve süsten püsten uzak mekanda genç miksolojistler harikalar yaratıyorlar.

Alışveriş 

Sidney bir alışveriş cenneti denemez. Size bu cennet kente gelip “vaktinizin bir bölümünü alışverişe ayırın” demek biraz tuhaf... Ancak Avustralyalı tasarımcılar ve genç modacılar arasında kesinlikle dikkate değer ve çok iyi işler çıkartan isimler var. Burada keskin bir stil anlayışı var. Bağımsız butikler Paddington mahallesinde toplanıyor. Bassike, Ellery ve Sass & Bide, amiral gemisi mağazaları Paddington’da olan ve takibe almanızı tavsiye edeceğimiz markalar arasında. Moda ve stil dünyası ile uzaktan dahi ilgili herkes, en az yazım gününü ayırıp Paddington mahallesinin sokaklarındaki butikleri ve ilginç koleksiyonları keşfetmeli. Surry Hills’deki Crown Street, Double Bay mahallesi ve Bondi’ın arka sokakları da keşfe değer ufak tefek genç ruhlu butiklerle dolu. CBD’de ise üç ana mekan var: Strand Arcade, Queen Victoria Building ve The Galeries. İlk ikisi, olağanüstü vitray tavanları ve ahşap kaplama duvarlarıyla, görülmesi gereken kocaman eski yapılar. Olağanüstü Viktoryen binasıyla Strand Arcade içinde Avustralya’nın en prestijli markalarını barındırıyor. Aesop, Lover, Dion Lee, Manning Cartell, Dinosaur Designs, Jac + Jack, Scanlan Theodore, The Corner Shop, Haigh’s Chocolates, Pendolino ve eğer teknolojik bir şeylere ihtiyacınız varsa JB Hi-Fi burada. Meraklısına not: Strand Arcade’in ikinci katı, sadece moda tasarımına ayrılmış, burada Avustralya’nın en iyi özgün tasarımcılarını bir arada bulabilirsiniz. 

19. yüzyıl sonundan kalma kocaman görkemli yapısıyla Queen Victoria Building ise George, Market, York ve Druitt sokaklarına yayılıyor. Kadın -erkek giyim, kişisel bakım, hediyelik eşya ve aklınıza ne gelirse burada var. 

 

Sidney’de Mutlaka!

  • Bondi to Coogee Walk yapın. 6 kilometrelik bu kıyı yürüyüşü, sizleri Sidney’in en güzel plajlarından (Kuzeyden güneye: Bondi, Tamarama, Bronte, Clovelly, Coogee, Maroubra) geçerek, kimi yerlerde yükselip denizin kıyısında bir körfezin tepesine çıkan, kimi yerde ağaçlarla dolu serin ara yollardan yürüten harika bir yürüyüş parkuru. Sıcakladıkça koylarda denize dalıp çıkmak adetten. Bilgi için: bonditocoogeewalk.com.au
  • Centennial Park’ın olağanüstü çimlerine yayılıp film izleme keyfini yaşayın. Moonlight Cinema, özellikle bahar ve yaz aylarında Sidneylilerin favori aktivitesi. Bilgi ve gösterim programı için: moonlight.com.au
  • CBD bölgesinin yakınındaki Royal Botanic Gardens’da yürüyüşe çıkıp, parkın deniz kenarına inen kuzey ucuna kadar gidin ve Sydney Opera House’a bu noktadan bakın – Instagram için mükemmel nokta!
  • Söylemeye gerek var mı? Sydney Opera House’ta bir konsere veya oyuna gidin. Sonrasında bir kokteyl için Opera House’un restoranı Bennelong’un barına uğrayın. 
  • Bir pazar akşamüstünüzü Bondi Beach’in kuzeyinde, North Bondi olarak anılan bölgedeki çim alanda yayılarak geçirin ve şehrin en havalı sörfçüleri ve plaj insanlarının resmi geçidine şahit olun. 
  • Bondi Beach’in güney ucundaki okyanusa uzanan müthiş karizmatik havuz Bondi Icebergs muhakkak listenizde olsun.
  • Şehrin kuzeydoğusundaki Rose Bay’de SUP (stand up paddle) yapın.
  • Kentin yerel ve butik kahve üreticileri ve biracılarını keşfedin. 

 

Daha uzun ve detaylı Sidney rehberimizi, Bone Magazine Nisan sayısında bulabilirsiniz: bonemagazine.com/tr/shop/product_detail/8/bone-magazine-nisan-2016

 

 

THE PICKS-