Jan 08 2013

Stedelijk Amsterdam'a Geri Döndü


Yenilenen modern sanat müzesi özgün mimarisiyle şimdiden şehrin ikon yapıları arasında yerini aldı.

Melda Göktuğ Şallı

Amsterdam'ın ünlü modern sanat müzesi Stedelijk, dokuz yıllık bir aradan sonra kapılarını yeniden açtı. Önemli bir renovasyon sürecinden geçen müzenin yeni görünümü, yıllardır uzak kaldıkları sanat merkezini geri isteyen Hollandalıları mutlu ederken tasarım dünyasında tartışmalara yol açtı. Orijinal müzeye eklenen binanın dev bir küveti andıran mimarisi sayesinde Stedelijk, artık Amsterdamlılar tarafından 'the Bathtub' olarak anılıyor. Yapının estetiğini ve bütçesini sorgulayan mimari tartışmaları bir kenara bırakırsak, 10.000 metrekarelik yepyeni bir sergi alanına kavuşan modern sanat müzesi, kapsamlı koleksiyonu ve özgün seçkileriyle sanatseverlerin beklentilerini karşılamaya devam ediyor.

Orijinal binadaki modern altyapı eksikliği ve büyüyen koleksiyonun daha geniş bir yere ihtiyaç duyması nedeniyle 1990'larda müzenin yenilenmesine karar verilmişti. Hatta 1993 yılında çatının akması yüzünden bazı eserlerin zarar görmesi büyük tepki toplamıştı. 2004'te yangın düzenlemesinin gerekliliklerini yerine getiremediği gerekçesiyle ziyarete kapanan Stedelijk'in yeni projesi farklı tasarım önerileriyle dikkat çeken Benthem Crouwel mimarlık stüdyosundan Mels Crouwel'e emanet edildi.

Ancak Stedelijk'in şanssızlığı bir kez daha kendini gösterdi. Eski müzenin restorasyon süreci 2010'da tamamlandıysa da, eserler ve ziyaretçiler için uygun havalandırmayı sağlayacak iklim kontrol sistemleri henüz yerleştirilemediği için açılış tarihi ertelendi. Bunun üzerine Hollandalı girişimci Otto Nan öncülüğünde 'Stedelijk Do Something' başlıklı bir kampanya başlatıldı. Kamuoyunda büyük destek gören kampanya basının ve sosyal medyanın da gücüyle Hollandalıların gündemini ele geçirdi. Sonuçta, orijinal bina 2010'da açıldı ancak küvet şeklindeki sürprizin ziyaretçilere kapılarını açması 2012'nin sonbaharını buldu.

Uzun süredir beklenen ek bina, A.W. Weissman imzalı, Viktorya döneminden esintiler taşıyan kırmızı tuğlalı orijinal yapıyı sanatsal ve işlevsel açıdan tamamlamayı başarıyor. Orijinal binayla yeni yapı arasındaki bağlantı modern tasarımlı asansörlerle kuruluyor ve ziyaretçilerin yönetim bölümlerini atlayarak sergiler arasında rahatça geçiş yapabilmesi sağlanıyor.

Müzenin yeni cam kaplı giriş salonu Van Gogh Müzesi ve Rijksmuseum'un da bulunduğu Museumplein'a bakıyor. Yine burada, Richard Serra'nın çelikten dev heykeli 'Sight Point' (for Leo Castelli) ziyaretçileri selamlıyor.

Amsterdam'ın bir parçası haline gelen orijinal yapı, müzenin 1870'lere dayanan 90 bin parçalık kalıcı koleksiyonuna ev sahipliği yapmaya devam edecek. Bu koleksiyona yeni eklenen yapıtlar arasında Marlene Dumas'ın huzurlu bir Usame Bin Ladin resmettiği, tartışma yaratan 'Osama' ve tanınmış ressam Luc Tuymans'ın 'HM' başlıklı eserleri de bulunuyor. Stedelijk'in güncel programındaysa 25 Ocak-28 Nisan arasında Guido van der Werve'nin insanın fiziksel direncini sorgulayan video projesi, 20 Nisan-22 Eylül arasında Lucy McKenzie'nin optik illüzyona dayalı oeil-painting tekniği kullandığı görsel sanat projesi ve 1 Nisan'a kadar da unutulmaz sanatçı Mike Kelley'in sergisi göze çarpıyor.Amsterdam'ın ünlü modern sanat müzesi Stedelijk, dokuz yıllık bir aradan sonra kapılarını yeniden açtı. Önemli bir renovasyon sürecinden geçen müzenin yeni görünümü, yıllardır uzak kaldıkları sanat merkezini geri isteyen Hollandalıları mutlu ederken tasarım dünyasında tartışmalara yol açtı. Orijinal müzeye eklenen binanın dev bir küveti andıran mimarisi sayesinde Stedelijk, artık Amsterdamlılar tarafından 'the Bathtub' olarak anılıyor. Yapının estetiğini ve bütçesini sorgulayan mimari tartışmaları bir kenara bırakırsak, 10.000 metrekarelik yepyeni bir sergi alanına kavuşan modern sanat müzesi, kapsamlı koleksiyonu ve özgün seçkileriyle sanatseverlerin beklentilerini karşılamaya devam ediyor.

Orijinal binadaki modern altyapı eksikliği ve büyüyen koleksiyonun daha geniş bir yere ihtiyaç duyması nedeniyle 1990'larda müzenin yenilenmesine karar verilmişti. Hatta 1993 yılında çatının akması yüzünden bazı eserlerin zarar görmesi büyük tepki toplamıştı. 2004'te yangın düzenlemesinin gerekliliklerini yerine getiremediği gerekçesiyle ziyarete kapanan Stedelijk'in yeni projesi farklı tasarım önerileriyle dikkat çeken Benthem Crouwel mimarlık stüdyosundan Mels Crouwel'e emanet edildi.

Ancak Stedelijk'in şanssızlığı bir kez daha kendini gösterdi. Eski müzenin restorasyon süreci 2010'da tamamlandıysa da, eserler ve ziyaretçiler için uygun havalandırmayı sağlayacak iklim kontrol sistemleri henüz yerleştirilemediği için açılış tarihi ertelendi. Bunun üzerine Hollandalı girişimci Otto Nan öncülüğünde 'Stedelijk Do Something' başlıklı bir kampanya başlatıldı. Kamuoyunda büyük destek gören kampanya basının ve sosyal medyanın da gücüyle Hollandalıların gündemini ele geçirdi. Sonuçta, orijinal bina 2010'da açıldı ancak küvet şeklindeki sürprizin ziyaretçilere kapılarını açması 2012'nin sonbaharını buldu.

Uzun süredir beklenen ek bina, A.W. Weissman imzalı, Viktorya döneminden esintiler taşıyan kırmızı tuğlalı orijinal yapıyı sanatsal ve işlevsel açıdan tamamlamayı başarıyor. Orijinal binayla yeni yapı arasındaki bağlantı modern tasarımlı asansörlerle kuruluyor ve ziyaretçilerin yönetim bölümlerini atlayarak sergiler arasında rahatça geçiş yapabilmesi sağlanıyor.

Müzenin yeni cam kaplı giriş salonu Van Gogh Müzesi ve Rijksmuseum'un da bulunduğu Museumplein'a bakıyor. Yine burada, Richard Serra'nın çelikten dev heykeli 'Sight Point' (for Leo Castelli) ziyaretçileri selamlıyor.

Amsterdam'ın bir parçası haline gelen orijinal yapı, müzenin 1870'lere dayanan 90 bin parçalık kalıcı koleksiyonuna ev sahipliği yapmaya devam edecek. Bu koleksiyona yeni eklenen yapıtlar arasında Marlene Dumas'ın huzurlu bir Usame Bin Ladin resmettiği, tartışma yaratan 'Osama' ve tanınmış ressam Luc Tuymans'ın 'HM' başlıklı eserleri de bulunuyor. Stedelijk'in güncel programındaysa 25 Ocak-28 Nisan arasında Guido van der Werve'nin insanın fiziksel direncini sorgulayan video projesi, 20 Nisan-22 Eylül arasında Lucy McKenzie'nin optik illüzyona dayalı oeil-painting tekniği kullandığı görsel sanat projesi ve 1 Nisan'a kadar da unutulmaz sanatçı Mike Kelley'in sergisi dikkat çekiyor. 

THE PICKS-