Feb 18 2015

Stuart Vevers Mucizesi


Mulberry, Loewe ve son olarak Coach; bir kreatif direktör 70 senelik lüks bir markayı iki sene içinde nasıl baştan yaratabilir?

Şahin Çakıroğlu

Günümüzde köklü moda evlerinin veya markaların zamanın dinamizmine ayak uydurup ayakta kalabilmeleri için sadece yetenekli bir kreatif direktörden çok daha fazlasına ihtiyacı var.  Büyük markaların gelenekleri dolayısıyla sahip oldukları prestij, finansal kaynaklar ve marka bilincine sahip sadık müşteriler ancak bu değerleri en doğru şekilde kullanabilen zeki bir yöneticiyle büyük başarılara dönüşebiliyor. Yorkshire doğumlu 41 yaşındaki tasarımcı için, kariyeri boyunca yaptıklarıyla büyük markaların kurtarıcısı dersek pek de abartmış olmayız. Mulberry, Loewe ve son olarak Coach’taki performansı, Stuart Vevers’in sahip olduğu yetenek ve zekasını 70 yıllık bir markaya yeni bir soluk vermek için nasıl birleştirdiğini kanıtlar nitelikte.

Romantizm ve nostaljiyle birleşen 'rocker' kadın imajı

Vevers’in markanın başına geçtiğinde yaptığı ilk iş ürünlerdeki çeşitliliği arttırmak oldu. Daha çok lüks deri çantalarıyla bilinen marka, Vevers önderliğinde ilk hazırgiyim koleksiyonunu geçtiğimiz yıl New York Moda Haftası’nda görücüye çıkardı. Uzun süre Avrupa geleneğine bağlı markalarla çalıştıktan sonra bir anda tümüyle ‘Amerikan’ bir  koleksiyon ortaya çıkararak İngiliz tasarımcı ilk sınavını başarıyla verdi. Amerika’daki lüks tanımının Avrupa’dakinden biraz daha farklı olarak, rahatlık hissinden bağımsız düşünülemeyeceğini hesaba katan Vevers ihtiyaca yönelik son derece rahat bir koleksiyon sundu. Bir yıl gibi bir sürede gerçekleştirdiği bu reformu markanın geleneğinden ve çizgisinden uzaklaşmadan yapması, Vevers’in tahminlerden çok daha kısa sürede sadık Coach müşterileri tarafından benimsenmesini sağladı.

Son olarak Debbie Harry, Courtney Love ve Patricia Arquette gibi ikonlardan aldığı ilhamla hazırladığı 2015 ilkbahar/yaz koleksiyonunun başarısı, tasarımcının 2014’te başlattığı yenilenme hareketinin ne kadar kısa sürede ivme kazandığını bizlere gösterdi. İmajın yaratabileceği etkiden ilham alan Vevers, popüler kültüre de dahil edebileceğimiz güçlü ‘rocker’ kadın imajlarının hem kasvetli hem de bir şekilde romantizm ve nostaljiyi bir arada tutan görüntüsünden etkiler barındıran koleksiyonuyla herkesi kendine hayran bıraktı. Herhangi bir markanın başında çok uzun süre kalmasına alışık olmadığımız tasarımcının Coach’taki serüveni ne kadar sürer bilinmez, ancak temelleri sağlam bir zemine oturan reformuyla marka Vevers’ten sonra uzun bir süre bu ivmeyle devam edecek gibi.  

THE PICKS-