May 09 2013

Ölümsüzlüğün Kokusu


20. yüzyılın ikonlarından Chanel N° 5’e adanan sergi, avangart sanatın ve modernizmin tarihine de ışık tutuyor.

Melda Göktuğ Şallı

Gabrielle ʻCoco’ Chanel, “İleride gerçekleşecek şeylerin bir parçası olmak istiyorum” demişti. Chanel’i yıllardır bulunduğu efsanevi noktaya getiren en önemli etken de bu yaratıcı ve ileri görüşlü tavır oldu. Modayı aşan bir dil ve kültür oluşturmayı başaran bu cesur kadın, 1921’den beri popülerliğini koruyan tek parfümün de yaratıcısı: Chanel N° 5.

Chanel’in aşık olduğu Boy Chapel’in ölümünün ardından Fransa’nın güneyine yaptığı yolculuk, belki de parfümün doğuşu için temel adımdı. Burada Rus çarının eski parfümcüsü Ernest Beaux ile tanışan Gabrielle ondan ʻkadınlar için, kadın gibi kokan bir parfüm’ istedi. Dünyanın farklı yerlerinden ylang ylang, gül ve yasemin gibi bitkilerin kokuları onun yaratıcı yönetiminde bir araya geldi. Chanel N° 5 kokusunun yanı sıra, bir laboratuar şişesini andıran şişesi ve ismiyle, dönemin abartılı ve lirik parfüm dünyası içn bir devrimdi. Aslında Chanel’in tek yaptığı, kendi karakterini yansıtan bir ürün geliştirmekti; tasarımlarındaki gibi özgür, yaratıcı, pratik ve en önemlisi ruhu olan, her şeyiyle karakterli bir parfüm.

Modernizmin en etkileyici karakterlerinden Coco Chanel, çağdaş sanatın merkezinde yer almayı seviyor ve buradan ilham alıyordu. Bugünse onun verdiği ilham hala moda ve tasarımı etkiliyor. Bu güçlü vizyona bir saygı duruşu niteliği taşıyan Paris Palais de Tokyo’daki N° 5 Culture Chanel sergisi ziyaretçilerini efsanenin yaratıldığı dönemi keşfetmeye davet ediyor.

Chanel markasını yıllar boyunca sanatla buluşturan bağı temel alan sergi, markanın bundan önceki sanat etkinliklerini de tasarlayan Jean-Louis Froment küratörlüğünde gerçekleşiyor. Sergide ikon mertebesindeki bu parfümün ruhunu oluşturan sanatsal izler inceleniyor. Chanel N° 5’in yaratıldığı dönemin kültürel etkileriyle ilişkisi ve avangart hareketlerle etkileşimi ise serginin başlıca temaları arasında.

Sergilenen sanat eserleri, fotoğraflar, arşivler, kitaplar ve çeşitli objeler Matmazel Chanel’in yaratıcı evrenini ve hayalgücünü şekillendiren ilham kaynaklarının birçoğunu ortaya koyuyor. Jean Cocteau, Pablo Picasso, Guillaume Apollinaire, Igor Stravinsky, Francis Picabia ve Pierre Reverdy gibi ressam, şair ve müzisyen arkadaşlarıyla olan ilişkileri de sergilenen önemli parçalara kaynaklık etmiş.

Jean-Louis Froment sergiyi “N° 5 ülkeleri, kitapları, şiirleri ve sanatsal hareketleri aşan, modernizmin kaynaklarından birini olmuş bir parfüm. Bir aşk hikayesinden doğan bu ürün, en temel notasında içimizdeki gizli yönleri ortaya çıkararak bu duyguyu bize taşıyor. Parfümün doğuşuna tanıklık eden dönem ve kültürel atmosfer, onunla özdeşleşen ve onu bugüne taşıyan bir aura oluşturdu. Ve geleceğe uzanan bu yolculuğun bir sonu yok” sözleriyle anlatıyor. Fremont’un küratörlüğünün yanı sıra, Irma Boom, Piet Oudolf, Laurent Burgisser ve Jérôme Schlomoff’un katkılarıyla gerçekleşen sergi, 5 Haziran’a kadar görülebilir. 

THE PICKS-