Nov 08 2012

Yıldız Savaşları, Bölüm 1


Bu belki de görüp görebileceğiniz en moda karşılaşma: Hedi Slimane ve Raf Simons, şimdi arenada.

Sıla Güven

Moda dünyası daha önce de yıldız savaşlarına maruz kalmıştı. Geçtiğimiz haftalarda izlediğimiz hayli heyecanlı düellonun yıldızları, Hedi Slimane ve Raf Simons’du. Hedi Slimane, Dior Homme kreatif direktörlüğünden sonra elini eteğini modadan çekip, kendini fotoğrafa vermişti. Fakat daha sonra, rock’n roll camiasının tasarım dehasına gelen bir teklif, hayranlarının nutkunu tutturan cinstendi. Klasik ve devrimci modaevi Yves Saint Laurent, Slimane’ın kapısını çaldı. Twitter üzerinden dedikodular dönmeye başladı ve sonra beklenen oldu. Tasarım evinin yeni direktörünün rock’n roll ve Kaliforniya ruhunu nasıl yapıp da kült markaya yedireceği, moda tutkunları tarafından merakla bekleniyordu. Koleksiyon iple çekilirken, tasarımcının modaevinin adını değiştirmesi, belki de bu zamana kadar moda tarihinde yapılmış en girişimci, en radikal ve bir o kadar da korkutucu hareketlerden biriydi.

Raf Simons’un Jil Sander koleksiyonları, Slimane’ın karanlık kimliklerinin durduğu yerin tam karşısındaydı. Kimilerine göre gerçek bir kadın silueti sunuyordu. Oysa kadının bin bir yüzünden biriydi sadece paylaştığı. Cool duruşun altında saklanan o romantik adam, Jil Sander’deki son defilesinde ağlayarak selamını verdi. Podyuma yerleştirilmiş kocaman çiçekli vazolar, bir vedayı anlatıyordu belli ki. Bu sırada sosyal medyanın ‘Dior Yeni Tasarımcısını Arıyor’ başlığıyla sallanması, markaların tasarımcı edinme ve yitirme döneminde olması, akıllara tahmin ettiğimiz şeyi getiriyordu. Her şey -şimdi düşününce- bir anda olmuş gibiydi sanki. Ve Raf Simons artık, Dior’un yeni tasarımcısıydı. Jil Sander ise, 90’ların minimal duruşlarının yaratıcısı olan isim annesinin kollarına geri dönmüştü.

Şu sıralar, Paris Moda Haftası’ndan beri moda ahalisinin en büyük merakı, bu iki ismin sırada ne yapacağı. Hedi Slimane’ın İlkbahar-Yaz 2013 koleksiyonuna gelen eleştiriler karışık. Dünyanın en önemli moda yazarlarına baktığınızda, neredeyse tamamının, yeni Saint Laurent defilesi ile ilgili çok da memnun olmadıklarını görüyorsunuz. ‘Beklendik’, ‘tanıdık’ ve ‘rock’n roll’ kelimeleriyle tanımlanan koleksiyondan en memnun kalan kesim ise, her defilede ön sıraları parselleyen Saint Laurent kadınları, Kate Moss, Jamie Hince, Alexander Wang ve Riccardo Tisci gibi moda ve müzik ikonları. Raf Simons’un Dior defilesinde ise, moda dünyasının en önemli isimleri hazır bekliyordu. Defile ardından gelen eleştirilerin hepsi, bir tasarımcının duymak isteyecekleriydi. Bu müthiş yetenekli iki isim, ilk rauntta beraberlik yaşıyorlar şimdi. Simons’un koleksiyonu tüm şıklığıyla, moda editörlerinin ve çekimlerin baş tacı olmayı garantiledi. Dünyanın dört bir yanındaki satın almacılar ve Saint Laurent ekibi ise çok mutlu, çünkü pazarın ve dünya ekonomisinin gittikçe kötüye ilerlediği bu dönemde, markanın ‘giyilebilir’ yeni koleksiyonu, sezonun en büyük satışlarından birine vesile olacak gibi.

Bayanlar, baylar… Eğer yerlerinizi aldıysanız; ikinci raunda hazır mısınız?

 

THE PICKS-