Jan 26 2018

Slash Architects


Slash Architects'in iki genç kurucusu Şule Ertürk Gaucher ve İpek Baycan ile konuştuk.

Göksu Gencay

Bir araya geliş hikayenizden ve ofisin kurulma motivasyonundan bahseder misiniz?

Aslında üniversite yıllarından tanışmıyoruz. Bizi daha çok mimarlığa olan bakış açımız ve tutkumuz bir araya getirdi ve ofisimizi bu sayede kurduk. Serbest çalıştığımız dönemlerde sosyal bir ortamda tanışıp konu konuyu açtı ve şimdi buradayız. Slash Architects olarak 2013 yılından beri mimari pratiğimizi çok farklı ölçeklerde ve tipolojilerde sürdürüyoruz.

 

Yakın bir zamanda “Genç Mimar Ödülü” kazandınız. Bu durumu iki açıdan ele alalım mı? Yani mimarlıkta genç olmak çok tartışılan bir konu. Ama işin olumlu yönleri de olsa gerek?

“Genç mimar” kavramı belki de mimarlıkta genç olup da yapı üretebilmenin nadir bir durum olması ile ilişkilendirilebilir; mimarlık ciddi bir tecrübe işi ne de olsa. Bu anlamda bu olgu dikkat çekilmesi gereken de bir mesela haline geliyor. Arkitera’nın bu ödülüyle birlikte genç mimar olarak kabul gören bir noktada olmak ve yaptıklarımızın anlaşılıyor olduğunu hissetmek bizim için önemli. Genel anlamda mimarlıkta genç olmanın, mimarlık üzerine katı kabuller olmadan hareket etme özgürlüğü olduğunu ve bu manada mesleğe yeni bir şeyler katılabildiğini düşünüyorum. Genç mimarlar da en çok bu yönleri ile öne çıkıyorlar; bu sayede de mimarlık ortamını güncel kılabiliyorlar. İmkan sağlandığı ölçüde tabii ki. Öte yandan yeni nesillerin teknolojileri, inovasyonları kullanmaya yatkınlığı ve kullanılan medyaların tasarımları güncel tutması mimarlık ortamını çeşitlendiriyor bize göre. Bu açıdan genç mimarların yetişiyor olması doğurgan bir ortam yaratıyor.

 

Peki genç mimar olmanın olumsuz yönleri neler? Türkiye’de genç mimarların sizce en büyük sıkıntıları nedir?

Genç bir mimar olup yapılarını uygulatabilmek gerçekten çok değerli. Öte yandan genç mimar olmanın birçok avantajı olduğu gibi bir o kadar da dezavantajı var. Genç olmamız bazen müşteriler tarafından dinamik bulunup olumlu değerlendirilirken bazen de ön yargı oluşturabiliyor. Bazen insanların nazı daha çok geçebiliyor.

Mimarlık mesleğini icra edebilmek için en lüks istekleri olan müşteri profillerinden, uygulama esnasında genç bir mimardan direktif almak istemeyen ustaya kadar çok geniş bir yelpazede kişiler ile muhatap oluyorsunuz. Bu açıkçası genç olmanın ve o tecrübeye zamanla ulaşıyor olmanın en büyük handikapı. İnsan ilişkilerinde yerinizi tanımlamak zor oluyor diyebiliriz.

 

Aslında sizleri yarışmalardaki başarılarınızla da tanıdık bir yandan... Bu noktada genç mimarlar için yarışma kültürünün önemli olduğunu düşünüyor musunuz?

Yarışmalar, genç mimarların büyük ölçekli işlerde kendilerini gösterebiliyor olması açısından önemli. Karşımıza sürekli çıkmayan temalar ve tipolojiler üzerine fikir geliştirme ve çözüm üretme imkanı sunuyor. Bu açıdan yarışmalara katılmayı çok olumlu buluyor, özellikle farklı olduğunu düşündüğümüz konular üzerine çalışmalar geliştiriyoruz.

Ofisimizin uygulanmış yapılar ile katıldığı yarışmalardan da son derece güzel sonuçlar aldık. Bu anlamda ödüllendirilmiş olmak, uygulanmış yapısı az sayıda olan genç mimarlar için çok yüreklendirici ve umut vaadedici oluyor. Bu sebeple inşa edilmiş projelerimiz ile WAF, Architizer A+ Awards ve IF tasarım ödülü gibi yarışmalara da katılımı önemsiyoruz.

 

Artan iş temposunda yarışmalara katılma motivasyonunu bulabiliyor musunuz? Ya da daha doğrusu iş planında yarışmaların yeri değişiyor mu sizin için?

Yarışma yapıyor olmak ofisimizi dinç tutuyor. Bu anlamda iş planımızda yarışmalara çok sık olmasa da yer ayırıyoruz ve bu konuda seçiciyiz. Yarışmaya katılmaya karar verdiğimizde ona konsantre oluyor ve odaklanmış bir şekilde o projeyi çıkartmaya özen gösteriyoruz.

 

"Mimarlık mesleğini icra edebilmek için en lüks istekleri olan müşteri profillerinden, uygulama esnasında genç bir mimardan direktif almak istemeyen ustaya kadar çok geniş bir yelpazede kişiler ile muhatap oluyorsunuz"

Bazı alanlarda gittikçe uzmanlaştığınızı ya da o alanlarda üretiminizin arttığını görüyoruz. Bu bir tercih mi? İş alırken hangi noktalarda seçici davranıyorsunuz?

Uzmanlaştığımız alanlardan biri sağlık sektörü. Bu başlangıç aslında ilk etapta tamamen tesadüfi idi. Geliştirdiğimiz projelerin çoğalması ile farklı hekimler tarafından fark edilen işlerimiz bize bu kanalı tam anlamı ile açtı. Bizim için ağız ve diş sağlığı poliklinikleri üzerine çalışmak oldukça keyifli oldu. Sunduğumuz konseptlerin anlaşılması ve uygulanması işverenler ile doğru iletişimde olduğumuzun da bir göstergesi.

Bizim için iş alırken seçicilik aslında çoğu zaman bir parametreye bağlı oluyor. Bazı yapı tipolojilerinin (türlerinin) çeşitli girdiler dolayısı ile fazlası ile birbirine benzer planlamalar ve sistemler içerdiğiniz görüyoruz. Bazı projelerde yönetmelik ve rant elde etme parametreleri birleştiğinde tasarımcının, mimarın fazla bir hareket alanı kalmıyor. Bu tip tasarımda benzer ürünleri elde etmeyi daha sürecin en başından hedefleyen projelerde çalışmak bizim için çok da çekici olmuyor. 

 

Türkiye mimarlık camiası aslında oldukça yoğun ve tartışmalı bir gündeme sahip. Fakat uluslararası mimarlık camiası da bir o kadar hareketli. Yabancı yayınları, projeleri ne kadar takip edebiliyorsunuz?

Yabancı yayın ve projeleri bir tür mesleki deformasyon ile her daim takip ediyoruz. Geliştirilen yeni yaklaşımlar ve düşünceler çok ilham verici oluyor. Farklı malzemelerin kullanımlarının çeşitlenmesi ve güncel inovasyonlar mimarlık pratiği üzerine denemeler yaparken geliştireceğimiz öneriler için birer araç. Bu anlamda teknolojiyi, malzeme kullanımını ve imkanların bol olduğu ortamlarda strüktürel olarak denenen işleri her daim takip ediyoruz.

 

Size ilham veren bir şehir var mı?

Bize ilham veren şehirlerin başında Hong Kong geliyor. Tasarımın bu denli şekillendirdiği bir şehir daha görmedik. Yüksek kulelerin bulunduğu bölümlerde bile insanın kendini ölçeklendirmesi zor olmuyor. Tüm yoğunluğuna karşın her şey insan ölçeği gözetilerek tasarlanmış. Kentin bir kısmında önü alabildiğince açık bir şekilde denize girebiliyorsunuz. Farklı bölgelerine sürekli deniz yolu ile ulaşım sağlanmakta. İnsanın yapılı çevrede ihtiyaç duyduğu her şey var, sirkülasyonlar her düzlemde oldukça detaylı düşünülmüş ve tasarlanmış durumda.

 

Üzerinde çalıştığınız ve bilgi verebileceğiniz projeleriniz varsa duymaktan mutluluk duyarız.

Şu anda üzerine çalıştığımız bir poliklinik yapısı yar. İki katlı bir ağız ve diş sağlığı polikliniği. Bu dönemde ağız ve diş sağlığı merkezi, estetik kliniği gibi sağlık üzerine mimari ve iç mimari ölçekte projeler üzerine çalışıyoruz. Sağlık üzerine çalışırken sıcak mekanlar üreterek hastaların fobilerini yenmek ve hem çalışanların hem de hastaların konforunu üst düzeyde kurguladığımız fonksiyonel mekanlar üretmek, üzerine çalıştığımız konulardan.

THE PICKS-